Dost`tan Dosta

Ahmed Hulûsi

DOSTAN DOSTA - 1201 - 1300

  1. Bugünkü insanların pek çoğu, yaşadığı devirde yanında olsalardı Rasûlullah`ın, O`nu inkâr ederlerdi!.
  2. Bilmeyiz ki bizim için önemli olan, bize yarını kazandıracak olan ilimdir; ilmi getirenin yaşantısı değil!.
  3. Rüyalarınızda, şu anki ilminizin ne kadarını yaşıyorsunuz? Ne kadar, ilminizi rüya boyutunda yaşamınıza geçirebiliyorsunuz? Rüya , ölümün kardeşi olduğuna göre!..
  4. Aklı olan ilimle ilgilenir;anlayışı kıt olan da, kişilerin fiilleri ve organlarıyla!. 
  5. İnsan, gördüğünün ötesini araştırır; diğer mahlûkat, gördüğüne hüküm vererek ona göre değerlendirme yapar!.
  6. Eğer bir ilmin doğruluğunu tasdik etmekteyse vicdanımız; ve biz o ilmin gereğini yaşayamıyorsak, önemli bir sorunla karşı karşıyayız demektir!.
  7. Uygulanmayan ilim - gereği ortaya konmayan iman, lâfla tasdikten başka bir şey değildir ve insana hiç bir getirisi olmaz!.
  8. Mutlak olarak takdir edilen yaşanacaktır, tüm tedbirlerle beraber!. 
  9. İnsan, ilminin; yani beynindeki veri tabanın, sentezlerinin sonucunu yaşamaktadır otomatik olarak HER AN!.. 
  10. "Tanrı" ve "tanrılık" kavramına dayalı din anlayışı bâtıldır!. "Allah" isminin işaret ettiği anlama dayalı, yürürlükte olan; "İSLÂM DİNİ"dir!. 
  11. Ebubekr`in hassasiyetiyle, Ebu Cehl`in hassasiyet ve incelik anlayışı çok farklı idi... İkisi de aynı Rasûlullah`ı dinlemesine rağmen!..
  12. Rasûlullah`a bu yolda yaptığı çalışmalar yüzünden "cinne uğramıs, deli " dedilerdi... Sen, bırak delilik derecesini, akıllı düzeyinde(!) neler yapıyorsun?!
  13. 1213- Allah`a ‘’B’’ sırrıyla iman ve bunun gereğini uygulayarak yaşamak; yemin ederim ki, insan için en önemli ve en öncelikli konudur!. 
  14. Dünyalık, insanın yalnızca ölümötesi yaşama rahatça hazırlanmasını sağlayabileceği kadarıyla insan için önemlidir!.
  15. Aç insan, açlıktan dünyasını kaybeder; ilimsiz insan, ilimsizlikten tüm ebedi hayatını kaybeder. Hangisi önemli öyle ise?...
  16. Sadece Rasùle tâbi olmakla mükellefiz!. 
  17. İlminde olup da dünyada yapmadığın şeyleri orada yapıp getirisini elde etme şansı yoktur! 
  18. "İnsan" olanlar, bir nesildir; "Allah"ı tanıma ateşiyle yanan ve beynini buna çalıştıran!. 
  19. "Rahman’ın rahmeti’’, "arındırıcı"dır.. Elbette ki, arınma işleminin getirdiği bir azâb veya sıkıntı da sözkonusudur!... 
  20. Yaşamakta olduğumuz «şu an», "ALLAH"ın var olup, "O"nun dışında hiç bir şeyin var olmadığı «an»ın tâ kendisidir!. 
  21. İdeali ayrı-dünyası ayrı- rüyası ayrı insanlarla yaşamak uğruna "Allah" ı yitirip, ebeden bir insan öncesi mahlûk gibi yaşamayı kabullenmek niye? 
  22. ‘’Din’’, insana; geleceğini kurtarması, Hakikatını tanıması,"halife"liğini  "Allah ahlâkıyla ahlâklanmış olarak" yaşaması için gelmiştir!...
  23. ‘’İnsan’’, "Allah" için yaratıldı; Onda kendini seyretmek için... ‘’İnsan dışında kalan mahlûkat’’ da; yeyip içmek, çiftleşmek, üremek, gördüğü güzele sahip olmak ve yalnızca bunlar için!... 
