Din`in Temel Gerçekleri

Ahmed Hulûsi

RUHLAR EZELDE Mİ YARATILDI

Bugün çok önemli bir yanlışa işaret etmek istiyorum.. “Ruhlar ezelde bir yerde yaratıldı da, peyder pey dünyaya mı gönderiliyor”.. “DİN” bunu mu diyor..?

Kesinlikle hayır!..

Ruhlar geçmişte ezelde yaratılmış da, şimdi teker teker dünyaya bedenlere gönderilmiyorlar!.. Aksine, her ruh, ana rahminde 120. günde, o ceninin özünden gelen Allah kudretinin melekî güç olarak açığa çıkarttığı tesirle, o varlığın beyni tarafından üretiliyor!.

A’râf Sûresinin 172. âyetinde şöyle bir açıklama vardır:

“Rabbin, âdemoğlullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutmuştu;

-Ben, sizin rabbiniz değil miyim (elestü birabbiküm) diye...

-Evet, şahidiz (kalû belâ) dediler!.. Kıyamet günü, biz bundan habersizdik, demeyesiniz!..”

Ayetin esas vurgulamak istediği gerçeğin farkedilememesi yüzünden, bu âyetin anlamı saptırılarak; tamamen ilgisiz yorumlar ortaya atılmış; bunlar çeşitli asılsız hikayelerle bezenmiş; ve nihayet bugünkü asılsız genel kabule gelinmiştir!.

Özetliyelim bugünkü yanlış ve asılsız genel kabulü...

“Allah, dünyaya gelecek ne kadar insan varsa, başka bir mekânda onların toplu halde ruhlarını yaratmış; ve orada onlara sormuş; ben sizin rabbiniz değil miyim?insanların ruhları da, güya orada cevap vermişler; evet sen bizim rabbimizsin”, diyerek...

Sonra o ruhlar, oradan, teker teker dünyaya gelip, ana rahimlerinde oluşan bedenlere giriyorlar; ve sonra da çıkıp tekrar o âleme gidiyorlar...

Ve hatta bazı derin ve kapsamlı düşünce ve bilgi sahibi olmayan kişilere göre, tekâmül için tekrar dünyaya geliyorlar!.. Buna da yeniden dünyaya gelerek bir bedene girme anlamına “reenkarnasyon” diyorlar!.”

Bu yanlış anlayışa dayalı olarak, “elest bezmi” isimli bir hikâye daha uyduruluyor... Göya, o ruhlar âleminde tanışıp ülfet edenler, burada da tanışırmış; sevişenler burada da sevişirmiş; orada birbirinden hoşlanmayanlar, burada da birbirinden hoşlanmazlarmış!.

Önce işin aslını özetliyelim, sonra da delillerimizi sıralayalım..

Âyetin işaret ettiği anlam şudur Allahualem...

“Allah insanı İslâm fıtratı üzere yaratmıştır” hükmü üzere, her insan, henüz menideki sperm halinde iken, babasının genindenislâm fıtratının programını alarak dünyaya gelir, daha sonraki aşamalardan geçerek!.

“Onların bellerinden zürriyetlerini alır” ifadesi, genetik olarak intikal edenislâm fıtratının bilgisinin sperm halindeki varlığına işaret eder ve vurgular!.

Yani, sperm hâlindeyken insan, -BELLERİNDEN ZÜRRİYET ALINDIĞINDA-, fıtrat olarak rabbini bilme yetisine sahip kılınmıştır..

Esasen, genetik olarak bu programla yüklenmiş olan cenin, ana rahminde 120. günde, özünden boyutsal bir şekilde gelen melekî etki ile, “RUH” adı verilen ve beyin tarafından üretilen dalgalardan oluşan, ölümötesi boyut bedenini üretmeğe başlar!... Ve ona, yani “ruh”a, tüm zihinsel fonksiyonların hasılası, dalgalar(wave) şeklinde yüklenir!. Yani, başka bir yerden gelip bedene giren bilinçli bir “ruh” olayı kesinlikle geçerli değildir!.

Dünyadan öncesi yaşamda, bir yerlerdeki ruhlar âlemine dayanak gösterilmek istenen âyeti dikkatle düşünürsek, burada “ademoğullarının BELLERİNDEN” sözedildiğini farkederiz.. “BEL” olayı ruh boyutuna değil; içinde yeralmakta olduğumuz dünya boyutuna ait bir şeydir. “Bel suyu” menidir, spermin dünyasıdır!

Bu çok büyük yanlış anlamanın temelinde, “EZEL” kelimesinin “BOYUTSALLIK ifade eden manada anlaşılmayıp, sanki mekansal bir geçmiş olarak değerlendirilmesi yatmaktadır!..

Bu konuda geniş bilgi, “Hz. MUHAMMED NEYİ OKUDU” isimli kitabımızda vardır. Ayrıca Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’ân tefsirinin 4. cildinin 2324. sayfasında bu yazdıklarımızın doğruluğunu teyid eden bilgileri bulabilirsiniz.. Sayın Süleyman Ateş’in Yüce Kur’ânın çağdaş tefsiri`nin 3.cilt 412. sayfasına da bakabilirsiniz..

İmam Gazali, Ravzatüt talibin isimli eserinde bu konuyla ilgili şöyle der: “...Çünkü Rasûlullah efendimizin ruhu da, anneleri tarafından dünyaya getirilmelerinden önce mevcut ve yaratılmış değildi”!.

Ruh dışarıdan gelip bedene giren bir şey değilse; çıktıktan sonra da yeniden başka bir bedene girmesi söz konusu olabilir mi?..

*  *  *