Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

VEDA HACCI

Ertesi sene hac mevsimi geldiği zaman, Rasûlü Ekrem hacca gidileceğini bildirdi.

Her kes Rasûlü ekrem ile birlikte hacca gitmek istiyordu. Böylece yüzbinin üstünde bir kalabalıkla yola çıkıldı. Yolculuk esnasında, Hazreti Sıddık gene Rasûlü Ekrem ile yanyana bulunmaktaydı.

Hac kafilesi "Arc" isimli bir mevkide konakladığı zaman, Rasûlü Ekrem ile, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın eşyalarını taşımakta olan devenin kaybolmuş olduğu anlaşıldı.

Bu deveyi Hazreti Sıddık`ın bir adamı sevk etmekteyken, nasılsa kaybetmişti... Devede Rasûlü Ekrem`in de eşyalarının bulunması sebebiyle de bu duruma çok kızan Hazrei Ebu Bekr es Sıddık, adamı dövmeye başladı.

Rasûlü Ekrem, O`nu görünce:

-Şu ihramlıya bakın , ne yapıyor!..

Buyurarak, en zarif bir şekilde tenbihte bulundu.

Azıklarını taşıyan devenin kaybolduğu ashab tarafından duyulur duyulmaz, hemen birisi onlara yemek takdim etti.

Devenin Rasûlü Ekrem`in de eşyalarını taşımakta olması, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ı çok üzmüş, hala adamına olan kızgınlığı kaybolmamıştı. O`nun bu hÂli üzerine, Rasûlü ekrem tekin etmek için şöyle buyurdu:

-Ya Eba Bekr!.. Bu, Allah`ın bir kazasıdır!. Emri vakinin önüne geçilemez... Zaten o da devesini korumak için çok dikkat eder bir kişidir, ama oldu bir kere. Bak, Cenabi Hak o yemek yerine bunu yolladı... Demek bu azığı yemek varmış nasibimizde...

Buyurdu.

Bu sözleriyle, bir iş olmadan evvel gerekli tedbirin alınması icabettiğini; fakat bu tedbirleri aldıktan sonra, her hangi bir hoşlanılmayan hadise vuku bulduğunda, onun Allah`ın bir hükmü olduğunu anlayıp, rıza göstermenin lazım geldiğini, anlatmaktaydı Rasûlü Ekrem...

Elbette ki, bu hitab dış görünüşte sadece Hazreti Sıddık`a gibi görünmekte ise de, aslında, ondan sonrakilere de, ta bizlere ve bizden sonrakilere kadar uzanmakta idi...

Bu sözlerden sonra, Rasûlü Ekrem`in ailesiyle, Hazreti Sıddık`ın ailesi beraberce, gelmiş olan yemeği yediler...

Bir süre sonra da, kafilenin kolcusu, kaybolmuş olan deveyi bularak Rasûlü Ekrem`in huzuruna getirdi. Deveden hiç bir şey kaybolmamıştı!...

Bundan sonra Mekke`ye gidilerek hac vazifesi ifa edildi.

Bu hac, Rasûlü Ekrem`in son haccı idi... Bu yüzden tarihe "Veda Haccı" ismi ile geçti.

Mekke`den de iştirak edenler ile beraber, yüzyirmibinin üzerindeydi hacıların sayısı.

İslamın bütün erkanı da bu hac esnasında inen ayetle tamam olmuştu.

Cuma gününe rastlayan Arafat günü nazil olan bu ayetlerde şöyle buyurulmaktaydı:

"...BU GÜN DİNİNİZİ KEMALE ERDİRDİM; ÜZERİNDEKİ Nİ`METİMİ TAMAMLADIM; VE SİZE DİN OLARAK İSLÂMI SEÇTİM..."

Bu ayeti Kerime,Islâm dininin tamamlanmış olduğunu bildirmekteydi ki, aynı zamanda Rasûlü Ekrem`in de kemale ulaşmış olduğunu belirtmekteydi.

Her hangi bir şeyin kemal bulması demek ise, o şeyin zevâli yani sonunun gelmesi demek olduğu için,Rasûlü Ekrem`in son günlerinin geldiğini de haber vermekteydi bu Ayeti Keriyme...

Rasûlü Ekrem sahabesi ile oturuyordu ki bir gün şöyle anlattı:

-Rüyamda insanları bir meydanda toplanmış olarak gördüm. O sırada Eba Bekr ayağa kalktı ve halkı sulamak için, orada bulunan bir kuyudan iki kova su çekti. Fakat Eba Bekr`in su çekmesinde güçlük vardı. Allah Eba Bekr`i mağfiret etsin, (edecektir de)!..

Sonra kovayı Ömer eline aldı. Ve Ömer kovayı eline alınca, O`nun elinde daha büyük bir kovaya tahvil etti. Ben halk içinde (Ebu Bekr`den sonra), Ömer`in gördüğü işi işleyebilecek kuvette, kavi ve kamil bir insan görmedim... En sonu insanlar o meydanı develerin sulak ve eylek yeri edindiler...