  24. Kimi "insan", Allah" için yaşadı; "fiysebilillah"!.. Kimi de yaşadı, dişiyse mutfakla yatak arasında ya da dükkânla yatak arasında!. Ya da iniyle orman; ağılla otlak arasında!. 
  25. Bugün çevrenizde olan herkesi burada bırakıp tek başınıza yolculuğa çıkacaksınız, en yakın eşinizi bile yan yastıkta bırakıp kendi rüyanıza daldığınız gibi!.. 
  26. İlmi olmayanın, dedikodusu olur!. 
  27. Kendisinde açığa çıkan ilim ile yetinen, orada kalır ve ötesinden mahrum olur!. Oysa açığa çıkan ilim ve hikmet , açığa çıkmamışlar yanında bir damla gibidir!. 
  28. "Yanma", tamamen, azâblardan arınma işlevini oluşturan bir "rahmet" mekanizmasıdır. Tıpkı, operatörün merhamet edip kangrenli bacağı kesmesi gibi!. 
  29. Bugünden kendinizi test edin; Ne kadar imanlısınız?!... Bunu size, ortaya koyduğunuz fiiller yansıtsın!... 
  30. Ya varsayım yollu, "çok"tan, "yok"a bakılır; ya da TEK, kendi esmâ ve fiillerini seyreder!. 
  31. İnsansının, "insan"a özgü özellikleri anlayabilmesi ve gereklerini yaşayabilmesi olanaksızdır! 
  32. İnsan, öğrendiği ilmi yaşamına geçirebildiği kadarıyla bilgisayardan ayrılır!.. 
  33. İlmini yaşama geçiremeyen insan, gelişmiş bir bilgisayar olmanın ötesine asla geçemez!. Eskiyince de, eskimiş bilgisayarların âkıbetine dùçar olur!.. 
  34. Herkes, mâzeretin geçerli olmadığı bir boyutta yaşamının sonuçlarına katlanacaktır!... Bunu bilerek dilediğiniz gibi yaşamaya devam ediniz!.
  35. Zorlama, insanı imandan çıkartır; münâfıklığa sokar!. 
  36. "Allah", neyi dilemişse, dilediği açığa çıkmakta ve üzerimizde görünmekte ve bunun sonuçları da neler ise onlar yaşanmaktadır!. 
  37. Kimi bugünden bu rolü yaşar, kimi yarın... Ama dünyadayken bunu yaşayamayan, senaristin hükmüne göre bir daha bunu hiç elde edemez!.
  38. "ALLAH ismiyle işaret edilen"i "bir "tanrı" olarak düşünmeyi terketmek, zor bile denemeyecek kadar zordur... Meğer ki, verilen rolde kolaylaştırılmış ola!. 
  39. Yargılama, Allah`a mahsustur! 
  40. Bir kaç saniyelik dünya yaşamımı ben, bu hayâllerle doldurup bu masallarla kendimi aldatıp; çevreme güllabicilik yapmayı ibadet diye hayâl ederek bu dünyadan geçip gitmek üzere verilen roldeysem... EYVAAAAH!!!...
  41. Muhakkikin tek kriteri vardır: KUR`ÂN!. Kâh âfaktan okur; kâh enfüsten, kâh cilt içindeki sayfalardan!.
  42. Hak bildiğimiz yolda, ‘’kim ne derse desin!’’ diyecek yürekliliğe sahip olarak mı yürüyoruz? Yoksa, "aman etraf ne der!" diyerek ETRAF PUTUNA mı tapınmaya devam ediyoruz? 
  43. Allah`ın merhameti, yenene midir; yiyene mi?!
  44. İnsanın bilinçli yaşamı, idrâkı kadarıyladır... İçgüdüsel davranışlar, idrâk kadarıyla kontrol altına alınır!.
  45. Bilinçli bilinçsiz tüm varlıkların yaptıkları, ‘’tesbih’’ kapsamındadır... Bilinç eseri açığa çıkan ise, ‘’ZİKR’’ hükmündedir! 
  46. Yüksek raftan kristal vazoyu alırken, alt raftakileri kırmamaya dikkat gerekir!. 
  47. Yaşam ve Dünya devam ediyor... Dünya için çalışıp geçimini bağımsız temin edecek duruma ulaşamazsan, insanların kölesi olursun ve o zaman hiç bir şey yapamazsın!. 
