Dua ve Zikir

Ahmed Hulûsi

SEYYİDÜL İSTİĞFAR


Okunuşu:

  Allahümme ente rabbiy lâ ilâhe illâ ente halâkteniy ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü, eûzü bike min şerri mâ sana’tü, ebûuleke binı’metike aleyye, ve ebûu bizenbiy fağfir liy zünûbî, feinnehu lâ yağfirüzzünûbe illâ ente birahmetike yâ erhamerrâhımiyn.

Anlamı:

  Allâhım! Rabbim sensin, TANRI yoktur. Yanlız sen varsın, beni sen yarattın, şüphesiz senin kulunum ve gücüm yettiği kadar sana verdiğim ahdü vaad üzere sâbitim. (Allâhım) işlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım, bana ihsan buyurduğun ni’metini zât-ı ulûhiyyetine îtiraf ederim. Günâhımı da îtiraf ederim. Binâenaleyh günahlarımı bağışla. Çünkü günâhları bağışlamak sana aittir.

Bilgi:

Muhammed Mustafa Efendimiz buyuruyor ki:

"Bu Seyyid-ül İstiğfar’ı kim inanarak ve idrâk ederek, karşılığını Allâh’tan bekliyerek, gündüz okursa ve gece olmadan önce ölürse cennete gider. Ve gene, kim gece okur da, sabah olmadan evvel ölürse o da cennet ehlinden olur."

Böyle bir değer elimize verilmişken, bunun kadri kıymetini bilmezsek, elbette başımıza geleceklere katlanmaktan başka bir şey kalmaz geride.

 

Okunuşu:

  Allahümme lekel hamdu lâ ilâhe illa ente rabbî ve ene abdûke âmentü bike muhlisan leke fiydiynî inniy esbahtü (emseytü) alâ ahdike ve va`dike mesteta`tü etûbü ileyke min seyyii amelî ve estağfirüke bizunûbilletiy lâ yağfirühâ illâ ente.

Bilgi:

"Vallahi de billahi de her kim bu istiğfarı sabah akşam üçer kere okursa, o mutlaka cennete girer"

İşaretiyle bizi uyaran Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dikkat buyrula ki sözüne büyük bir yeminle başlıyor.

İşte bu sebebten dolayı, seyyid-ül istiğfar dan sonra ikinci sırada hemen bu istiğfara yer verdik. Sabah akşam üçer kere okusak ne kaybımız olur ki?.. Ya kazancımız!..

Okunuşu:

  Rabbi inniy zalemtu nefsiy zulmen kebiyra, ve lâ yağfiruz zunûbe illâ ente, fağfirliy mağfireten min indike, verhamniy, inneke entel gafûrur rahîm.

Anlamı:

  Rabbim, nefsime büyük zulûmde bulundum, (nefsimin hakikatının hakkını veremedim), bu suçumu da senden gayrı bağışlayacak yoktur. İndinden gelen bir bağışlayıcılıkla beni bağışla, merhamet et, şüphesiz ki sen bağışlayıcı ve rahiymsin.

Bilgi:

Hazreti Ebû Bekir Sıddık (Allâh razı olsun ondan) sordu Resûl aleyhi`s-selâma:

- Ya Rasûlallah, namazdan çıkmadan evvel ne okuyayım?

Namazlarda, selâm vemeden evvel okuması için Efendimiz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Hazreti Sıddîk`a bu istiğfarı öğretti.

Hazreti Sıddîk da namazlarda selâm vermeden önce bu duayı okudu.

-Ebû Bekir`in imanı terazinin bir kefesine, bütün müminlerin imanı da terazinin öbür kefesine konsa; Ebû Bekir`in imanı ağır basar" buyuran Rasûlullah aleyhi`s-selâmın öğrettiği bu istiğfardaki incelik nedir acaba?.

&

Bu istiğfarda geçen "min indike" yani "indinden" hitabı işin "sır" noktasını meydana getirmektedir.

Tasavvufta, "mâiyyet sırrı" denilen hususa işaret eden "ind" tâbiri Türkçe`ye "katından" diye çevrilmektedir ki bu asla yeterli olmayıp; bilakis konunun inceliğini örtmektedir.

Zâhir vardır, bâtın vardır, ledün vardır.

Ledün kelimesiyle işaret edilen her şey, o kişinin zâtından açığa çıkan Allâh`ın kudretine işaret eder ki; buna şöyle de diyebiliriz.

Hikmet sisteminde açığa çıkan kudret sırrı!..

Dünya hikmet yurdudur. Her şey bir sebeble, bir vesile ile oluşur. Ahiret denilen ölümötesi yaşam ise kudret yurdudur; orada hikmet kuralları dünya fizik kanunları geçerli olmaz.

İşte mukarreblere dünyada ikrâm kabilinden gelen "ledün" nimeti ile "kudret" sırları seyredilir.

İstiğfarda da bağışlamanın "Allâh" indinden taleb edilmesi demek; beşerî kusurların örtülerek, hakikat nurlarının "nefs"inde ortaya çıkmasını taleb etmek demektir. Kalem, bundan ötesini satırlara dökmeye yetmiyor. Bağışlayın. Elbette ârif olan anlıyacaktır işaretimizi.

