Hz. Muhammed Neyi "Oku"du

Ahmed Hulûsi

SİSTEM`İN "OKU"NMASINA...

Sistem nasıl “OKU”nur..?

Varlığını meydana getiren “rabbani kudret + bilinçle”, yani basiretle, ferâsetle, nüfûziyetle, beş duyunun algıladığı boyut değerlendirilerek...

Ve...

"LEVH-İ MAHFUZ"u “OKU”yan “Meleğin vahyetmesi” ile !..

Bu konuda merhum Hamdi Yazır tefsirinde bakın ne yazıyor:

"YERDE HAREKET EDEN HİÇ BİR HAYVAN VE İKİ KANADIYLA UÇAR HİÇ BİR KUŞ YOKTUR Kİ SİZİN EMSÂLİNİZ ÜMMETLER OLMASIN...(6-38)

Kudreti FÂTIR’enin hükmü tesiriyle VAHDETTEN ÇIKAN bu tenevvü ve tehalüf içinde hepsi sizin gibi bir hayatı hayvani yaşayan tavaifi muhtelife ve sunufı mü`telifedir.....

Siz de sunuf ve havassı muhtelifenizle onların bir mislisiniz, hepsi takdiri ilâhi ve tedbiri rabbani dairesinde nizamatı mahsusa ve kavanini hakime altına konulmuş ahvali mahfuz, umuru mukannen, masalihi mer`iy ve cari sizin gibi birer ümmet ve binaenaleyh size birer dersi ibrettirler.

Hepsi FITRATI ASLİYELERİ ve nizamı vücudlarıyla kudreti ilahiyenin birer manzumei delaili ve kitabı hikmetin âyetleridirler....

-BİZ KİTAPTA HİÇ BİR TEFRİT VE TAKSİR YAPMADIK, HİÇ BİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK, HEPSİNİ KİTAPTA YAZDIK.. 

Bütün hilkat bir kitap ve bütün eşya o kitap mazmununun kelimat ve medlulünü ifade eden nukuş ve hututtur...

Âlemde cereyan edecek olan cemi`i mahlûkatın iri-ufak, ulvi-süfli HER ŞEYİN ahvali LEVHİ MAHFUZ`da tamamen ve mufassalen yazılmış, hiç biri ihmal edilmemiştir.

İlmi Hak, KALBLERE O KİTAPTAN nâzil olur.. ve KALEM-İ EVVEL`in yazdığı bu yazı, tesbit ettiği bu nizam sayesindedir ki eşyayı tetkik ve tetebbu ile marifetler, ilimler, fikirler edinilir, kitaplar telif ve tasnif olunur, mâzi ve istikbal kanunları sezilir.....

Bunlar gösterir ki, Allah Teâlâ’nın kudreti gaybında, LEVHİ MAHFUZUNDA bulunmayan ve bulunamayacak olan hiç bir âyet yoktur " (c:3; s:1921)

-"ALLAH YAZDI... "(58-21)

"Allah yazdı... EZELDE HÜKMÜNÜ VERİP, SİLİNMESİ BOZULMASI KÂBİL OLMAYAN BİR YAZI İLE “LEVHİ MAHFUZ”DA TESPİT EYLEDİ!. (c:7; s:4804)

-"ÇÜNKÜ BİZ HER ŞEYİ BİR KADER İLE HALK ETMİŞİZDİR!..." (54-49)

"Her şeyin vukûundan evvel, ezelde, İLMİ İLÂHİDE MUKADDER OLAN BİR KADERİ, yani haysiyyeti ilmiyyesi vardır ki, kazasının cereyanı, fii`len yaradılışı O KADERE göre vâki olur.

Onu başkası istediği gibi icap ve tâyin (determine) edemez..

Onun için mücrim, kendi keyf ve iradesine göre cürmün mâhiyyet ve mukadderatını değiştiremez.."(c:7; s:4654)

-"NE ARZDA NE DE NEFİSLERİNİZDE HİÇ BİR MUSÎBET İSABET ETMEZ Kİ HER HALDE BİR KİTAPTA YAZILI OLMASIN... (57-22)

"...Bütün musîbetler de Allah`ın İLMİ EZELİSİNDE veya LEVHİ MAHFUZDA yazılmış bir takdiridir...

