Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

İLK HUTBE

O gün artık geç olmuştu...

Ertesi gün herkes Mescidde toplandığı zaman; - ki bu defa sadece cemaat temsilcileri değil, bütün halk bulunmakta idi; Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, Halife olarak şu ilk nutkunu irad etti:

-Bismillahir rahmanir rahim!...

Muhterem Cemaat; sizin en iyiniz olmadığım halde, sizi idare etmek vazifesi bana verildi.

Eğer, benden Resulullah gibi idare etmemi beklerseniz, muamele görmek isterseniz; Ben bu vazifeyi üzerime alamam!.

Çünkü O, Allahu Teala`nın vahiy gönderdiği bir kulu, Rasûlü idi. Ben ise basit bir insanım!.

İşte bu sebeble beni her zaman göz altında bulundurun.

Eğer vazifemi doğru dürüst yaparsam, bana yardımcı olun; Eğer yanlış yola saparsam, bana doğruyu gösterin!...

Doğruluk, emanet; yalancılık da hıyanettir!...

Ben, bir ıslahatçı, reformcu değilim!... Sadece, Resulullah`ın göstermiş olduğu yolda yürümeğe çalışacağım...

Ben, Allah ve Rasûlü`nün yolunda, gösterilmiş olan şekilde yürüdüğüm müddetçe siz de bana yardım edin... Fakat ben, Allah ve Rasûlü`nün gösterdiği yoldan ayrılırsam, bana itaat hiç biriniz için bir borç bir vazife değildir!...

Haydi, şimdi namaza hazırlanınız. Cenabı Allah, hepimizin yardımcısı olsun, Hak yolda yürümek nasip etsin... Allah`ın selamı üzerinize olsun...

Kısacası naklettiğim şu hutbeden sonra, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, "Halife" olarak ilk defa cemaatin önüne geçip, namaz kıldırdı.

Bundan sonra Rasûlü Ekrem`in defin işiyle meşgul olundu.

Herkes defin için bir yer söylüyor; Kimi, Kudüs`ü; Kimi de Mekke`yi ileri sürüyor, bir kısmı da Medine`de kalmasını istiyordu. Bu meseleyi de Hazreti Sıddık halletti. Rasûlü Ekrem`in şu sözünü nakletti:

-"Her peygamber nerede ölmüşse, oraya defnolunur; başka yere nakledilmez!" sözünü, Rasûlü Ekrem`den sağlığında işitmiştim. Bu sebeple nerede vefat ettiyse, oraya defnetmemiz icabetmektedir...

Halife, Ebu Bekr es Sıddık Hazretleri`nin bu sözleri üzerine, Rasûlü Ekrem`in son nefesini vermiş olduğu yere makberi kazıldı.

Bundan sonra tekfin işleri yapıldı ve makberin yanına yatırılarak, namazı Hazreti Sıddık, Hazreti Ömer ve sair Muhacir ve Ensar ileri gelenleri tarafından kılındı.

Bilahare, onlar çıktılar ve onları yerlerine başkaları girip onlar kıldı, ve böylece bütün ahali namaz kılıp bitirene kadar devam etti. Çünkü yerin ufak olması sebebiyle bir defada kılınma imkanı mevcut değildi. Nihayet namaz kılma vazifesi ifa olunduktan sonra,gece yarısı defin görevi tamamlandı.

 *  *  *