Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

BÜYÜK GÜN

Efendimiz, gene her zamanki gibi üzere Hıra Tepesine çekilmiş tefekkür etmede...

Fakat!... Aniden, nereden geldiği belli olmayan fevkalade muazzam bir varlık, Efendimiz aleyhisselamın etrafını sarıverdi!..

Cebrail idi bu!.. Allah`ın hükümlerini peygamberlere iletmekle vazifeli Melek!..

Şiddetle sıkarak uyardı:

-"İKRA"... Yani, "OKU"!..

Ancak ne var ki Hazreti Muhammed aleyhisselamın eline verilmiş yazılı bir metin yoktu ki!... Neyi okuyacaktı, eline yazılı bir metin verilmediğine göre?...

Yazılı bir metin olmadığına göre, burada sözkonusu olan "okumak" da elbette ki bizim bildiğimiz harflerden oluşan bir yazılı metni okumak anlamına değildi...

Öyle ise..?

Eline verilmiş ya da önüne konulmuş hiç bir yazılı metin olmadığı halde sormadı Hazreti Muhammed aleyhisselam...

-Neyi okuyayım?...

Çünkü biliyordu esasen neyi okuması gerektiğini... Ve de bütün sıkıntısı, aylardır mağarada çile doldurması, hep "okuması" gerekeni okuyamamaktandı!..

Üstelik bunun insan yazısı harfleri okumakla, ya da okur-yazar olup olmamakla hiç ilgisi yoktu!.

Bu yüzden sıkıntısını, çaresizliğini dile getirir şekilde konuştu:

-Okuyabilenlerden değilim!...

Bu cevap üzerine Cebrail aleyhisselam O`nu tekrar "SIKTI"!... Her ne tür bir "sıkmak" ise... Ve uyarısını tekrarladı:

-İKRA !.. "OKU"!..

Ne çare ki hala "okuyabilmiş" değildi!... "OKU"yamıyordu!...

Tekrar cevapladı:

-"OKU"yamıyorum!... "OKU"yabilenlerden değilim...

Nİhayet üçüncü defa "SIKTI" Cebrail aleyhisselam O`nu ve şöyle dedi:

-OKU!... RABBİNİN İSMİYLE İŞARET EDİLEN KUDRET ÖZÜNDE OLARAK YARATILDIN!.. Kİ PIHTILAŞMIŞ KANDAN İNSAN MEYDANA GELMİŞTİR...

OKU!... RABBİN EKREM`DİR; Kİ O YÜZDEN KALEMLE BİLDİRMİŞTİR.. İNSANA BİLMEDİKLERİMİ TALİM ETMİŞTİR..." (96-1/5) (*)

(*) Bu konunun açıklaması "Hz. MUHAMMED NEYİ OKUDU" isimli kitabımızda geniş olarak mevcuttur... Düşünen dostlara tavsiye olunur. A. HULUSİ

Ve kayboldu... Kayboldu aniden Cibrîl, tıpkı geldiği gibi...

Efendimiz tir tir titriyor!...

Yerinden kaktı ve süratle mağaradan çıkarak eve geldi..

Yatağına uzandı... Aniden bir ürperti geldi üstüne... Abayesini örttürdü üstüne ve kısa bir zaman içinde dalıverdi sakinleştirici bir uykuya...

Çok sürmedi bu hal!.

Aradan kısa bir zaman geçmişti ki...

İşte Cibrîl gene geldi...

Yaradanın hükmünü tebliğ ediyor Efendimiz (S.A.V.)`e.

-"EY BÜRÜNÜP SARINAN

KALK, VE İNZAR ET!

RABBİNİN KİBRİYÂSINI TANI..

BİLİNCİNİ ARI TUT...

AZABA (yolaçacakları) TERK ET!."

Efendimiz aleyhisselam derhal yatağından kaktı...

Hanımı Hatice sordu:

-Biraz yatıp dinlenmiyecek misiniz?

-Benim için artık uyku ve istirahat yok!... O, benim insanları Allah yoluna davet etmemi buyurdu!.. Ama kimi davet edeyim?.. Kimi çağırayım?... Hem kim inanır ki bana?

-Evvela beni davet et... Ben sana inanıyorum!...

Rasûlü Ekrem`in hanımı Hazreti Hatice, daha evlenmeden çok önceleri bir rüya görmüş ve onu, zamanın en büyük Âlimi olan amcası ihtiyar Varaka`ya tabir ettirmişti. Yaşlı Varaka şöyle tabir etmişti onun rüyasını:

-Hatice, sana çok büyük müjdem var! Sen ahır zaman peygamberinin hanımı olacaksın!...

İşte o müjdenin son safhası da bugün tahakkuk etmişti...

Rasûlü Ekrem dalgın duruyor... Belli ki daha kimleri davet edeceğini düşünüyor...

*  *  *