Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

MEDİNE GÜNLERİ

Resuli Ekrem, ashabı ile oturmakta iken bir kadın yanlarına yaklaştı.

Bu hatun, bir müddet önce gelmişti Resuli Ekrem`i görmek üzere, şimdi de artık memleketine dönmek için vedalaşmaya gelmekteydi.

Resuli Ekrem, kadına ileride tekrar gelmesini söyledi.

Bu söz üzerine kadın, tekrar gelipte onu bulamamasından kinaye olarak:

-Ya ben gelir de seni bulamazsam ?...

-Şayet beni bulamazsan, Ebu Bekr`e müracaat edersin!...

Bu cevabında Resuli Ekrem`in, kendisinden sonra, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın "halife" olması lazım geldiğine dair bir işaret bulunmaktaydı...

Hakikaten, Resuli Ekrem`den sonra, ashabın ve dolayısıyle Hazreti Adem`den kıyamete kadar gelmiş gelecek -peygamberler hariç- bütün insanların en faziletlisi ve hayırlısı, hiç şüphesiz ki Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`dır...

Bakın, Hazreti Ömer`in oğlu Abdullah ne söylüyor bu hususta:

"Biz Resulullah`ın zamanında, aramızda (ashab arasında) toplandığımız zaman, ashabın içinde şu hayırlıdır, bu hayırlıdır diye konuşur görüşürdük de, en sonunda şu karara varırdık:

Ashabın en hayırlısı EBU BEKR, sonra ÖMER, sonra da OSMAN derdik...

Rasûlü Ekrem gene bir gün ashabıyle beraber otururken şöyle buyurmuştu:

-Güneş, EBU BEKR`inki kadar şanlı bir baş üzerine doğmamıştır!..

Hicretin dokuzuncu senesine gelindiği günlerde, Doğu Romaimparatorluğunun,Islâmiyet aleyhine Şam`da büyük bir ordu tertiplemekte olduğu haberi etrafa yayıldı.

Bunun üzerine Rasûlü Ekrem, Şam üzerine sefer yapılacağını bildirerek, gerek Mekke`ye ve gerekse, bütün diğer kabilelere haberci gönderdi... Onlardan mücahit istedi.

Fakat bu sefer için, halkta bir isteksizlik görülmekte idi...

Yolun çok uzun, düşmanın çok kuvvetli, günlern de yaz mevsiminin en sıcak günleri olması, bu sefer aleyhine engeller oluşturmaktaydı..

Münafıkların bir çoğu ile bedeviler, bu seferden yan çizmeye başladılar.. Hatta münafıklar, bedeviler bir yana, hakiki müslümanlar arasında da fazlasiyle yançizme halleri görülmeğe başlanmıştı.

Bu durum üzerine Cenabı Allah, müslümanlara bir ihtar yolladı:

" EY İMAN EDENLER! SİZE NE OLDU Kİ, "ALLAH YOLUNDA SEFERBER OLUNUZ!" DENİLİNCE YERİNİZE YIĞILDINIZ KALDINIZ?

YOKSA ÂHİRETTEN VAZGEÇİP DÜNYA HAYATINA MI RAZI OLDUNUZ?

FAKAT O DÜNYA HAYATININ SAADETİ, ÂHİRETİN YANINDA PEK AZ BİR ŞEYDİR!.

EĞER SEFERBER OLMAZSANIZ, ALLAH SİZİ SIZLATICI BİR AZAB İLE AZABLANDIRIR; VE YERİNİZE BAŞKA BİR KAVİM GETİRİR.. SİZ DE PEYGAMBERE HİÇ BİR SURETLE ZARAR VEREMEZSİNİZ... ALLAH HER ŞEYE KADİRDİR. EĞER SİZ PEYGAMBERE YARDIM ETMEZSENİZ, (Allah eder, keza şimdiye kadar) ALLAH ZAFER İHSAN ETTİ DE.."

Bu umumi hitap üzerine bütün müslümanlar seferber oldular!

Herkes sefer için yardımda bulunmaya başladı. Bu yardımlar, yola çıkmak için durumu uygun olmayan kişilere, binek, azık ve silah temin olunmak üzere harcanıyordu.

Bu sırada; Hazreti OSMAN, dokuz yüz deve, yüz at, bin dirhem nakit para, ve her birine bir altın harcamak suretiyle on bin kişiyi techiz etti. Hazreti ÖMER, mevcud mÂli ve nakid parasının YARISINI hibe etti.

Hazreti EBU BEKR ES-SIDDIK da, elinde bulunan bütün malı ve nakit dört bin dirhem akçe parasını alarak huzura geldi.

Rasûlü Ekrem sordu:

-Sen ne getirdin, Ya Eba Bekr ?

