Din`in Temel Gerçekleri

Ahmed Hulûsi

TANRI YOKTUR, "ALLAH" VARDIR

Genel anlamda, duyduğumuz kadarıyla zikir, o ötedeki tanrının isimlerini anarak onun gözüne girmek içindir!..

Acaba gerçekten öyle mi?..

Bu konunun gerçeğini anlıyabilmek için, önce zikredilen varlığın kim ve ne olduğunu iyi anlamalıyız...

“TANRI”yı mı zİkretmeliyiz, “ALLAH”ı mı?... Çoğunluk, burada doğal olarak şu soruyu soracaktır:

-Ne farkı var ki?.. Ha tanrı ha Allah!.. Hepsi de bir!. Biz Türkler Allah’a Tanrı ismini vermişiz!. Tanrı uludur!..

Hayır!.. Tanrı ulu değildir!.. Tanrı yoktur!. Tanrılık kavramı geçersizdir!.

Kime göre bu böyledir?.. “İslâm Dini”ne ve bu “Dini” anlatan Kudsal Kitap Kur’ân-ı Kerîme göre!.. Allah Rasûlü Muhammed Mustafa aleyhisselâma göre!.

12. baskısı yayınlanan “İNSAN ve SIRLARI” ile gene 13. baskısı yayınlanan “Hz. MUHAMMEDİN açıkladığı ALLAH” isimli kitaplarımızda öncelikle “Tanrı” kavramı ile “ALLAH” kavramı arasındaki son derece önemli fark üzerinde detayları ile durup; “ALLAH” kavramına dayalı olarak mevcud olan “İSLÂM Dini”ni açıklamağa çalıştık!.

“Tanrı” kavramı ile “ALLAH” isminin işaret ettiği mana arasındaki anlam farkını anlamadığı sürece, hiç kimse “İslam Dini”nin ne olduğunu ve niye gelmiş olduğunu anlıyamaz!.. Bu yüzden de “DİN” olayını yanlış değerlendirir!. Ayrıca “İslâm Dini”nde teklif edilen çalışmaların -ibadetlerin- hangi gerekçeyle insanlara önerildiğini de kavrayamaz!.

Öyle ise öncelikle “Tanrı” sözcüğünden anlaşılan kavram ile, “ALLAH” ismiyle işaret edilen anlam arasındaki farkı çok iyi idrak etmek zorundayız!.

“TANRI” ismi bize neyi anlatır?..

Benim, senin, yaşadığımız bu varlığın ötesinde; bu varlığı dıştan gelen bir biçimde yaratan; öteden bizi seyredip, hakkımızda hüküm verecek olan; sonra da bizi cehennemine atacak ya da cennetine sokacak bir varlık!?..

İnsanların çoğu ile; “Din”in kelimelerinde, dış anlamlarında, mecâzında kalmış din adamlarının hepsi “tanrı”ya inanır, onu savunur ve onun adına insanları yönetmeye kalkar!.. Akıl-izan sahipleri de böyle bir şeyin olamıyacağını idrak ettikleri için tanrıya inanmazlar ve din adamlarına da kulaklarını tıkarlar!.

“ALLAH” kavramına dayalı “Din” anlayışı ise, bütün tasavvuf ehli ve evliyâ tarafından paylaşılan bir gerçektir!. Ne yazık ki, insanların pek azı bu gerçeği farketmiştir!.

Bu gerçeği açıklayan Kur’ân-ı Kerîme göre, “Allah”, evreni ve varolarak algılanan her şeyi, kendi ilminde, kendi kudretiyle ve kendi güzel isimlerinin özellikleriyle yaratmıştır.. Bu sebebledir ki, doğa kanunları ve evrensel düzen dediğimiz şey, gerçekte Allah düzen ve SİSTEMİ’nden başka birşey değildir!. Bu gerçek nedeniyle de, insan, ötesinde bir tanrıya tapınmak yerine; ÖZÜNDEKİ “ALLAH”ı farketmek ve ötesindekine değil, özündekine yönelmek zorundadır!.

Gelmiş geçmiş bütün evliyâ, insanları, “ALLAH” kavramına dayalı din anlayışına ve bunun sonucunda oluşacak “haşyet” hâline yönlendirmek isterken; işin şeklinde kalan din adamları da ötedeki bir tanrı kavramıyla olayı anlatıp, insanları ondan “korkutarak” hükümranlık tesis etmeye çalışmışlardır!..

Şu anda bizim ÖTEMİZDE, bizi seyredip, yaptıklarımıza göre hakkımızda bir karara varacak; buna göre de bizi cehennemine atacak ya da cennetine sokacak bir “tanrı”dan sözetmemektedir Kur’ân ve Hz. Muhammmed aleyhisselâm!.

Aksine, Hepimizin ÖZÜNDE olan ve “Hakikat”ını oluşturan bir “ALLAH”tan bahsetmektedir Kudsal Kitabımız ve Allah Rasûlü!.

İşte bu yüzdendir ki birinin gıybetini yapan, onu aldatan, ya da ona kötülük yapan, hakkını gasbeden; gerçekte onun “hakikat”ı olan “ALLAH”a yapmıştır bu davranışı!...

Ve bu yüzden demiştir ki Allah Rasûlü:

-İnsanlara şükretmeyen Allah’a şükretmiş olmaz!..

Yani muhatabın, hayâlinde yarattığın ötendeki “tanrı” değil; algıladığın her şeyin özü olan “ALLAH”tır!. Bunu farketmedikçe, “İSLAM DİNİ”nin yüceliğini anlayamayız!.. Öyle ise “Allah”a “ erkek tanrı” denir mi hiç?...

*  *  *