Hazreti Muhammed`in Açıkladığı Allah

Ahmed Hulûsi

"İHLÂS" SÛRESİ`NİN AÇIKLAMASI

Hazreti Muhammed Aleyhisselâm’a «ALLAH nedir?» diye soranlara cevap bizzat «ALLAH» tarafından veriliyor Kur`ân-ı Kerîm`de, "İHLÂS" Sûresinde:

«De ki, O ALLAH AHAD`dır;

ALLAH SAMED`dir;

LEM YELİD ve LEM YÛLED`dir; ve

LEM YEKÛN LEHU KÜFUVEN AHAD`dır!."

«Hz. MUHAMMED`İN açıkladığı ALLAH»ın ne olduğunu açıklayan bu sûrede öncelikle, kelimelerin geniş mânâsı üzerinde duralım... Ve sonra da bu mânâların getirmekte olduğu sonuçlar üzerinde düşünmeye başlayalım...

«ALLAH AHAD»dır... Yani, sınırsız, sonsuz, cüzlere ve zerrelere bölünmesi sözkonusu olmayan TEK`dir...

Şimdi bu ifadeyi anlamaya çalışalım...

Şu dünya üzerinde normal şartlarda yaşayan her insan, algıladığı mevcûdâtı beş duyu ile değerlendirir. Bu yüzden de bütün insanlar arasında ölçütaşı beş duyudur!.. Bunun sonucu olarak en-boy-derinlik ölçüleri ile kabul ettiğimiz bir evrende yaşadığımızı düşünürüz...

Bu yüzden de genelde, kafamızdaki «TANRI» her ne kadar «her yerde mevcut» ise de, fiiliyatta, belli boyutları ve mekânı olan bir «TANRI»dır!

Oysa...

Bize târif edilen «ALLAH»; bölünmesi parçalanması, cüzlere ayrılması mümkün olmayan, «BİKÜLLİ ŞEY`İN MUHÎT» yani «şeyin kendisi olarak şeyi ihâta eden», sonsuz, sınırsızdır!..

Burada çok önemli bir hususu daha açıklığa kavuşturmak isterim..

Esasen bu konuyu da daha geniş boyutlarıyla "Hz. MUHAMMED NEYİ OKUDU" isimli kitabımızda izah ettiğimiz için, burada özetle vurgulamak istiyorum..

Türkiye`deki en mükemmel tefsir olan Diyanet`in bastırtmış olduğu, Elmalılı Hamdi Yazır` ın hazırladığı "HAK DİNİ KUR’ÂN DİLİ" isimli 9 ciltlik eserin 1. cilt 42 ve 43. sayfalarında " B " harfinin mânâsıyla ilgili olarak özetle şu bilgi vardır:

"Eazımı müfessirin diyorlar ki. "BA"nın buradaki mânâyı ilsakı, ya MÜLÂSEBET ve MUSAHEBET veya istianedir.. .....

Bu tevile göre (" B " ile başlayan) besmelenin meâli "ALLAHı rahmanı rahim nâmına" demek oluyor ki; bu da "B"de MÜLÂBESE mânâsına râcidir.. Bunun hasılı, bir niyâbet itirafıdır.

Bir işe başlarken , "filan nâmına" demek, "ben bunu ona izâfeten, ona hilâfeten, onu temsilen, ONUN BİR ALETİ olarak yapıyorum; bu iş hakikatte benim veya başkasının değil ancak onundur" demek olur.. Bu da vahdeti vücud mülâhazasına râci bir fenâfillah hâlidir."

Bu konuda son devir çelebilerinden değerli mutasavvıf Ahmed Avni Konuk da Fusûs şerhinde (Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fak. Yay. cilt 2 sayfa l9l), "B" harfiyle alâkalı olarak kısaca şöyle der:

"Bİ İBADİHİ` deki "Ba" mülâbese içindir... Demek ki, ALLAH Zü`l-celâl ibadının kisve-i taayyününe bürünüp zâhir olmuştur"!..

"B" harfinin sırını açıklayan bu mânâyı kavrayabildiysek eğer...

Şimdi bu tanımlamayı iyi düşünelim!..

Cüzlere, zerrelere bölünüp parçalanması mümkün olmayan «AHAD», ya sonlu sınırlı bir Birdir; ki bu takdirde evrenin herhangi bir yerinde oturmaktadır (!); ya da sonsuz, sınırsız, cüzlere ayrılmaz TEK`tir ki, bu takdirde de ancak ve sadece, tekrar ediyorum ancak ve sadece "KENDİSİ" mevcuttur!.

"AHAD" olan “ALLAH” ismiyle işaret edilen dışında herhangi bir varlığın mevcûdiyetini ileri sürmek önce akıl ve mantığa, sonra da iz`ân ve insafa sığmaz!.

Düşünelim...

Şayet “ALLAH” İsmiyle İşaret Edilen’den ayrı, “ALLAH”ın dışında bir varlık var ise... Bu varlık ile “ALLAH” arasındaki sınır nerededir?... Bu sınırı nerede çizeceksiniz?...

Ya var olan, mevcut, sınırsız-sonsuz TEK`tir, ikinci bir varlık yoktur!..

Ya da sınırlı sonlu, evrenin içinde bir yerde, veya evrenin dışında MEKÂNI OLAN bir TANRI mevcuttur (!)..?

Burada idrâk edilmesi en önemli olan şey «SINIRSIZLIK-SONSUZLUK» kavramıdır...

Şimdi bu "sınırsızlık-sonsuzluk" kavramını en-boy-derinlik olarak değil, boyutsal olarak kavramaya çalışalım...

*  *  *