Dost`tan Dosta

Ahmed Hulûsi

DOSTAN DOSTA - 1701 - 1800

1701.  Şirkin  kalkmış  olmasının  alâmeti;  kişide  yalan,  ikiyüzlülük, gıybet,  iftira,  aldatma,  çıkarı  için  yüzüne  gülme  gibi  hasletlerin olmayışıdır. ŞİRKTEN ARINMIŞLIĞIN BAYRAMINI DİLERİM.  


1702. Şükreden arttırır; nankörlük eden kendini kilitlemiş olur!  


1703. Yaşamakta olduklarınız, düşündüklerinizin sonucudur. Düşünüp yaptıklarınız yarınınızı oluşturacaktır. Dilediğinizi konuşun!


1704.  Mukallit,  duyduğunu  okuduğunu;  Muhakkik,  keşfindekini konuşup yazandır.  


1705. HAC BAYRAMI öncesi 10 gün oruç, Ramazan dışındaki en değerli oruçtur. Gündüzü ve gecesiyle bu günleri değerlendirebilene ne mutlu!  


1706.  Nasibi  olmayanın  “AMA...”,  “FAKAT...”  türüyle  başlayan bahanesi çok olur!.. Bu kelimelerle itirazın anlamı, “bu konuda benim nasibim yok, üstüme gelmeyin” demektir!  


1707.  Muhakkak  ki  biz  sana  kevseri  (Esmâ  özellikleri  havuzunu) verdik...  O  halde  salâtı  yaşayarak  Esmâ'dan  oluşan  hakikatinin farkındalığına er... (Böylece de BEN'liğini-EGONU)  KURBAN  ET! Bu bildirdiğine hıncı olan var ya, işte o soyu kesiktir (Hakikatinden kaynaklanan Esmâ özelliklerinin getirisinden mahrumdur!).  


1708.  BEYNİN,  GÜNÜNÜN  NE  KADARINDA  BU  DÜNYADA BIRAKIP  BİR  DAHA  HİÇ  BULAMAYACAĞI  İŞLERLE MEŞGÛL?  KAÇ  DAKİKA  DA  HAKİKATİNİ  MÜŞAHEDE

HÂLİNDE?  


1709. MUKALLİT, delil ispat ister; MUHAKKİK, müşahede eder!.. Muhakkik,  mukallidi delil istemesinden tanır. Muhakkik,  mukallide muhatap olmaktan kaçınır, yalnızca müşahedesini anlatır. Tartışmaz!


1710.  Taklitler,  taklit  edilenin  değerinin  ispatıdır.  Ne  mutlu  taklit edilene!


1711.  Dünde  kalıp  bugününü  değerlendiremeyene,  yarın  kapısı ebeden kapalı kalır!


1712.  “Düne  ait  NE  VARSA,  dünde  kaldı”  ne  demek? Hiç  bunun anlamını derin bir şekilde düşündük mü?


1713.  Bir  SEN  var,  bir de özünde, O'nun Esmâ bileşimi açılımı var öyle mi!!!


1714. KUR'ÂN okumayı kolaylaştırdık; hâlâ “oku”mayacak mısınız? “Oku”mazsanız nasıl anlayacaksınız?


1715. FARKIN farkında olmayana, farkı fark ettirmeye çalışmayın;

farkı fark ettiremezsiniz! Çünkü fark etmemek için yaratılmıştır!  


1716. Allâh tüm yaşamımızda, âlemlere Rahmet olarak irsâl eylediği ZÂTI hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin ve kolaylaştırsın.


1717.  Allâh  niçin  “ŞİRK”i  affetmez?  NİÇİN  İslâm'da  en  önemli konudur ŞİRK? ŞİRKİN GİZLİSİ AÇIĞI OLUR MU?..


1718. Sık sık şu duayı yapsak? Rabbim içinde bulunduğum gafletin ve şirkin farkındalığına erdir ve hazmıyla bundan kurtulmayı nasip et!


1719.  Öncüler,  yeni  kapılar  açanlar,  yepyeni  farkındalıklara ulaştıranlar  vardır;  orijinaller...  Onları  taklit  edenler  vardır;  onların dedikodusuyla ömür tüketenler; mukallitler!.. Hangisindensiniz?  


