Muhammed Mustafa -1

Ahmed Hulûsi

EBU TÂLİB`İN GÖZETİMİNDE

Doğmadan babasını; 6 taşında annesini; 8 yaşında da dedesini kaybetmişti Efendimiz...Bundan sonra Efendimiz`in bakımı tamamen amcası Ebu Talib`e aitti.. Efendimiz artık amcası Ebu Talib`in evinde idi..Ebu Talib`in mali durumu öyle pek iyi değildi, arasıra sütünden faydalandıkları develerinden başka bir şeyi yoktu.. Çoluk çocuğu da ona göre bereketli olunca, bu yüzden çeşitli sıkıntılara dûçar oluyordu...

Buna rağmen Kureyş`in ulusu ve şereflisi Ebu Talib`di... Büyük hürmet gösterilen, sözlerine riayet edilen bir zâttı...

Câhiliyet devrinin birçok kötü itiyadlarından kendisini muhafaza etmesini bilmişti... Abdulmuttalib gibi içki içmez, kumar oynamazdı... Ebu Talib Efendimiz`i kendi çocuklarından daha fazla sever, yanına O`nu almadan bir yere gitmezdi... Yemekte ilk lokmayı O`nun almasını isterdi.... Efendimiz her ne isterse, mutlaka onu yerine getirirdi.. Zîrâ Abdullah onun öz ana bir kardeşiydi.. Diğer kardeşleri gibi ana ayrı kardeş değildi... Bu yüzden Efendimiz`i çok daha fazla seviyordu...

Ebu Talib hakikaten Efendimiz`de kendi çocuklarında olmayan bazı özellikler tesbit ediyordu.. Efendimiz`in bulunduğu bir yemekte, azıcık yiyecek çok kişiye yeter, karar olan yiyecek ise sanki bir iki kişi yemiş gibi artardı... Aile efradı kendi başlarına yahud ayrı ayrı gruplar halinde yedikleri zaman kolay kolay az bir yemekle doymazlardı. Halbuki aynı aile bir masada oturduklarında ise, azıcık bir yemekle doyup kalkarlardı.. Bu yüzden Ebu Talib mutlaka Efendimiz`in sofrada olmasını ve ilk lokmayı O`nun almasını isterdi. Sonra da diğer çocuklarının O`nu kıskanmasını önlemek için, O yetimdir, onun için ilk lokma O`na aittir diyerek onların gönüllerini alırdı... Öyle olduğu olurdu ki, sofraya bir kimsenin doyacağı kadar süt gelir, fakat o sütten ilk içen Efendimiz olduktan sonra, bütün sofra halkı o sütten içerdi de, gene de süt bitmezdi.. Bu yüzden, Ebu Talib Efendimiz`e:

-Sen çok hayırlı, çok mübârek bir evlâtsın.. derdi..

*  *  *