Okunuşu:

  Allâhümmağfirliy hatıyetiy ve cehliy ve israfı fiyemri; ve ma ente â’lemu bihî minniy. Allâhümmağfirliy hezliy ve ciddiy ve hataiy ve amdiy ve küllü zâlike indiy.

Anlamı:

  Allâhım, hatalarımı, cehaletimi, emrinde haddi aşmamı bağışla ve benden daha iyi bildiğin hatalarımı da. Allâhım, lâtifeyle yaptığımı, ciddî olarak yaptığımı, bilmiyerek veya kasden yaptığım yanlış hareketlerimi de bağışla. İtiraf ediyorum ki bunların hepsi de bende mevcut!..

Bilgi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından Ebû Musa el Eşarî radıyallahu anh, Efendimiz’in böyle istiğfar ettiğini bize naklediyor.

"Geçmiş ve gelecek tüm kusurlarını Allâh bağışlamıştır" âyeti Kur`ân-ı Kerîm`in Fetih Sûresinde yer alırken; gene de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu şekilde istiğfara devam ediyor. Acaba niçin?..

Bunu biraz düşünmemiz gerekmez mi?

Konunun derinliklerini bir yana bırakırsak, en azından, sınırlı ve kusurlu varlıklar olarak, "halife" olmaya yakışmayan davranışlar içindeyiz. Ve en tabîi yaşantımız içinde dahi, yani yukarıda sayılan hallerde dahi, hakikatımızın hakkını edâ edememekten dolayı nefsimize zulmetmekteyiz. Ve unutmayalım ki, sadece dünyada bir takım çalışmalar yaparak ölümötesi sonsuz yaşamın sonsuz güzelliklerini elde etme imkânına sahip olabileceğiz.

Öyle ise, elden geldiğince, dünyada bırakıp gideceğimiz ve bir daha hiç aklımıza gelmeyecek şeyler için tüm beynimizi harcayacağımıza, hallerimizin ardına geçip, öze yönelelim; ve noksanlarımızı idrâk edelim.

Okunuşu:

  Estağfirullahelleziy lâ ilâhe illâ Hû el Hayyul Kayyum ve etubu ileyh.

Anlamı:

  Bağışlanma diliyorum. Allâh’tan ki, tanrı yoktur Hay ve Kayyum olan sadece O vardır. Tövbem O’nadır!..

Bilgi:

Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

-Kim, Tanrı yoktur Hay ve Kayyum olan O vardır. Bağışlanmayı Allâh’tan dilerim, tövbem O’nadır. derse, savaştan kaçmış bile olsa günâhları bağışlanır.’

Burada çok önemli olan husus ikidir. İstiğfarda "ismi a’zâm" kullanılması ve bu tür istiğfarın büyük günâhları dahi affettireceği.

Dualardan "İSMİ A`ZÂM" kullanılmasının hikmetini, "İSMİ A`ZÂM" bahsinde nasib olduğu kadar anlatmaya çalışacağım.

Savaştan kaçma olayının dahi bu şekildeki istiğfarla affedilmesi olayına gelince.

Savaştan kaçma, Hazreti Rasûlullah aleyhi’s-selâm’ın bildirdiği üzere yedi büyük günâhtan birisidir.

&

Buyuruyor ki Rasûlullah:

-Helâk eden yedi şeyden sakının."

Soruluyor nedir onlar, diye:

"Allâh`a şirk koşmak;
Allâh`ın harâm kıldığı insanı öldürmek;
BÜYÜ ve sihir yapmak;
Faiz yemek;
Yetim malı yemek;
Savaştan kaçmak;
İffetli kadına zinâ iftirası atmak."

açıklaması yapılıyor Efendimizden.

&

Görülüyor ki, büyük günâhlardan bağışlanma dahi söz konusudur. Ve bağışlanmak için; hristiyanların günâh çıkartmak için papazlara muhtaç oluşu gibi bir muhtaciyet gerekmeden; sadece Allâh’ın Azamet ve Kibriyâ’sına yönelip, kusurunu, suçunu itirâf ile O`ndan bağışlanma niyaz etmek yeterli olmaktadır.

Öyle ise, ne kadar büyük suç işlemiş olursak olalım, asla umutsuz olmayalım; ve Allâh`a yönelip tövbe etmeyi ertelemeyelim!..

Okunuşu:

  Allâhummağfirliy zenbiy küllehu ve dikkahu ve cillehu ve evvelehu ve âhırehu ve alâ, niyyetehu ve sırrahu!..

Anlamı:

  Allâh’ım, günâhlarımın hepsini, eskilerini, yenilerini, küçüğünü, büyüğünü, açıktan yaptıklarımı, kafamdan geçirdiklerimi mağfiret et (bağışla).

Bilgi:

Rasûlullah salla’lâhu aleyhi ve sellem Efendimizin en sık okuduğu "istiğfar"lardan biridir bu yazmış olduğum.

İstiğfar yapılırken, ne derece geniş kapsamlı tutulmasına örnek olması yönünden son derece dikkat çekicidir. Daha önce de belirttiğim gibi, bu duaları sadece papağan gibi tekrar etmekten kesinlikle kaçınmalı; Hazreti Rasûli Ekrem`in neye ne şekilde yaklaşım içinde olduğuna; hangi hususlara nasıl önem verdiğine azamî dikkat göstermeliyiz.

Bu istiğfarın, namazlarda selâm vermeden önce okunmasında büyük yarar görmekteyiz.

*  *  *