Haydi şu rüyamı tabir et bakalım, Ya Eba Bekr...?

-Sizden sonra, bu ümmetin idaresi bana geçecek; beni de Ömer takip edecektir , Ya Resulallah...?

-Evet!.. Melek dahi böyle tabir etmişti!.

Buyurdu, Rasûlü Ekrem, Ebu Bekr`in rüyayı bu şekilde tabir etmesi üzerine.

Böylelikle, Rasûlü Ekrem kendisinden sonra Hazreti Ebu Bekr`in, ondan sonra da Hazreti Ömer`in halife olacağını bildirmiş oldu.

Rüyada Hazreti Sıddık`ın, bir iki defa güçlük çekmesinden kasit, bir iki sene halifelik yapacağına ve güçlük çekmesinden de ileride göreceğimiz çok büyük güçlüklerle, zor durmlarla karşılaşacağına işaret etmekte idi ki, gene göreceğimiz gibi bunların hepsi istisnasız vuku bulmuştur...

Rasûlü Ekrem, bir gün Medine yakınındaki Eris kuyusunun bulunduğu bostana gitmişti. Orada kuyu başında oturmakta iken, Hazreti Sıddık da oraya geldi.

Eş`ardan Ebu Musa da, Rasûlü Ekreme acaba bir hizmetim olabilir mi, diye kapıda nöbet beklemekte idi.

Hazreti Sıddık kapıyı çalınca, Ebu Musa kapıyı çalanın kim olduğunu sordu...

-Ebu Bekr...

Cevabını alınca:

-Biraz müsaade ediniz de, Resulullah`a geldiğinizi haber vereyim...

Dedi ve Rasûlü Ekrem`in yanına gelerek:

-Ya Resulallah, dışarıda olan, Ebu Bekr müsaadenizi bekliyor huzurunuza gelmek için...

Diye sordu... Rasûlü Ekrem de :

-izin ver ve cennetle müjdele!.

Buyurdu.

Bunun üzerine Ebu Musa, Hazreti Sıddık`ın yanına geldi ve:

-Buyurunuz!.. Giriniz... YA EBA BEKR, RESULULLAH SİZİ CENNETLE MÜJDELEDİ!.

Bir gün Rasûlü Ekrem, Hazreti Ayşe`nin odasında bulunuyordu ki...

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık da Resulullah`ın yanına, kızı Ayşe`nin odasına geldi. Selam verdi, Rasûlü Ekrem O`nun selamını aldıktan sonra şöyle buyurdu:

- MÜJDE YA EBA BEKR!.. CEHENNEMDEN AZAD OLDUN!..

Bu müjdeden kısa bir müddet sonra da ashabın içinde iken şöyle buyurdu gene Rasûlü Ekrem:

-ÜMMETİMDEN İLK CENNETE GİRECEK OLAN EBU BEKR`DİR!..

Rasûlü Ekrem, veda haccından döndükten bir müddet sonra rahatsızlanmıştı.

İşte bu arada bir Cuma günü hutbeye çıktığı sırada şöyle anlattı:

-Allahu Teala bir kulunu, dünyada dilediği kadar dilediği gibi yaşamakla, artık kendi yanındaki ebedi hayata dönmesi arasında serbest bıraktı...

O kulda, Rabbi`nin yanına dönmeyi tercih etti..."

Sözün burası gelince, minberin hemen yanında oturmakta olan Hazreti Ebu Bekr es Sıddık ağlamaya başladı ve:

-Atalarımız, analarımız sana feda olsun Ya Resulallah!...

Dedi. Bunun üzerine Rasûlü ekrem önce:

-Ağlama ya Eba Bekr! -buyurdu, sonra da umuma dönerek-

insanlar içerisinde gerek arkadaşlık ve gerekse maddiyat bakımından bana en ziyade faydalı olan EBU BEKR`DİR.

İnsanlar içinde bir dost edineydim EBU BEKR`İ edinirdim.

İslamiyet dolayısiyle olan kardeşlik en yüksek kardeşliktir!.

EBU BEKR`İN kapısı hariç, bu mescide olan bütün kapıları benim tarafımdan kapatınız!.."

Bu, Rasûlü Ekremin son hutbesi oldu.

Bu hutbeden kısa bir müddet evvel ise şöyle buyurmuştu gene Rasûlü Ekrem, ashabı arasında:

-Hiç kimsenin, bize, mükafatını vermediğimiz bir iyiliği kalmamıştır... YALNIZ EBU BEKR MÜSTESNA!...

ONUN BİZE ÖYLE İYİLİKLER VARDIR Kİ, ONLARIN MÜKAFATINI CENÂB-I ALLAH KIYAMET GÜNÜ VERECEKTİR!..."

  *  *  *