Dua ve Zikir

Ahmed Hulûsi

ZİKİR TENHADA MI YAPILMALIDIR?

ZİKRİN ne olduğunu tam anlamamış kişilerin, zikir yapılırken uyulması zorunlu şart olarak öne sürdükleri bir husus vardır. Zikri tenhada, kimsenin olmadığı bir yerde, sessizlikte yapacaksın!... Bu son derece yanlış bir zorlamadır!.. Ve asla şart değildir.

Tenhada bir yerde, yalnız başına olunan bir yerde, tefekkürle yapılan zikrin elbette bir çok faydalı yönleri vardır; ve bu asla inkâr edilemez.

Ancak ne var ki, imkânı olamıyan, bu yüzden zikir yapamaz, yapmamalıdır gibi bir anlam da çıkarılmamalıdır.

Her yerde, her zaman zikir yapılabilir demiştik. Nitekim, gerek Kur`ân-ı Kerîm`deki "ayakta, otururken ve yatarken" zikredilmesi gerektiğini bildiren âyet, ve gerekse de çarşı pazarda "lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdu yuhyi ve yumitu ve huve hayyun lâ yemûtu biyed`ihil hayr, ve huve alâ külli şeyin kadîr" zikrinin yapılmasının hadsiz hesapsız ecir getirdiğini anlatan hadîs-i şerîf muvacehesinde, deriz ki her yerde her zaman zikir yapılır ve yapılmalıdır!..

Esasen bu çok önemli bir konudur.

Zikir yaparken mutlaka tefekkür şart mıdır?.. Veya namaz kılarken -ki o da duadır ve zikirdir- aklına başka şeyler gelmesi, namazı bozar mı?..

Zikir veya namaz sırasında akla başka şeyler gelirse, okunulan dua ve zikirlerin gene de faydası dokunur mu?..

Kesin olarak söyliyelim ki, Zikir veya namaz kılarken akla gelen şeyler, yapılan çalışmaya asla zarar vermez.

Beyin, aynı anda sayısız konuda ve yönde faaliyet göstermektedir ki, bunların her biri de kendisi ile alâkalı bölümlerce ifâ edilmektedir. Ve hepsi de yerini bulur!..

* * *

Meselâ, yolda yürürken, bir yandan tesbih çekip, bir yandan başka şeyler düşünür, bir yandan da çevrenizi seyredersiniz. Bu faaliyetin her biri beyinde ayrı ayrı birimlerde değerlendirilir ve hepsi de yerini bulur.

Kezâ, diyelim ki; evde bir yandan bir şeyler okur, bir yandan tesbih çeker, bir yandan odada konuşulanlar kulağınıza gelir, bir yandan televizyona gözünüz kayabilir. Bunların hepsini de aynı anda yapabilirsiniz. Bu, beyninizin gelişmişlik derecesi ve çok yönlü çalışabilme özelliğiyle alâkalıdır. Manevî yönü olan kişiler, bütün bunlara üstlük, bir de manevî irtibatlar halinde olup, onların da hakkını rahatlıkla eda edebilirler.

Burada mühim olan, beyinde yapılan çalışma ve onun neticesinin otomatik bir biçimde ruha yüklenmesi olayıdır. Siz ister farkında olun, ister hiç farketmeyin, değişmez!.. Nitekim, misâl vermiştik, meyhanede içki içerken, rakı kadehi elde zikre başlıyan kişi, devamı sonunda hacca gidecek duruma erişmiştir sekiz ayda!..

Dolayısıyla, zikir için yanlızlığa çekilmek şart değildir.

* * *