Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

KUR`ÂN-I KERÎM`İN CEM`İ

Bu son yapılan Yemâme harbinde yetmiş hafızın Kur`ân-ı Kerim`i tamamen ezbere bilen kişi- şehid olması,Islâmı yeni bir problem ile karşı karşıya bırakmıştı...

Bu gibi yapılmakta olan harplerde, hafızların şehid olmaları, onların sayısının git gide azalmasına sebap olmakta; böylece de Kur`anı ezbere bilenler ortadan kalkmaktaydı... Bu gidişle bir gün onların tamamen ortadan kalkmaları mümkün olabilirdi...

Bu hal üzre, Hazreti Ömer bir gün Halife Hazretlerine giderek bu durumu anlattı ve konuya bir çözüm bulunması gerekliliğinden sözetti.

Bunun üzerine Hazreti Sıddık da, Rasûlü Ekrem`in vahiy katiplerinden olan Hazreti Zeyd`i çağırttı, ve O`na şu sözleri söyledi:

-Ya Zeyd!.. Ömer bana gelerek, Yemame gününün şiddetli çarpışması esnasında hafızların çoklukla şehid olduklarını, dier harplerde de hafızların aynı hale uğramaları ile Kur`andan bir çoğunun zayi olmasından endişe ettiğini söyleyerek, Kur`anın cem edilmesi işini emretmemi tavsiye etti.

Bunun üzerine ben Ömer`e:

-Rasûlü Ekrem`in yapmadığı bir işi ben nasıl yapayım?

Dedim, Ömer de bana:

-Vallahi, bu iş hayırdır!.. Dedi ve israr etti.

Nihayet Cenabı Hak benim bu işe aklımı yatırdı. Göğsüme ferahlık verdi. Ben de Ömer`in fikrine iştirak ettim.

Bunları Hazreti Zeyd`e anlattıktan sonra, Halife Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, O`na emretti:

-Sen genç ve akıllı bir çocuksun, senin aleyhinde söylenecek tek bir söz yoktur. Rasûlü Ekrem`e de vahiy katipliği yapıyordun; Kur`anı, ezberlemiş olanlardan biraraya toplayarak yaz!...

Bu sözler üzerine Hazreti Zeyd şu suÂli sordu:

-Rasûlü Ekrem`in hayatı müddetince yapmadığı bir şeyi siz nasıl yapıyorsunuz?

Hazreti Ömer gibi, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık da israr etti:

-Vallahi, bu bir hayırdır, Ya Zeyd!...

Kur`anı Kerim, Resuli Ekremin hayatı zamanında da yazılı bulunmaktaydı.. Ne var ki bir cilt hÂlinde toplanmamıştı.

Önce, Resuli Ekrem hayatta olduğu için böyle bir toplanmaya ihtiyaç duyulmamıştı..

İkinci olarak da, böyle bir toplama için vahyin kesilmesi icabederdi... Halbuki Resuli Ekrem hayatta olduğu sürece, devamlı olarak vahiy geliyordu..

İşte bu sebeplerledir ki, Resuli Ekremin yaşamı boyunca Kur`anı Kerim`in cem olunma işi gerçekleştirilememiş; ancak onun ahırete intikÂlinden altı ay sonra, Hazreti Ömer`in teklifi ile Hazreti Ebu Bekr es Sıddık tarafından ele alınmıştı..

Halife hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın bu şekilde ısrarı ile, Cenabı Allah, Hazreti Faruk ve Hazreti Sıddık`ın gönlünü açtığı gibi, hazreti Zeyd`in de gönlünü bu işe yatırdı..

Bu durumda hazreti Zeyd`de teklifi kabul ederek, çeşitli yerlerde, çeiştli kimselerde bulunan ayeti kerimeleri bir heyet eşliğinde topladı.

"MUSHAF" ismini alan bu cilt, ahırete intikÂline kadar Ebu Bekr es Sıddık tarafından korunmuştu!..

Daha sonra Hazreti Ömer`e intikal eden bu "mushaf" ondan da kızı hazreti Hafsa`ya geçmişti..

Hazreti Osman halife olduktan sonra, bu mushafı birkaç nüsha olarak yazdırıp, çoğalttıktan sonra çeşitli yerlere dağıtıldı..

Daha sonraları, gittikçe artan bir biçimde elle yazılarak çoğaltılan mushaflar, matbaalarda da basılmak suretiyle dünyanın dört bir köşesine dağıtılmıştı..

 *  *  *