Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

HİLÂFET GÜNLERİ

Rasûlü Ekrem`in ebedi hayata intikâlini takib eden günlerden biriydi.

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, Halife olmazdan evvel, kendi koyunları ile birlikte, mahalle halkının da koyunlarını sağar, sütlerini verirdi...

Halife olduktan bir kaç gün sonra bir sabah sokaktan geçerken, mahallenen kızlarından birinin şöyle söylediğini duydu:

-Ebu Bekr artık Halife oldu. Bu sebeble artık bizim koyunlarımızı sağmaz...

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, derhal o tarafa yönelip:

-Sağıveririm kızım, bundan sonra da sağıveririm. Geçirilmiş olduğum bu mevkiin, beni, eski hÂlimden eski gidişatımdan ayırmasınan Allah`a sığınırım...

Dedi kızcağıza, ve bundan sonra da, gene eskisi gibi mahalle halkı koyunlarının sütlerini sağmaya devam etti...

Gene hilafetinin ilk günleriydi Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın, bir sabah kızı Hazreti Ayşe`nin yanına geldiğinde:

-Ya Ayşe, kumaş ticaretiyle meşgul olduğum için başka işlerle uğraşacak vaktim olmadığı cümlenin malumudur. Fakat şimdi de, Halife olmam dolayısiyle, mü`minlerin işlerinden gayrısı ile uğraşmaktan azadeyim...

Bu gidişle ev halkı, kısa bir zaman içinde elimizde olanları da yiyip bitirecekler... Çok geçmeden nafakamızı bile temin edemeyecek bir duruma düşeceğiz...

Bir kaç gün sonra eline bir kaç tane elbise alıp, satmak ve böylece nafakasını temin etmek üzere pazara yollandı... O esnada Hazreti Ömer de karşıdan geliyordu. Koca Halife`yi kolunda elbiselerle görünce sordu:

-Hayrola Ya Eba Bekr?... Bu ne hal?... Nereye böyle?...

-Pazara gidiyorum...

-Pazara mı?... Sana mü`minlerin vazifesi tevdi olunmadı mı? Onları ne yapacaksın?...

-İkisini bir arada yürütmeğe çalışacağım... Yoksa bizim ev halkı aç kalacaklar!...

Hazreti Ömer, Ebu Bekr es Sıddık`ın koluna girip öneride bulundu:

-Gel benimle!... Ebu Ubeyde, mü`minlerin zekatlarından, maişetini temin edecek ufak bir hisse ayırır da sana; sen de ev halkının ihtiyacını buradan temin etmeye çalışırsın...

Böylece, ikisi birlikte kalkıp Ebu Ubeyde Hazretlerinin evine gittiler.

Hazreti Ömer, Ebu Ubeyde Hazretlerine durumu izah edince, Ebu Ubeyde şöyle söyledi:

-Ya Halife! Senin için, muhacirlere verilen zekattan bir hisse ayıracağım... Fakat bu öyle çok bir şey olmayacaktır... Ancak ev halkının ihtiyacını karşılayabileceğin kadar... Ayrıca sana bir kat yazlık ve bir kat da kışlık elbise ve çamaşır vereceğim... Bunlar eskidiği zaman, geri getirirsin, ben de o eskilerin yerine sana yenilerini veririm...

Böylelikle Ebu Ubeyde, Halife Ebu Bekr es Sıddık`ın günlük maişetini temin görevini üzerine alarak, O`nun bu işlerle meşgul olmasına mani oldu...

O gün, öğleden sonra, Halife Ebu Bekr es Sıddık`ın yanına Üsame geldi.

Rasûlü Ekrem sağlığında iken, Suriye civarındaki kabileleri yola sokmak amacıyla bir ordu hazırlamış; bu ordunun kumandanlığına da Üsame`yi tayin etmişti.

Ne varki ebedi hayata intikÂli, ordunun yola çıkmasına engel olmuştu.

İşte kısa bir müddet tehir olunan bu seferin akibetini öğrenmek için gelmişti Üsame...

Ancak bu arada Rasûlü Ekrem`in ahirete intikÂli, civarda ki bir çok kabilelerin ayaklanmasına da sebep olmuştu.

Bunların bir kısmı dinden dönüyorlar, bir kısmı da "Biz namaz kılarız, ama zekat vermeyiz" diyorlardı...

Bu durumda Hazreti Ebu Bekr es Sıddık:

-Vallahi her kim namazla zekatı biribirinden ayırırsa, bu mürtecilerle harb ederim!.

Çünkü namaz nasıl bir bedeni vazife ise, zekat mÂli bir haktır!.