1720. DOLUNAY günlerinde ORUÇLU olmak Rasûlullâh uyarısıdır.  


1721. EDEP haddini bilmektir. İnsanlarla tartışmak boy ölçüşmek için değil, Hakk’ın nasip ettiğini paylaşmak için varız.  


1722. Mekân KÖYDEN çıkmak kolaydır, ama kozan olan KÖYDEN çıkmak ender kişiye nasiptir!  


1723. RABBİNİN BEYNİNDE YARATTIĞI HAYAL DÜNYANDA YAŞADIĞINI  KAVRAYAMIYORSAN,  RABBİNİN  KULU OLDUĞUNU ANLAYAMIYORSAN…  


1724.  DECCAL  hadislerini  okuyun!  Hz.  Muhammed,  DECCAL'in kıyamet  öncesinde  çıkacağını  bildirdiği  hâlde,  kendi  zamanında çıkmayacağını bildiği hâlde niçin deccal fitnesinden korunma duası

yaptı?  


1725. “B” sırrında allameyiz(!); ama taklit ehli olduğumuz için, hâlâ dualar  içindeki  “EÛZÜ BİKE”  ifadesinin  ne  anlama  geldiğinden gâfiliz!  


1726.  Allâh  MEKRİNİ  üzerlerine  çekip,  deccalin  CENNETİNDE keyif ve zevkle yaşayanlara, şeytan amellerini süslü gösterir; böylece MEKRE düşmüş olduklarını fark etmeden geçip giderler!  


1727. İsmi BEYİN olanın SIRLARINA ve derûnuna keşfi ermeyenler, ötelerde hakikat ararlar!  


1728.  İsmi  Allâh  olanın  tenzih  ve  teşbihinin  ne  demek  olduğunu anlamadıkları için, yanı sıra tanrı edinmiş olanlar, beynin hakikatini de görmekten ebediyen mahrum kalacaklardır!  


1729. Kendilerine apaçık gerçekleri gösterildiği hâlde, hâlâ mecaz ve misalleri  esas  alıp  buna  göre  hayal  dünyalarında  yaşamayı  tercih edenlere yaşantıları mübarek ola!  


1730. Gördüğünü tanımayanı hayalindekiyle başbaşa bırakın! Böylece ona zulmetmemiş olursunuz.  


1731.  Nâdan,  Keriym'in  ikramını  reddeder  de  nankör  olur;  mekre uğrar da, amellerini süslü görür!  


1732.  KERİYM  ALLÂH,  nâdan  ve  nankörlerin  dahi  RABBİ’dir!.. Sonra  beyinleriyle  açığa  çıkardıklarının  sonucunu  yaşarlar!  İşte MEKR budur.  


1733.  Kaldırmazsa  perdeyi,  fakîr  ne  yapsın!  Çöplük  evinde sürünmekten başka ne gelir elden!  


1734.  Kimi  “Rabbi  zidniy  ilma”  âyeti  hükmünce  ilmini  arttırmaya gayret  eder;  kimi  de  dedikodu  üretip  yaymak  için!  Kim  ne  için yaratılmışsa ona o kolaylaşır. Her şey yerli yerincedir. Fiiline bak; ne

için yaratılmış olduğunu ve sonucunu gör!  


1735.  Günümüzü,  dünyada  bırakıp  gideceğimiz  şeyler  için tüketmekten  kurtulmuşluğun  BERAATINI  alma  niyazıyla... “İstediğim HAK'tır benim” diyebilme umuduyla...  


1736.  “Allâhümme  inniy  eûzü  Bike  min  mekrike  ve  eûzü  Bike minke.”


1737. Gâfil, davranışlarını zarfa bakarak düzenler; âkil ise mazrufa bakarak! Sizin ilişkileriniz hangi düzeyden?  


1738. İftira eden zâlim ya aklını yitirmiştir ya da imanını! İman ile iftira  aynı  kalpte  bulunmaz!  Şahidi  olmadığın  olay  hakkında konuşmak ya dedikodudur ya gıybet ya da iftira!