  48. Kaldıracak- ortadan yok edecek bir şey, gerçekte yoktur!
  49. İnsan için iyi veya kötü, güzel veya çirkin sıfatlarını veren; bir başkasıdır... Aslında herkes, kendine GÖREdir! 
  50. Azap veya mutluluğun kaynağı, birimlerin birimsel varlıkları içinde birbirlerine bakmalarından ve bu bakış açısından hâsıl olan değerlendirmelere saplanmalarından doğar!
  51. İsimlerle nereyi yakalamağa kalkarsan, oradan eli boş çıkarsın!.
  52. Hiç değilse, insanî birim olduğunun farkında olan birini bulmalısın ki, hem senin deney ve gelişmene faydalı olsun, hem de sen ona yararlı olabilesin!
  53. Gerçekte türlü isimler altında hep O`nu görüyorsun!.
  54. Algılama kapasitendeki sınırlılığın getirdiği varsayımınla, TEK`i bölüyorsun.... ‘’Zâhir’’ ve ‘’Bâtın’’ çıkıyor ortaya!. 
  55. Varlık birimleri arasındaki fark, onlardaki "canlılık" yönünden değil; "akıl" yönündendir!
  56. Tasavvuf, tarikat , bir iyi ahlâk derneği değil ; varlığın hakikatını, vücudun aslını, özünü bildiren bir çalışma düzenidir!
  57. ‘’Din’’in mânâsı, senin ebedi saadetini meydana getirecek ilâhi hükümlerdir! 
  58. ‘’MÜLHİME" bilinci içindeydi FİRAVUN ... Kendisini "Hak" görüyordu, karşısındakileri ise "yok"!.
  59. Gerçekte "BEN" kelimesiyle işaret edilen varlık, öyle bir "ÖZ" varlıktır ki ; o "ÖZBEN" lik noktasında tüm evren ve içindekiler "Tek bir Bilinç"ten ibarettir! 
  60. Çokluğu inkâr, Hak`kı inkâr olur!..Tek’liği inkâr, yine Hak`kı inkâr olur!.
  61. "BEN" ile "NEFİS" veya "NEFS" hep aynı şeydir!. ‘’Bilinç’’ ya da ‘’Akıl’’!.
  62. Evrende bir şeyin "YOK" hükmünü alması, diğer bir şeye GÖREdir. Gerçekte ise ne ‘’var’’ hükmü mevcuttur, ne de ‘’yok’’!
  63. Ölüm ötesinde insanlar, dünyada edindikleri şartlanmalar ve kendilerini tanımaları ölçüsünde davranışlarını otomatik olarak ortaya koyarlar... Aynen uykuda gördükleri rüyada olduğu gibi!..
  64. Küllî programın, birimden ortaya çıkması hâlinde aldığı isim,"irade-i cüz"dür!..
  65. Gerçeğin örtüsü, tamamiyle göresel değerlerle şartlanmalar ve bilgisizliktir!
  66. İnsanlar, "Mutlak Tek"in kuvvetlerine bir aynadır!
  67. İnsanlar içinde her devirde gerçeğe yönelenler ve onu bulabilenler çıkmıştır. Bazen de gerçeğe yaklaşıp, o gerçeğe erişemeden ömrü tükenenler olmuştur!
  68. İnsanlar, gerçekleri şartlanmaları ışığında değerlendirme yoluna gittikleri için yollarını sapıtmışlar ve çeşitli varsayım bataklıklarında ömürlerini hebâ edip gitmişlerdir!
  69. İyi-kötü-hoş-nâhoş değerlendirmeleri, toplumun sizi o yolda şartlandırmasından ileri gelir!
  70. Kendini bilen kişi, ne yazı kış yapmağa çalışır, ne de kışı yaz hâline getirmeğe!
  71. Bilgi, sende yerini bulur ve onu içinde hissedersen ve seni tatbikatında aynı neticeye götürürse bilgidir! 
  72. Kendini bulabilmen için her şeyden evvel, gerek hayvanî ve gerekse beşerî duyguları terketmen gerekir!.
  73. Her şeyi baştan sona anlatamayanların, komplike bir fikir sistemi olmayanların, başkalarına yol gösterici olmağa hakkı yoktur!
  74. Yol boyunca birçok merhaleler katedip, çeşitli makamlardan geçecek, sabrımız nisbetinde gerçeğe ereceğiz!
  75. Kişi, arzularını terk ettiği zaman ‘’Hükmün âlemi’’ne; gelenlere razı olduğu zaman da ‘’rızaya ermiş kul’’ mertebesine yükselir!..
