Hz. Muhammed Neyi "Oku"du

Ahmed Hulûsi

ALLAH`A NİÇİN "TANRI" DENMEZ

Biline ki...

Dilimizdeki "TANRI", "İLÂH", "MÂ’BUD", kelimeleri ile bunların İngilizce`deki karşılığı olan "GOD", Fransızca`da karşılığı olan "DİYÖ", Almanca`da karşılığı olan "GOT" kelimeleri hep "TAPINILACAK bir varlık" kavramını ifade eden kelimelerdir...

Yani, insanlar, bu kelimeler ile ÖTEDEKİ bir mâbuda. ilâha, tanrıya işaret ederler!..

"ALLAH" kelimesi ise ÖZEL olarak bir varlığın ismidir; ki, o varlığa işaret etmek ve O varlığı tanıtmak için, ya çeşitli vasıflarıyla târif ederiz; ya da bu vasıflarına çeşitli isimlerle işaret ederiz... Ancak, bütün bu isimler, hep, O varlığın, sadece ve sadece çeşitli vasıflarına işaret eder; ve o vasfı yönünden O`nu târif eder...

Meselâ, bu fakîre "HULÛSİ" derler... Bu isim, O`nun özel ismidir... Herhangi bir lisâna bu ismi çeviremezsiniz... İngilizce de olsa, Fransızca da olsa hep gene "HULÛSİ" denmek zorunluluğu vardır...

İşte bunun gibi, "ALLAH" isminin de, ÖZEL bir varlığın ÖZEL ismi olması nedeniyle, başka bir kelimeye çevrilmesi, veya başka bir kelimeyle anılması mümkün değildir...

Esasen. yukarıda belirttiğimiz gibi, diğer kelimeler "tanrısallık kavramına" işaret ederken; "ALLAH" kelimesi ise tamamıyla ÖZEL bir VARLIĞA işaret eden ÖZEL bir isimdir....

Bu sebepledir ki, tanrısallık ifade eden hiç bir kelime, asla "ALLAH" kelimesinin yerini tutamaz!...

"ALLAH" yerine “TANRI” kelimesini kullananlar, bunu ya cahillikten, bilgisizlikten kullanmaktadırlar; ya da kavrayış yani idrak yetersizliğinden konuyu değerlendiremedikleri için yapmaktadırlar...

Nitekim, bu konuya, Türkiye`de yazılmış en değerli tefsir olan Elmalı`lı Hamdi Yazır merhumun "HAK DİNİ KUR`ÂN DİLİ" isimli eserinde şöyle temas edilmiştir:

 "Gerek ismi has olsun, gerek ismi âlem, "ALLAH" ismi celâli ile, yine "ALLAH"tan maada hiç bir mâbud yad olunmamıştır...

Meselâ, TANRI, HUDA isimleri, "ALLAH" gibi ismi has değildir.. İLÂH, RAB, MÂBUD gibi genel mânâ ifade eden kelimelerdir...

Arapça`da İLÂH’IN cemine(çoğuluna) ALİHE, RABBIN cemine de ERBAB denildiği gibi Fars`çada da HUDÂ`nın cemine HUDÂYAN ve lisanımızda dahi TANRILAR, MÂBUDLAR, İLÂHLAR, RABLAR denmiştir; çünkü bunlar haklıya ve haksız ıtlak edilmiştir... Halbuki hiç "ALLAH`LAR" denilmemiştir ve denemez!.. Böyle bir tâbir işitirsek, söyleyenin cehline veya gafletine hamlederiz!..

"TANRI" adı böyle değildir; mâbud, ilâh gibidir.. Bâtıl mâbudlara dahi "TANRI" ismi verilir.. Müşrikler birçok tanrılara taparlardı.. Filanların tanrıları şöyle, falanların tanrıları şöyledir denilir..

Demek ki, "TANRI" ismi geneli, "ALLAH" ismi özelinin müradifi değildir, en genel bir tâbirdir...

Binâenaleyh, "ALLAH" ismi, "TANRI" adı ile tercüme olunamaz!." (c:1-s:24/25)

 İşte, böyle özel bir ismi olan ve “CÜZ” kavramından dahi münezzeh bulunan varlığa kişi "ALLAH" dediği zamanda, bu kavram yanı sıra bir de “cüz” tasavvur ederse; ya da bir “CÜZ” kabul ederse, bu hangi isim ve kavram altında olursa olsun, o kişi "ALLAH"a şirk koşmuş olur; yani "ALLAH" gerçeğini örtmüş ve bir "TANRI" kabullenmiş olur!...

Ki bu durumda da şu âyetle uyarılır:

 -ALLAH YANISIRA TANRI OLUŞTURMA!... Sonra aşağılanmış ve kendi başına bırakılmış olursun.. (17-22)

 İşte bu konuda ikinci bir uyarı daha:

 -"ALLAH" YANISIRA TANRI EDİNME!... (28-88)

 Yani varolan gerçek mutlak varlık "ALLAH" iken; sen, "ALLAH" kavramından gaflete düşüp, "ALLAH" İsmiyle İşaret Edilen varlığı ötende bir TANRI sanıp; böylece, bir TANRI edinmiş durumuna düşme!...

Ötede, ya da ötende bir tanrı kabul etmek suretiyle, farkında olmadan "ALLAH" kavramı ve anlamı dışına çıkarak, "tanrı" kavramı içine girersin..

Böylece de Kur`ân-ı Kerim`in açıklamış olduğu "vahdet" idrakından kendini mahrum etmiş olursun...

Ve böylece de "nefsine en büyük zulmü yapmış olursun"

-KESİNLİKLE ŞİRK EN BÜYÜK ZULÛMDÜR! ( 31-13 )

       *  *  *