Hz. Muhammed Neyi "Oku"du

Ahmed Hulûsi

BESMELE HAKKINDA

"FÂTİHA" sûresinin mânâsı eğer derinliğine doğru anlaşılırsa, bize Kur`ân-ı Kerim kilidini açacak anahtarı verir...

-Kur`ân-ın sırrı Fâtiha`da; Fâtiha`nın sırrı Besmele`de; Besmele`nin sırrı da başındaki "B"dedir !.

Şeklindeki, bu konuyla ilgilenen hemen herkesin bildiği uyarı, olayın özüne ermek isteyenler için son derece önemlidir.

Bu durumda "FÂTİHA"nın mânâsına girebilmek için, önce "Bismillahir rahmanir rahim"i anlamak; "Besmele"nin mânâsına erebilmek için de önce "B" harfinin sırrını çözmek zorunludur...

Öyle ise önce "BESMELE"nin "B"sinden başlayalım işe...

Bunun için de önce Hamdi Yazır`ın tefsirinde "B" harfinin mânâsı ile alâkalı şu satırları okuyalım:

"-İleri gelen büyük müfessirler diyorlar ki:

“B”nin buradaki (besmelenin başındaki) mânâi ilsakı, ya MÜLABEST ve MUSAHABET, veya istianedir...

Yani şuurumuzda hasıl olacak olan nispet “Allah, Rahmanı Rahim” ismine bir mülabest ve maiyyet hissi; veyahut “ALLAH” isminin ve “RAHMAN`ı RAHİM” sıfatlarının müsemma ve medlullerine nazaran Rahmeti ilâhiyeden istimdad ve istiane hissidir; ki evvelkinde, nazmı besmele, hâl; diğerinde, mefulü bih gayri sarih olur...

...Bu tevile göre, Besmele`nin meali;

 “ALLAHİ RAHMANI RAHİM NAMINA”

demek oluyor, ki bu da "B"da mülabese mânâsına dönüktür..

Fakat, bunun hasılı, bir niyabet itirafıdır.

Bir işe başlarken, "filan nâmına" demek;

"Ben, bunu, ona izâfeten, ona hilâfeten, onu temsilen, onun bir aleti olarak yapıyorum... Bu iş hakikatte, benim veya başkasının değil, ancak O`nundur"... demek olur..

Bu da, VAHDETİ VÜCUD mülahazasına dönük bir "FENAFİLLAH" hâlidir ki; ancak risâlet, vilâyet, hâkimiyet, tasarruf gibi makamatı mahsûsada cari olur.." (c:1;s:43)

Bu açıklama merhumun "Diyanet" tarafından bastırılan orijinalinden alınmıştır... Ne yazık ki, günümüzde "sadeleştirilme" adı altında bir özel basımevi tarafından çıkartılan yeni basımda bu çok önemli bölümler bulunmamaktadır.

Oysa, yukarıya aldığımız "B"nin mânâsıyla ilgili yorum, bütün tasavvufla ilgilenen insanların ve evliyanın hedefi ve gayesi olan “HAKİKAT” sırrının anahtarıdır!... Bu anahtarın, konunun tâliplerine bağışlanışıdır!...

"B" harfinin işaret ettiği mânâyı anlamamış kişiler, "ALLAH"ı kendisinin dışında, ötesinde ve hatta "gökyüzünde bir TANRI" olarak düşünüp, daha sonra da işlerine akıl erdiremedikleri için hesap sormaya kalkarlar!.

"B" sırrına erdirilmişler ise, "sonsuz-sınırsız ALLAH" kavramı içinde, hem kendilerini hem de tüm evrenin bir "hiç" olduğunu farkedip, "an"sız bir biçimde "varolan yegâne vücud ALLAH imiş" gerçeğinin zevkini sürerler!...

Bütün azap ve ıstırapları oluşturan, yanlışa şartlanmış "benlik" olduğu gibi; huzur ve zevkin vesilesi de " ALLAH" kavramı içinde "hiç" olduğunu müşahede hâlidir! ...

Demek ki "Allah`a vuslat"ın yolu "B" sırrından geçiyormuş!..

Öyle ise, biz yine dönelim "FÂTİHA``ya....

Biz gene dönelim "BESMELE"ye

Biz gene dönelim "B"nin sırrına

Fâtiha`yı okumaya daima "besmele" ile başlarız... Niçin bu böyle..?