  76. Oku ve idrâka çalış!. Mutlaka söylemek istiyorsan bir şeyler, önce KENDİNİ TANI!
  77. Hz. Muhammed, aklı olanlara ve ilmi duyguyla değil akılla değerlendirebileceklere yararlı olmuştur!.
  78. Bil ki, gerçeği idrâk etmeye çalışan bir kişi, asla yaradılmışlar arasında tefrik yapamaz!.. 
  79. Yaradılmışlar arasında fark görmeyi kaldırdıktan sonra yapılacak ikinci iş, verenin huzurunda verilenlere vasıta olmaktır!.
  80. Herkes, düşünebildiği, idrâk edebildiği nisbette fiillerde bulunur; ve sonucunda da hak ettiği ile karşılaşır!. 
  81. Kâmil kişi, mahlûkatta kusur veya hata görmez ve aramaz!.
  82. Mükemmel olarak yaradılmamış tek bir mahlûk yoktur!...‘’Var’’ diyenler, sadece kendi sınırlı anlayışlarını sergilemektedirler!.
  83. Yaradan, her şeyi güzel ve kemâl üzere yaratmıştır. Ancak şu var ki; onlara bakanlar, gözlerindeki rengârenk camlı gözlükleri çıkarmak zahmetine katlanıp, gerçeği çıplak gözle görmek lütfunda bulunsunlar.
  84. «Hayır» veya «şer», yaratılmışın indincedir... Yaradanın indinde, hepsi birdir!..
  85. Bil ki, yolumuz tefrik yolu değil; MUTLAK BİRLİK yoludur. Bu yolda, kesinlikle ayırım yapmak yoktur!.
  86. Bütün günahların kökeninde de, "Şirk-i hafî" yâni "tanrıya inanmak" yatar!...
  87. Hem "benlik deccali"nin tüm kapasitesi ile saltanatının sürmesini isteyeceğiz... Ondan sonra da Tek`e, havadan ermiş olacağız... Bunu beklemeyin!... Çünkü bu, bir gerçekleşmesi muhal olan sükûtu hayâl!.
  88. "Ümmül Kitab"ı okuyup idrâk edemeyen, ne bilir ki "ALLAH Adıyla İşaret Edilen`in ahlâkı"nı?. 
  89. Basiretinde varlıkların çokluğu yoktur!.. Gözde, çokluk vardır!.
  90. ‘ALLAH ve DİN ADINA’’ hükmetmek, " kimin yetkisinde"dir?!.
  91. Arpa dağıtıp, altın toplayamazsın!... Altın dağıtıp, irfana eremezsin!... Zulüm yapıp, rahmet bekleyemezsin!...Bina yapıp, ilim alamazsın!...
  92. ‘’Anlayış ve değerlendirmede yenilenme’’ var; ama ,‘’İlâhi Sistem ve Düzen’’de yenilenme yok!
  93. Yaradılan ne vardır ki birbirine muhtaç olmasın?.. Ama onları ‘’Yaratan’’!!!.. İşte, O`nu "dost" seç kendine!.
  94. Düşün, düşün ve gene düşün; düşündüğünün gerçeğine eremesen bile, hiç olmazsa ‘’düşünenler’’ arasına girersin!.
  95. Dününden pişmanlık duymayan, en büyük saadete ermiştir...
  96. Ne bir kusur işle; ne de af dilemek mecburiyetinde kal...Hattâ, kimsede kusur görmemeye gayret et!.
  97. Senin, bizzat arzularınla gelişen hırsın, senin ‘’şeytanın’’ olmuştur!..Arzuları kalmamış bir kişinin, ihtirasları da olmadığı için, şeytanı da ‘’müslüman’’ olur!..
  98. Yaradılmışlar, çoğunlukla kendilerine bir iyiliğin ulaşmasına vesile olanları sever ve hakikatten uzak iseler, verileni verenden bilirler... Sen bil ki , veren-verdirten hep O`dur!.
  99. Ruh kuvvetin - kapasiten, ölmeden önceki son ulaştığın beyin kapasiten olarak sâbitlenir!..
  100. Kur`ân, okunduğu zaman "Sistem ve düzen" farkedilir; ki bu da, "Allah ahlâkı"nın farkedilmesi sonucunu getirir!