1739. “İNSAN”ın ORUCU, muhatabında gayrılık görmemektir!


1740.  GERÇEK  DÜNYADA  RENK  YOKTUR!  RENK,  BEYNİN KENDİ  İÇİNDEKİ  BİR  OLGUSUDUR!  DALGALARI DÖNÜŞTÜRÜP  SÛRETLERİ  VE  RENKLERİ  BEYİN  İÇİNDE YARATAN MUSAVVİR elbette SUBHANDIR!


1741. “ŞİRK”siz (“BEN”LİKSİZ) yaşamın Bayramını yapmak nasip

ola hepimize... Allâh bunu kolaylaştıra!


1742.  KEŞKE  demenin  kesinlikle  yararı  olmadığını;  yapılmışın kaybettirdiğinin ASLA telâfi edilemeyeceğini anlamak için, daha kaç defa elimizi yakmamız gerekiyor!  


1743.  “ALLÂH”ının  yukarıda  olmasıyla,  İÇİNDE  veya  ÖZÜNDE olmasının  hiçbir  farkı  yoktur!  Hepsi  de  aynı  ölçüde  veya  değerde “ŞİRK”tir! (Yûsuf: 106)


1744. UYANIKLIĞINDAN UYAN!

1745.  “BEN”ini  kurban  edemeyenin  cezası  ebeden  “BEN”inin sınırları içinde yaşamaktır.


1746.  A'rafta  dünyasına  tövbe  edip,  şeytanını  (beden  kabulünü) taşlamayanın;  nefsini  (benliğini)  Allâh’a  ermek  uğruna  kurban etmeyenin Bayramı olur mu?  


1747.  Vahşi  hayvanın  evcilleşmesi  ayrı  konudur;  “İNSAN” olmak ayrı konu... Hz. İSA; “İnsan iki defa doğmadan semânın melekûtuna ulaşamaz” demiştir. Ârifin sözü şu: “İNSAN olmaya geldim!”  


1748. “İNSAN”, Allâh ahlâkıyla ahlâklanmış olandır! Toplumsal örfe dayanan ahlâklar evcilleşmişlere aittir. Onları mükemmelleştirir!


1749.  Şükreden  kendine  eder;  nankörlük  eden  de  kendine  eder!.. Nankörlük hüsranla sona erer!


1750. İnsanoğlu elleriyle kurabiye yapar, sonra ona tapar; sonra da oturup yer! Kurabiyesine tapınanlardan olmaktan arınma dilerim!


1751.  Nankörlük  yapanın  kendine  verdiği  zararın  benzerini,  dünya birleşse  ona  veremez!..  Nankör,  Allâh'a  kapatmıştır  kapısını penceresini!  


1752.  Rabbim  anlamadıklarımı  anladım  sanmaktan  sana  sığınırım! Rabbim anlamadıklarımı fark ettir bana ki anladığımı sandıklarımın yanlışlığını anlayayım!


1753.  Dünle  bugüne  hitap  etmeye  çalışanlar,  dünde  yaşayanlardan başkasına  yararlı  olamaz!  Yaşadığı  gündekileri değerlendiremeyenlerin, yarına ışık tutma imkânları da olmayacaktır. Yarınlar, bugünden yarını görenlere aittir!  


1754.  Hayat,  hayal  dünyanda  geçmiş  hikâyelere  dayalı  masallar üretip,  onların  âleminde  yaşamak  için  değil;  Sünnetullâh’ın  ne olduğunu fark edip; HAKİKATİ görüp yaşamak içindir.


1755. Yeryüzünde açığa çıkmış en muhteşem BEYİN, ismi “ALLÂH” olanı hatırlatmaktadır, ismi “İNSAN” olup “KUR’ÂN” ile ikiz kardeş olana!  O  Muhteşem  ZÂT  hürmetine  hatırlayanlardan  olmak  nasip olsun; ki biz doğumunu değerlendirenlerden olalım.  


1756. Baş olup başkalarını yönetme duygusu öylesine BENLİK Ateşi oluşturur  ki;  sonunda  yapılan  bütün  hayırlı  işleri  yakar  bitirir! İşlevimiz insanları yönetmek değil ilmimizi paylaşmak olmalıdır.