Çünkü Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm buyuruyor ki:

-Bismillahir rahmanir rahim, her kitabın anahtarıdır!.

Nasıl, anahtarsız kilit açılıp içeri girilemezse; “besmele”nin manasını da kavramadan, "Kitab"ın mânâları anlaşılamaz!.. Şayet "Besmele"nin işaret ettiği bilinç düzeyi ile bu konuya yaklaşırsak, ancak o takdirde işin "sırrına" yönelmiş; ve o hedefe kilitlenmiş oluruz!..

Nitekim geçmişte yaşamış son derece yüksek dereceli evliyaullah`ın işaretine kulak verirsek anlayacağız ki; Fâtiha`nın “besmele” ile başlamasının sebebi, kişinin konuya hangi mertebeden yaklaşması gerektiği hakkında uyarılmasıdır! ...

Yani, de ki, deniliyor...

-Rahman ve Rahim olan ALLAH "nâmına-adına"... Yani, "ALLAH" isminin işaret ettiği varlığın vücudu ile kaim olan varlığım, O`nun Rahmeti olarak bu işi meydana getirmektedir!..

Fiilimin hakiki ve mutlak meydana getiricisi ancak ve sadece ALLAH`tır!... "ALLAH" anlamıyla benden bu fiil meydana gelmektedir...

Fiilimin ardında, O`nun Zâtı; O`nun ilmi; O`nun iradesi; O`nun kudreti ve O`nun hikmeti mevcuttur!...

Öyle ise bu düşünce seviyesi ile yaşa; ve bunun dışındaki gerçeğe uymayan görüşlerle olayın hakikatından perdelenme!..

Hemen, bizim mislimiz bir “beşer” olan Hazreti Muhammed Mustafa Efendimiz’e yapılmış bulunan şu uyarıyı hatırlayalım:

-ATTIĞINDA, SEN ATMADIN; ATAN ALLAH`TI !... (8-17)

Ve hemen bunun ardından şu âyetin manasını da gözönüne getirelim:

-SİZİ VE YAPTIKLARINIZI ALLAH YARATTI !.. ((37-96)

İşte bu sebepledir ki, bir işe başlamadan önce “besmele” çeken insan sanki şöyle demektedir:

-Rahman ve Rahim olan ALLAH`ın özellikleri ve kudreti ile, hikmetinin eseri olarak, O`nun nâmına bu işe başlıyorum!.. Farkında ve idrâkındayım ki Gerçek fail O`dur!..

O istemiş olduğu için benden bu fiil çıkmaktadır!..

 Hemen şu âyeti de hatırlayalım:

-SİZDEKİ iSTEK, ALLAH`IN iSTEMESİDİR !. ((76-30)

Evet, "besmele"yi, "oku"yarak; yani;

-Ben bir “hiç”im; Allah`ın Hay isminin mazharı olarak hayatım O`na aittir; "İlim" sıfatının mazharı olarak şuur ve ilim bende zâhir olmaktadır; "MÜRİD" olduğu için iradesiyle bende istek ortaya çıkmakta; ve nihayet kudretiyle, başladığım iş oluşmaktadır!...

Bunu, başka bir şekilde, şöyle de ifade edebiliriz sanırım :

-ALLAH`ın RAHMAN ve RAHİM olmasının sonucu, yeryüzünde halife olarak varolan benden çıkan şey O`nun nâmınadır!... Ben olarak, benliğimle değil, O`nun esmâsıyla mücehhez, O olarak yapıyorum bu işi!...

Bu arada bir soru daha sorulabilir... Niçin namazda "Fâtiha" sesli okunurken, "besmele" sessiz ve içinden okunmaktadır..?

Şayet "besmele"nin mânâsını iyi kavramışsak, farkederiz ki, "besmele" "oku"nur ve "yaşanır", "hissedilir" bir olaydır!... Dışarıya ilan edilecek, açıklanacak bir "hal" değildir!.. Arif olan anlar elbet ne demek istediğimizi... Zira bu iş, ancak bu kadar açıklanabilir!...işte bu sebepledir ki "besmele" daima içten söylenir; "yaşanır"!...

Şimdi sıra geldi "FÂTİHA"da işaret edilen bazı mânâları farketmeye ve idrak etmeye!..

    *  *  *