Öyle ki;

-"O MUSÎBETİ, YARATMAMIZDAN EVVEL YAZMIŞIZDIR...(57-23)

"O halde mukadder olan musibetten kaçınmakla kurtulunmaz... Bu hususta böyle itikad etmeli ve o yolda hareket eylemelidir... " (c:7; s:4754)

-"ŞÂNI YÜCE KUR`ÂN “LEVHİ MAHFUZ”DADIR.. (85-20/21)

"Allah`ın hıfzıyla tahriften, yanlışlıktan masun bir “LEVH”te sâbit ve mahfuzdur..

Bu “LEVH”, şeriat lisanında meşhur olan “LEVHİ MAHFUZ”dur... Bütün her şeyin yazıldığı sahife-i VÜCUD`dur... O`nun da aslı “ÜMMÜLKİTAB” olan “İLMULLAH”tır.." (C:8;s:5696)

Türkiye`de mevcut Kur`ân-ı Kerim tefsirlerinin en mükemmeli olan ve hem zâhir hem bâtın yorumları ihtiva eden ve DİYANET İŞLERİ tarafından bastırılmış bulunan Elmalı`lı Hamdi Yazır merhumun "Hak Dini Kur`ân Dili" isimli tefsirinden, LEVHİ MAHFUZ”da yazılı olanlar ve burada yazılı olan “KADERİN DEĞİŞMEZLİĞİ” hakkındaki alıntılardan sonra, şimdi bu konuda tamamlayıcı ve açıklayıcı bilgi vermeye çalışalım...

Daha önceki bölümlerde anlatmaya çalıştık ki, "DİN", "KUR`ÂN" ve "CEBRAİL" gibi kelimelerle anlatılan kavramlar, GÖKTEN, GÖKTEKİ belli bir MEKÂNDA BULUNAN TANRININ YANINDAN YERYÜZÜNE inmemişlerdir!...

Geçmiş yüzyıllarda "BOYUT" ve "BOYUTSAL VARLIKLAR" kavramları insanlar tarafından bilinmediği için, olay sanki gökte cereyan ediyormuş gibi anlatılmıştır...

Buna açık bir misâl vermek gerekirse, Rasûlullah’ın başından geçen bir olayı ibret ve örnek olarak nakledebiliriz...

Hazreti Rasûl Aleyhisselâm bir gün namaz kılarken önündeki duvarda cenneti ve cehennemi görüyor... Cennette gördüğü bazı şeylere âdeta elini uzatarak almak istiyor, buna mukabil cehenneme dair gördüğü şeyler ise onun geri kaçma hareketi yapmasına neden oluyor...

Kitabı genişletmemek için fazla detaya girmiyorum.. Burada konumuzla ilgili olan husus şu:

Görüldüğü ifade edilen, bu tür görüntülerin tümü de GÖKTE, YA DA YERYÜZÜNDE belirli bir MEKÂNDA olmayıp, tamamıyla bize GÖRE bir ÜST veya ALT BOYUTTA oluşmaktadır.

Kesin olarak bilelim ki...

Herkesin gördüğü ve herkesin algılama sınırları içinde kalan şeyler haricinde olarak “algılanan”, fakat “görüyorum” diye anlatılan her şey, tamamıyla bir başka boyuta ait görüntülerdir!.

"ÜST MADDE" isimli "21" numaralı audio kasetimizde izah ettiğimiz “BOYUTLAR ve BOYUTLARIN BİLİNÇLİ VARLIKLARI” konularını takdirde varsa "TEK’İN SEYRİ" isimli kitabımızda detaylı bir şekilde açıklamaya çalışacağız...

Günümüzde “DİN” olgusunun hakkıyla değerlendirilememesinin en büyük sebebi, anlatımda kullanılan kavramların, çağdaş insanlar tarafından lâyıkıyla anlaşılamamasıdır...

"DİN"`in “mekân”dan değil “boyut”tan geldiğini farkedersek, hem boş yere gökte bir tanrı aramayacağız ve böylelikle "ALLAH" kavramını daha kolaylıkla anlayacağız; hem de MELEK-CİN ve dünya boyutu ötesi yaşamı daha iyi değerlendirebileceğiz!...

İşte bu sebepledir ki önce "BOYUTLAR" kavramına biraz daha açıklık getirip”, sonra da “LEVHİ MAHFUZ” ve “CEBRAİL” konusuna değinmek ve bundan sonra da “OKU”NAN metinden sözetmek istiyorum...

              *  *  *