1757.  ALLÂH'a  ne  derece  yakın  olduğunuzu  anlamak  istiyorsanız, karşınızdakilere olan davranışınıza bakın ve bunu sorgulayın! ŞİRK, karşınızda açığa çıkanın O'nun esmâsı olduğunu görememektir.


1758.  Allâh'a  yakîni  olanın  hâli  RIZA;  uzak  düşmüşün  hâli  de İSYANDIR.  


1759.  Senin  kendine  yakıştıramadığın,  Allâh'ın  sana yakıştıramadığıdır.  Ondan  arınmazsan,  göz  göre  göre  kaçınılmaz sonucunu yaşayacaksın demektir!  


1760. Beynin, beşerî ve hayvani değer ve duygulardan arındırılması, “İNSANΔ  hakikatin  açığa  çıkmasına  zemin  hazırlamak  amaçlıdır. Gerçekleşir veya gerçekleşmez!  


1761. “DÜN” küfesini sırtından atamayan, ya(â)rını göremez!


1762.  ARINMA  ile  değerlendirilmeyen  ömür  avuntu  ile  tükenir; hüsranla sürer!  


1763.  Bana  karşımdakiyle  ne  mesafede  duracağımı  hep  karşımdaki hâl ve yaşam diliyle anlatmıştır. Ben de ona uyarım.  


1764.  Sevmek,  tüm  benliğini  sevdiğine  teslim  etmektir.  Seviyorum deyip  kendini  Allâh'a  teslim  edemiyorsan,  müslim  misin?  Şeytan avuntunun oluşturucusudur!  


1765.  Bana  yakın  olan,  duygularıyla  (beğenerek-severek)  yaklaşan değil;  aklıyla  ilmi  değerlendirip  yaşamında  uygulayandır.  Beğenen, beğenmediği bir şey görünce arkasını dönüp gider!


1766.  Sadece,  samimiyete  erenler  ve  ona  tâbi  olanlar  Hakikate erecektir!


1767.  Evliliğiniz  mutlu  mu?  2.  defa  gelseydiniz  aynı  eşi  mi seçerdiniz? İki tarafın da cevabı evet ise, o mutlu evliliktir!  


1768. Ezber bozmak, ezberletilenden kurtarmaktır. İnsan ezberletileni tekrar ederek veya ezberle yaşamaz!


1769. Rabbine nankörlük yapıp nimetini yalan sayanın, başkalarına karşı davranışında ne beklenebilir ki!


1770. PİŞMANLIK NE ZAMAN KALKAR?


1771. Tanrıya inanıp, onu Gökte bir yere oturtup; Peygamberini onun yanına  urûc  ettirenin  İslâm  ile  ne  alâkası  olabilir!  Mi’râcın, Rasûlullâh'ın  derûnuna  yaptığı  boyutsal  bir  geçişle  Hakikati  olan Rabbini  müşahedesi  olduğunu  fark  etmeden  konunun  hakikati anlaşılmaz. (16 Haziran 2012)


1772.  “İKRA  KİTABEK”,  Veri-bilgi  tabanını  İLMİNE  GÖRE “OKU!”...  Hesap  görücü  olarak  “OKU”yan  bilincin/benliğin yeterlidir! PİŞMANLIK NE ZAMAN KALKAR?


1773.  Tasavvuf,  “EGO”yu  terktir!  Sufi,  “EGO”su  olmayandır!.. “BEN”likten arınamayanın ilmi, kendisi için, benlik üreticiden başka bir şey değildir.


1774.  EGO  (nefs)  neyi  “değerlidir”  diye  kabul  etmişse  onu  elde etmek, o olmak ister! Zenginlikse zengin olmak ister, âlimlikse âlim; Şeyhlikse  şeyhlik,  kutupluksa  kutupluk,  mehdilikse  mehdi  olmak

ister! Bu istek hastalık hâline gelmişse, kendini olmak istediği gibi de görür!


1775. Haddini bilmeyeni bırak gitsin.  


1776.  Ramazanı,  gündüzlerini  beşerî  değer  yargıları  ile  dedikodu-gıybetten  uzak  olarak  oruçla değerlendiren;  gecelerini  de  secdede DUA ile ihya edenlere ne mutlu!