Allah`ı şahit tutarım ki, bunlar Resullullah`a verdikleri bir dişi oğlağı benden esirgerler ise, görevlilerime vermekten imtina ederlerse, onların boyunlarını vurur, kafalarını koparırım!.

Buyurdu...

Bu, Hazreti Ebu Bekr`in,Islâm`ın, toplum hakları ile ilgili bir maddesini korumak için çabasını ortaya koymakta idi.

İçinde bulunulan bu güç bir durumu iyi bilen Üsame, Halife Hazretleri`ne öneride bulundu:

-Resulullah vafat buyurmazdan önce, bana emir buyurmuşlardı ama, şimdi şartlar değişti!.

Bize inanmış gibi görünen kabilelerden bir çoğu, bize karşı geçecekler gibi gözüküyor... Zannedersem onların üzerine çıkma icabedecek, Suriye tarafları yerine...

Resulullah`ın emrine aykırı bu isteği duyan Hazreti Ebu Bekr es Sıddık celalleniverdi:

-Resulullah`ın bizden yapmamızı istediği bir iş; bizim gayretimizi beklerken bir kenarda, başka bir işle meşgul olmaktansa, kuzguna leş olmayı tercih ederim...

Sahabeden bir çokları, Halife Ebu Bekr es Sıddık Hazretlerine gelerek, bu seferden vazgeçilmesini; Medine`nin durumunun tehlikede olduğunu beyan ediyordu...

Bunlardan birisine de şu cevabı verdi Hazreti Sıddık:

-Aslanların gelip beni kapacağını bilsem, gene de Resulullah`ın emri olan Üsame ordusunu seferden geri bırakmam!...

Bundan sonra, Halife Ebu Bekr es Sıddık, Üsame ordusuna mensup olanların "Ceref"de ki karargahta toplanmalarını emretti.

Bunun üzerine Üsame son bir defa, Hazreti Ömer`i çağırtarak Halife`ye yolladı ve kendisinin Medine`de kalmaya taraftar olduğunu, eğer arzu ederse, kalabileceğini söylemesini rica etti...

Bu arada Ensar`ın ileri gelenleri de, Hazreti Ömer`i yolda çevirmişler ve Üsame`nin genç olduğunu belirterek onun yerine, Hazreti Sıddık`ın daha yaşlı ve daha tecrübeli birisini tayin etmesini söylemesini rica etmişlerdi.

Hazreti Ömer, Halife Ebu Bekr es Sıddık`ın yanına gelerek, önce Üsame`nin teklifini nakletti.

Bunun üzerine Halife:

-Köpekler, kurtlar üzerime saldıracak olsa, O`nu gene oraya gönderirim... Çünkü Resulullah`ın emri böyledir... Yalnız dahi kalsam, gene de bu ordu yola çıkacaktır!..

Kesin cevabını verdi.

Bundan sonra Hazreti Ömer, Ensar`ın yaşlı bir kumandan istemeleri hakkındaki dileklerini nakletti.

Halife Ebu Bekr es Sıddık, Hazreti Ömer`den bunu işitince, barut gibi yerinden fırlayarak, O`nun sakalına yapıştı:

-Ey Hattab oğlu!... Üsame`yi bizzat Resulullah tayin ettiği halde, sen onun azlini mi diliyorsun?...

Halife, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, Resulullah`ın emirlerine riayet için, kurduğu düzene aykırı gelmemek için, hiç kimseyi dinlemedi.

Ertesi sabah "Ceref" deki ordu karargahına giderek onları teşyi etti ve onlarla beraber bir saatlik mesafeye kadar yürüdü...

Bu yürüyüş esnasında, at üzerinde olan Üsame, Halife Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`a kendi atını vermek istedi ve teklif ettiyse de, Halife:

-Hiç olmazsa, bir saat Allah yolunda gaza için, ayaklarım tozlansın!...

Diyerek, bu teklifi reddetti.

Artık ayrılacakları zaman, kocaIslâm Halifesi Ebu Bekr es Sıddık, ordunun kumandanı olan Üsame`den, Hazreti Ömer`in şehirde bir çok işlerde kendisine yardımcı olacağını söyleyerek, O`na izin verip veremeyeceğini sordu...

Üsame de memnuniyetle bu izni verdi.

Böylelikle Hazreti Ömer sefere çıkmayıp, şehirdeki işlerle meşgul olmak üzere Hazreti Sıddık ile beraber geri döndü. Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, göstermiş olduğu bu eşsiz hareketle, disipline riayetin ne derece önemli olduğunu orada bulunan herkese anlatmış oldu.

 *  *  *