Muhammed Mustafa -1

Ahmed Hulûsi

TİCARETE GİRİŞ

Efendimiz 25 yaşına gelmişti.. Artık bir işle meşgul olması gerekiyordu.. Bu arada amcası Ebu Talib dahi epeyce yaşlanmış ve ticaret yapamaz hâle düşmüştü.. Bir gün Efendimiz`e şöyle konuştu amcası Ebu Talib:

- Ey gözümün nuru, kardeşim oğlu, biliyorsun ki artık ticaret yapamıyorum ve bir sıkıntı içindeyiz.. Geçim sıkıntısı bayağı belimizi büküyor... Sen de artık eskisi gibi koyunlarla meşgul olamazsın.. Eğer bir ticaret imkânı çıkarsa, ne dersin, çalışmak ister misin? Efendimiz bu teklifi memnuniyetle kabul etmişti.. Bütün mesele artık Efendimiz`in ne şekilde ticaret yapacağına kalmıştı.. Nitekim bu mesele de kolaylıkla halloluverdi..

Bu konuşmalar, artık Efendimiz`in ticaretle meşgul olma arzusu, Mekke`nin en zengin tâciri Hatice`nin kulağına erişmişti. Efendimiz ise o zamanlar "Mumammed-ül Emin" diye anılıyordu.

Hatice, Efendimiz`i çağırtı ve Cüreş pazarına kervanının başında gitmesini, buna karşılık da iki genç deve verebileceğini teklif etti... Cüreş, Mekke ile Yemen arasında altı günlük mesafede idi.

Efendimiz, Cüreş`ten Yemen mahsulü buğday satın aldı ve bunu Mekke`ye getirerek kâr ile sattı. O kârı da sermayeye katarak Hubaşe pazarına götürdüler ve yeniden mal alarak getirdiler ve kısa zamanda verilen sermayeyi iki misline çıkardılar..

İşte, Efendimiz ile Hatice`nin ilk ticari münasebeti böyle başladı. Bu iki küçük ticari sefer, hakikaten Hatice`ye çok uğurlu gelmişti...

Aradan birkaç ay geçmişti..

Bir gün Abdulmuttalib`in kızı, Efendimiz`in halası olan Atike, kardeşi Ebu Talib`e misafir geldi.

- Ya Ebu Talib!.. Muhammed 25 yaşına bastı.. Evlenme çağı geldi, geçiyor.. Buna bir çare bulmaz mısın? Ebu Talib düşünceli bir şekilde konuştu:

- Her zaman kardeşim oğlunu düşünüyorum.. Fakat bliyorsun ki, ben oldukça yaşlandım.. Üstelik de mâli durumum hiç müsait değil.. Bu hâl karşısında çok şeyler yapmak istememe rağmen elimden de hiç bir şey gelmiyor. Halbuki düğün ise bilirsin ki para pul demektir...

Atike, kardeşi Ebu Talib gülümseyerek konuştu:

- Para kazanmanın ben bir çaresini buldum...

- Nedir o ?

- Eğer sen uygun görürsen, hemen işe başlarım..

- Nedir o mesele?.. Önce bana söyle !..

-Bu günlerde Hatice Şam`a yeni bir kervan göndermeyi düşünüyormuş.. Kendisine çok güvenebileceği bir şahsı arıyormuş.. Arzu edersen kendisi ile görüşeyim.. Böylelikle hem Hatice`nin işi görülmüş olur, hen de kardeşim oğlu para kazanmış olur; düğünü için elinde bir hazırlığı bulunur..

Ebu Talib`in aklı yatmıştı bu fikre..

- Peki!.. Bildiğin gibi yap..

Bundan sonra Efendimiz`in halası Atike, tâcire Hüveylid kızı Hatice`ye giderken; Ebu Talib`de Efendimiz`in yanına koştu..

Efendimiz, Ebu Taib`in kendisine ilettiği bu teklifi memnuniyetle kabul etmişti.. Bu arada Atike`de Hatice ile konuşuyordu:

-Ya Hatice, duydum ki, Şam`a bir kervan gönderecekmişsin.. Bu kervanın başına da güvenilir birini arıyormuşsun.. İstersen bu aradığın şahış kardeşim oğlu Muhammed`ül Emin olabilir.. Ne dersin ?

Hatice bu teklife sevinmişti.. Gözleri parladı:

-Muhammed`i bundan evvel de iki üç defa Cüreş ve Hubaşe pazarlarına yollamıştım. Ayağı çok uğurlu olan bir kimsedir.. O`nu hemen bana yollayabilir misin?

Bu cevap Atike`yi sevindirmişti.. Hemen Efendimiz`e haber vermek üzere Hatice`nin yanından ayrıldı.. Hatice Efendimiz`e ayrıca şu haberi de yollamıştı:

-Eğer o büyük insan benim Şam seferimi deruhte ederse, kendisine başkalarına verdiğimin iki misli sermaye verebilirim..

Her iki tarafta müjdeli haberle uçmaya başlamıştı.. Efendimiz bu davet üzerine yanına bir arkadaşını alarak Hatice`nin evine gitti.. Hatice ilk olarak Efendimiz`i dikkatli bir şekilde süzdü !

Hayret! Bu güne kadar hiç de bu kadar nurlu yüzlü, güzel ve güven verici bir erkek görmemişti.. Efendimiz`e şöyle hitâb etti Hatice:

-Senin güvenilir bir insan olduğun bütün Mekke`lilerce bilinir.. Bu yüzden sana "Emin" diyorlar.. Bu defa Şam`a yollayacağım kervanı sana vermek istiyorum.. Ayrıca kölem Meysere`yi de yanına vermeyi düşünüyorum.. Başkalarına verdiğim sermayenin de iki mislini vereceğim.. Ne kadar fazla satış yapabilirsen kazancın o nispette olur..

Hatice`nin bu teklifini dinleyen Efendimiz doğruca amcası Ebu Talib`in yanına geldi ve kendisine yapılan teklifi olduğu gibi ona anlattı.. Ebu Talib görüşünü şöyle ifade etti:

-Ey kardeşim oğlu, bu iş şüphesiz ki Allah`ın sana göndermiş olduğu bir rızıktır.. Bunu kabul edebilirsin.. Orada sana yahudilerin bir şeyler yapmasından korkarım .. Ancak şu da var ki, seni bu yaşa kadar yetiştiren ve kötülüklerden muhafaza eden Allah, seni bundan da korur elbette..

Ve nihâyet Efendimiz başkanlığındaki kervan Şam`a müteveccihen Mekke`den yola çıktı. Hatice Efendimiz`e yardımcı olarak verdiği kölesi Meysere`den başka akrabalarından Huzeyme`yi dahi yardımcı olarak kervanla yola çıkarmıştı..

*  *  *