Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

...VE HAREKET

Artık akşam olmuş, güneş çeklip gitmiş,ortalık kararmıştı... Sokaklarda kimsecikler kalmamıştı..

Rasûlü Ekrem:

-Haydi, Ya Eba Bekr!..

Buyurdu.

Oturdukları yerden kalktılar...

Hazreti Sıddık dağarcığı eline aldı ve beraberce arka odaya geçtiler.

Bu oda çöle bakmaktaydı...

Önce Rasûlü Ekrem, arkasından da Hazreti Sıddık yavaşça pencereden dışarı atladılar.istikamet, Sevr dağında`ki Athal isimli ufak mağaracık...

Bir kaç günlük olan Ay, az evvel batmış, önlerini aydınlatma vazifesi, sadece yıldızlara kalmıştı... Fakat onlarda pek tesirli olamıyorlar ki...

İki dost, ancak biribirlerini seçebiliyorlar karanlıkta... Sessiz fakat süratli adımlarla yürümekteler Sevr dağına doğru...

Bir müddet böylece yürüdüler, yürüdüler, yürüdüler...

Aşağı yukarı bir saat olmuştu yola çıkalı..

Demek takriben bir saatlik yolları daha var...

Hazreti Sıddık, şöyle bir arkasına baktı:

-Ya Resulullah, Mekke`liler hiç tahmin etmezler, bizim şimdi Medine`nin aksi istikamette olduğumuzu. Mutlaka, onlar bizi Medine menzili olan kuzeyde`ki yolda ararlar şimdi...

Yol bir türlü bitmek bilmiyor...

İkinci bir saat de dolmak üzere artık... Ama onlar da Sevr dağının eteklerine ulaştılar ve yavaş yavaş tırmanmaya başladılar...

Bu tip ufak mağaralara "gar" diyorlar... Hele ağzı öyle de dar ki...

Önce Hazreti Sıddık, sonra da Rasûlü Ekrem güçlükle girdiler içeri... Yarın günlerden Cuma olacaktı...

Bütün geceyi Rasûlü Ekrem`in evi etrafında nöbet beklemekle geçirip, O`nun dışarı çıkacağı anı bekleyen müşrikler, O`nu öldürmek için gittikçe sabırsızlanıyorlardı...

Nihayet gün doğduktan sonra Rasûlü Ekrem`in kapısı açılmış ve hepsinde heyecan son raddesine yükselmişti... Fakat dışarı çıkanın, Rasûlü Ekrem yerine amcası oğlu Âli olduğunu görünce, dehşetten dona kaldılar...

Zira içeri girdiğini gözleri ile gördükleri halde, ve bütün gece evin dört bir etrafında nöbet bekledikleri halde, Rasûlü Ekrem ortadan kaybolmuştu.

Bütün putperestler deli gibi etrafı aramaya başladılar...

Bir zaman sonra, Hazreti Bilal`in eski efendisi Ümeyye`nin başkanlığı altında,bir grup teşkil eden üç dört Kureyşli ile onların kılavuzu, çöle açılan, iki kişinin ayak izlerini buldular ve Sevr dağına gelmekte olan bu izleri takiben yola koyuldular...

Şüphesz ki, Cenâb-ı Allah, kendi yolunda yürüyen, kendi rızası için çalışan kullarının yardımcısıdır...

İşte bunun ispatlarından birisi daha...

Takipçilerin Mekke`den ayrıldıkları anda, büyük bir mucize baş göstermeğe başladı...

 *  *  *