Hz. Muhammed Neyi "Oku"du

Ahmed Hulûsi

HZ. MUHAMMED "ALLAH RASÛLÜ"DÜR CİBRÎL ELÇİSİ DEĞİL

Bu arada, dikkatimizden kaçmaması gereken, bir önemli husus da şudur;

Normaliyle, her işte kural, işe ehlini tâyin etmektir!.. Şayet o işe ehlini tâyin etmezseniz, hem o işe, hem de tâyin etmiş olduğunuz kişiye zulmetmiş olursunuz!..

Şimdi bir düşünün...

Sürekli Cebrail ve diğer meleklerle iletişim içinde olan; Cinleri görüp, onlarla iletişim içinde olan; içinde yaşadığı ve yaşayacağı sistemi "OKU"yan; daha aramızda yaşarken cennet ve cehennemi bizatihi görüp, orada yaşanmakta olanları ya da yaşanacakları anlatan; kabirde yaşanılanları müşahede edip, yanındakilere kabir alemindeki kişilerin içinde bulundukları halleri haber veren; gösterdiği yoldan gidenleri türlü olağanüstü özelliklere kavuşturan; ve daha sayamadığımız pek çok olağanüstü özellikleri olan bir ZÂT, nasıl olur da basit, sıradan bir “dikte makinesi bir beşer” ya da “hoparlör” ya da "postacı" olarak nitelendirilebilir... Ne getirdiğinden gâfil midir Allah Rasûlü ?..

Bırakın bu devri bir yana..

Bugüne kadar gelmiş geçmiş sayısız evliyadan zâtları düşünün...

Kimi keşif yollu, kimi fetih yollu müşahede sahibi zevat!...

Bunlardan hangi bir tanesi ortaya çıkıp da, RASÛLULLAH’n hadislerini "uydurmadır" diyerek saf dışı etmeye kalkmış?...

Üstelik, bunların önemli bir kısmı, mânen Rasûlullah Aleyhisselâm ile olabildiğince sık biraraya gelen ve gerçekleri O`nun ağzından kendi kulaklarıyla duyan zevat!...

Şayet bu hadisler, iddia edildiği gibi "uydurma olsaydı"; keşif ve fetih sahibi olup bugün dahi bu yoldan Hazreti Rasûlullah ile görüşme imkânına sahip bulunan zevat tarafından, Müslümanlar uyarılmaz mıydı?...

Allah ilmi, iradesi ve kudretinin aramızda ve aramızdan zâhir olmasıyla korunan İslâm Dini, asırlardır Hazreti Rasûl’ün hadisleri istikametinde yüzmilyonlarla ifade edilen kitlelere yol göstermiş; ve herkes varediliş gayesi nispetinde bu pastadan pay almıştır...

Bütün bu çalışmalar sırasında, unutulmamalıdır ki, "ALLAH ELÇİSİ"nin yani “RASÛLULLAH MUHAMMED MUSTAFA’”nın rolü, basiretsizlerin, mâneviyattan, "hâl"den nasibi olmamışların göremeyeceği ölçüde çok büyüktür!...

ELÇİ”nin seviyesi gönderenle mütenasiptir!... Hiç bir zaman, bir devlet başkanı, bir musluk tamircisini "elçisi" olarak bir yere yollamaz!..

KESİN OLARAK BİLİELİM Kİ;

Hazreti Muhammed Mustafa,ALLAH RASÛLÜ” yani “ALLAH ELÇİSİ”dir!...

Yoksa, günümüzde bazılarının iddia ettiği ve tefsirlerine yazdığı gibi "CEBRAİL`İN ELÇİSİ"; yahut da bir "gök tanrısının elçisi" değildir!..

Dikkat edelim...

UZAY DİNİ” diye tanımlanan ve “UZAYLILARIN TEBLİĞ ETTİĞİ” iddia edilen "CİN KÖKENLİ" “ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABINDA” şöyle denilmektedir:

"İslâmi bütünlük ışık dost MUHAMMET`i “RESUL” ZANNETMEKTEDİR.. Halbuki O, ALLAH`ın habibi “RASÛL”ün ELÇİSİDİR.. RESUL, büyük ASHOT yani SULH`dur"(Fasikül:42; s:408)

Bu “UZAYLILAR”a göre, “Muhammet`in elçisi olduğu büyük ASHOT`un Rabbi olan ALLAH da, bedenlenmiş olarak BETA NOVA gezegeninde yaşamakta ve orada bizi yanına beklemektedir”!!!...(Fas:46;s:447)

Hazreti Muhammed Aleyhisselâmı, Cebrail`in “RASÛLÜ-ELÇİSİ” olarak tanımlayan zâtı muhteremler kimlerle aynı parelele düştüklerinin; ve kimlerin etkileri altına girmiş olduklarının farkına varacaklar mı acaba?

"ALLAH KULU ve ELÇİSİ" olma şerefine sahip bir ZÂT için ise, biz ne söylesek azdır!... O`nun yüceliğini anlatmak bizim gibiler için asla mümkün değildir!..

Bu yüzden, Hazreti Rasûlullah`dan daha fazla bahsetmeyi zaid addederek, dönelim O`nun işlevine... Çalışmalarına...

Ve, bütün bunların bilincinde olarak, "OKU"muş olduğu “SİSTEMİ” farketmeye..

 *  *  *