Hz. Muhammed Neyi "Oku"du

Ahmed Hulûsi

İLK ÂYETLER

İşte, Hazreti Muhammmed Aleyhisselâm, “HANÎF” olarak böylesine düşünceler içinde, gökte bir tanrıya, ya da putlara inanmıyor; tapmıyor; "Allah"ı anlayıp, idrak edip O`na "kulluğunun" gereğini yaşamayı arzu ediyordu..

Bu varlık, bu âlem, bu sistem, bu düzen nasıl meydana gelmişti... Nasıl işlemekteydi?

Elbette ki, her oluşan şey, ya bir şuurun, ilmin eseridir; bir sistem ile, bir düzen içinde meydana gelmiştir... Ya da, o şeyler kör bir tesadüf eseri oluşmuştur... Ki bunun doğal sonucu da kaostur!..

Şayet, bütün göktekileri ve yerdekileri bir düzen, bir sistem içinde yaşamlarını devam ettiriyor olarak algılıyorsak, elbette ki bunları bu şekilde var eden bilinç sahibi bir ZÂT da mevcuttur!...

Öyle ise bu neydi?

Varlıkta yeri var mıydı?

Varlıkla ilişkisi neydi?

"Ben" üzerinde nasıl tasarruf etmekteydi?

Bu yüce varlığa ermek mümkün müydü? ..

Mümkün ise bu nasıl gerçekleşebilirdi?...

İşte böylesine çeşitli düşünsel sorunlar içinde olan ve bunlara çözüm bulamadıkça da iç huzuruna kavuşamayan Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselâm bir gün hiç ummadığı bir olayla karşılaştı..

Hıra tepesindeki mağaranın önünde beliren olağanüstü boyutlardaki görüntüsüyle Cebrail isimli “melek” onu şiddetle sıkarak şöyle dedi:

 -İKRA`! ... Yani, “OKU”!.

 Bu sırada, daha önce de belirttiğimiz üzere Hazreti Muhammed Aleyhisselâm’ın eline verilmiş herhangi bir yazılı metin yoktu!...

Eline verilmiş, ya da önüne koyulmuş hiç bir yazılı metin olmadığı halde; sormadı Hazreti Muhammed şu soruyu:

-Neyi okuyayım?...

Çünkü, biliyordu, neyi “OKUMASI gerektiğini!... Zaten, onu "OKU"yamamasının getirdiği sıkıntı içinde, aylardır bu mağarada âdeta çile doldurmaktaydı!..

Bu yüzden, bu sıkıntısını, çaresizliğini dile getirir şekilde cevap verdi:

 -”Okuyabilenlerden değilim!... “Oku”yamıyorum!..

 Bu cevap üzerine Cebrail Aleyhisselâm, O`nu tekrar “sıktı” ve uyarısını tekrarladı:

 -İKRA !...

 Ne çare ki, hâlâ “oku”yabilmiş değildi!... “Oku”yamıyordu!.. Tekrar cevapladı:

 -”OKUyamıyorum!...Oku”yanlardan değilim!..

 Nihayet üçüncü defa “SIKTI” Cebrail O’nu; ve şöyle dedi:

 -İKRA` Bismi rabbikelleziy halak!.... halekal insane min alâk...

ikra` ve rabbükel ekrem; elleziy alleme Bilkalem; allemel insâne ma lem ya`lem!... (96-1/5)

 -OKU.. RABBİNİN İSMİYLE İŞARET EDİLEN KUDRET, ÖZÜNDE OLARAK HALKOLDUN!... Kİ PIHTILAŞMIŞ KANDAN İNSAN MEYDANA GELMİŞTİR..

 OKU; RABBİN EKREM’DİR,Kİ O YÜZDEN KALEMLE BİLDİRMİŞTİR...İNSANA BİLMEDİKLERİNİ TÂLİM ETMİŞTİR.

 Şimdi hemen şu âyeti hatırlayalım:

 -Alleme âdem el esmâe külleha!... (2-31)

 -Adem’e isimlerin tümünü tâlim etmiştir...

 Bu iki âyet arasındaki bağlantı noktası nedir?..

Her iki âyet de insanın varoluşundan; ve bu varoluş sırasında insana bahşedilen yüce özellikten söz etmekte...

Şimdi, kitabımızın ana konusunu oluşturan en önemli noktayı açıklamaya çalışalım..

Hazreti Muhammed Aleyhisselâm`ın eline herhangi bir yazılı metin verilememiş olduğuna göre, kendisine vahiy getiren “melekneyi “OKU”masını talep etmişti?...

Nasıl okuyacaktı ?

Şimdi anlatmaya çalışacağımız şeyleri, çok iyi anlamaya çalışalım...

Hazreti Muhammed, “HANÎF” inancına sahip olduğu için, bir tanrıya tapanlardan değildi. Bir...

İçinde yaşadığı sistemi ve bu sistemi meydana getiren GÜCÜ anlamaya çalışıyordu...iki...

Cebrail diye bildiğimiz meleğin vahyi ile kendisinde “OKUma özelliği oluştu... Üç..

OKU”masını sağlayan özellik ve güç esasen kendisinde mevcuttu; fakat bunu kullanamıyordu... dört...

İşte bu şartlar altında Cebrail diye bildiğimiz “melek” ona "OKU" dedi...

O ise buna cevap verdi:

 -”OKU”YAMIYORUM !..

 Ve Cebrail isimli “melekO`nu “SIKTI” !..

Şimdi, önce bu noktayı iyi anlamak gerek...

Cebrail`in "SIKTI"sından murad nedir?... Cebrail, bizim gibi topraktan yaratılmış, yani maddi bedeni olan bir varlık olmadığına göre, bu "SIKTI" işlemini nasıl anlayacağız?

"MELEK"ler, orijin yapıları itibariyle "NUR"dan varlıklardır...

"CİN"ler ise "NÂR"dan yaratılmış varlıklardır..

Yani, her iki varlık türü de, bilmekteyiz ki, maddi yapıya sahip değillerdir..

Ve her iki yapı da, bilmekteyiz ki, insanlar üzerindeki etkilerini, beyinlere yolladıkları “ışınsal impuls” larla meydana getirmektedirler...

Bundan önceki kitaplarımızda, insan beyninin kozmik ışınlarla nasıl programlandığından sözetmiştik...

İşte bu kitaplarımızda anlattığımız tarzda, insan beyni her an cinni ve meleki etkilere açık vaziyette, sürekli olarak etki almaktadır..

        *  *  *