-PARAMIN HEPSİNİ, DÖRT BİN DİRHEM AKÇE`Yİ, YA RESULALLAH!...

-Ya ailene ne bıraktın, ya Eba Bekr ?

-ONLARI ALLAH`A BIRAKTIM YA RESULALLAH!.. ONLARA ALLAH BAKAR!..

Böylelikle yetmiş bin kişilik bir müslüman ordusu hazırlayıp yola çıktı. Bunun onbini suvari idi.

Bu yolculuğun en büyük faydalarından birisi de, müslümanlar arasındaki münafıkların tamamen meydana çıkmaları idi.

Ordu, Tebük mevkiine geldiği zaman, Rumların,Islâmiyet aleyhinde bir sefer tertipledikler, yolundaki haberin gerçek olmadığı görüldü.

Ne varki, o sıralarda Doğu Romaimparatoru Herakliyus`un Şam`da olması, veIslâm ordusunun da böyle büyük bir kuvvet ile Şam yakınlarındaki Tebük`e kadar gelmesi,Islâmiyetin kuvvetini dört bir yana göstermiş, O`nun şanına şan katmıştı.

Medine`ye dönülmeden evvel, Eyle, Erzah ve Cerba şehirleri zaptedilerek cizyeye bağlandı... Ve bu sefer de böylece bitmiş oldu.

Hazreti Âli`nin oğullarından Muhammed, bir gün babasına şöyle sordu:

-Resulullah`dan sonra halkın en hayırlısı kimdir?

Hazreti Âli, oğlu Muhammed`in sualine şu cevabı verdi:

-EBU BEKR`DİR!..

Rasûlü Ekrem, refakatında Hazreti Sıddık, Hazreti Faruk, Hazreti Osman ve daha bir kaç ashabı olduğu halde, Uhud dağına çıkmışlardı.

Uhud dağı, üstünde taşıdığı insanların büyüklüğünden aldığı bir gurur, iftihar ve sevinçle, şöyle bir silkiniverdi!.

Sarsıldılar!. Az daha düşeceklerdi!.

O zaman Uhud dağına hitab etti Rasûlü ekrem:

-Uslu dur, Uhud!.. ÜZERİNDE BİR PEYGAMBER, BİR SIDDIK, İKİ DE ŞEHİD VAR!...

"Sıddıkiyet" makamı, peygamberlikten sonra gelen en yüksek derecedir...

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın, bütün "Sıddıkiyet" mertebesine ulaşmış olanların dahi en yücesi olması dolayısiyle, kendisine "Sıddık-ı Ekber" de denmektedir...

Ayrıca burada bir de mucize vardı!..

Resulullah aleyhisselam, Hazreti Âli ile Hazreti Ömer`in "ŞEHİD" edileceğini açıklamaktaydı..

Gene hicretin dokuzuncu senesinde. "Hac"cın farz olmasından sonra, Rasûlü Ekrem, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ı "Hac Emiri" tayin etti.

Sonra da, bizzat kendi eli ile alametlendirmiş olduğu yirmi deveyi Mekke`de kurban etmek üzere O`na teslim etti. Beş deveyi de kendisi tarafından kurban edilmek üzere buna ilave eden Hazreti Ebu Bekr es- Sıddık, üçyüz kişi ile Mekke`ye hareket etti.

Hazreti Sıddık`ın hareketinden bir müddet sonra "Tevbe Suresi"`nin baş tarafları nazil oldu.

Bu ayetler, müşriklere karşı yapılmış eski bir anlaşmanın feshi hakkındaydı.

Araplar arasında da şöyle bir adet vardı:

Her hangi bir anlaşmanın, yapılmış veya bozulmuş olduğuna dair haberin, mutlaka o anlaşmayı yapan kabile reisi veya onun yakın bir akrabası tarafından verlmesi icabederdi.

İşte bu nedenle, Rasûlü Ekrem, Hazreti Sıddık`ın arkasından hazreti Âli`yi yolladı; ve bu haberi kendisi namına tebliğ etmesini emretti.

Hazreti Âli de, Rasûlü Ekrem`in Kasva isimli devesine binerek Hazreti Sıddık`yetişmek üzere yola çıktı...

Bir kaç gün sonra kafileye yetiştiği zaman, Hazreti Sıddık sordu:

-Resulullah seni mi "Hac Emiri" tayin etti Ya Âli ?

-Hayır, Ya Eba Bekr!.. "Tevbe" suresi`nin baş taraflarını okumak ve bazı anlaşmaların hükmünü feshetmek için gönderdi!..

Böylece Hac`cın ilk farz olduğu sene, Hazreti Sıddık, Rasûlü Ekrem`e vekalet etmiş oldu ki; bu dahi O`nun Hilafetine işaret eden hususlardan birisiydi.

 *  *  *