1777.  NANKÖRLÜK  devası  olmayan  hastalıktır!..  Rabbine NANKÖR olan, başkalarına neler yapmaz ki!


1778. Şerri örtüp, Hayrı yayanlara ne mutlu!  


1779.  Avam,  sabreder;  havâss,  razı  olur;  has,  seyreder;  mukarreb, tedbir eder!


1780.  Ölmüş  kardeşinin  etini  yemeden  ORUCU  yaşayanlara  ne mutlu!


1781. “Benden size HÜDA (Hakikat ilmi) geldiğinde kim ona tâbi olursa, onun için ne korku ne de hüzün kalmaz!”... “Oku kitabını (veri tabanını) Hesap görücü olarak vicdanın yeter”!.. Bu iki âyete göre; korku ve hüznün varsa hidâyet ehli misin kendin karar ver?


1782. “Başarı”, Hakikatin yolunda samimiyet ve sabırla yürüyenlerin ereceği sarayın adıdır.  


1783. “BEN”i yoktan yaratıp, “kul” adı altında esmâsıyla zâhir kılan; gözüyle de âlemlerini seyredip, onları tedbir eden Subhan’dır! Fark ettirip yaşattıklarının “bayram” denilen tecellileri mübarek olsun.


1784. Dünya “fâni”dir, “âhiret” Bâkîdir demek; yaşadıkların yanlızca anlıktır (kapsam ve etkisiyle betonlanma); arkasında sonsuz Rahmânî potansiyel vardır ona açık ve hazır ol, demektir!


1785. “Sen attın” diyen cehennemî yaşamdadır; “ATAN ALLÂH’TI” diyen cennettedir!  


1786.  Terk  edebildikleriniz  kadar  ileriye  geçebilirsiniz,  yönelişiniz gerçeğe olduğu sürece.  


1787. Her kapıyı açan tek anahtar vardır: SAMİMİYET!  


1788. Biliniz ki, samimiyetin açamayacağı kapı mevcut değildir!  


1789.  İnsan  ile  diğer  yaratılmışlar  arasındaki  fark;  birincisinin, gördüklerinin ardına geçebilmesi kadardır!


1790. Samimiyet, karşınızdakinin hak ve hukukuna tecavüz etmeyen teklifsizliktir!  


1791.  Gören,  düşünebilen  ve  idrak  yüceliğine  erenlerden  olmaya çalışınız!


1792. Mudill isminin açığa çıkışı hâlinde tanımı gaflet olur. Gaflet, hakikatinin  seyrinin  olmayışıdır.  Allâh  gibi  seyredemeyip  yorum katarak seyreden gâfildir.


1793.  Gafletin  tek  çözümü  Hâdiy'nin  devreye  girmesidir.  Gâfil yanmada olandır, yanacak olandır.  


1794. “HAC Bayramı hakkında ÖNEMLİ bilgi”... Bayram, “Kurban Bayramı” değildir!.. Kurban kesilen hayvanlar için bayram yapılmaz!    


1795.  “BEN”  kurban  edilmedikçe  “BEN”in  esirisin!  Esir,  nereden bilsin “HÜR”ün dünyasını! “BEN”in kurban edilmesi sadece Allâh‘a TESLİM OLMAKTAN geçer.  


1796.  İdrakın  yüceliğine  eremiyorsanız,  inkârın  basitliğinden sıyrılınız!


1797. Ne mutlu, Gerçeğe erene; ve O’na tâbi olabilene!  


1798.  İnsan  ismine  liyâkatınız,  insanlara  erişen  iyiliklere  vasıta olabilmeniz nispetindedir!


1799.  Allâh  kulu  Allâh  ilmiyle  TEK’ten  İLİMle  seyirdedir;  beşer BİLİMLE çokluktan TEK’e varmaya çabalar!  


1800.  “BEN”liği  yani  egoyu  yani  enaniyeti  yok  edecek  tek  şey AŞK’tır...  Ki  o  da  herkeste  yaşanabilen  bir  şey  değildir.  AŞK çılgınlıktır!