Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

YESRİB`E VARIŞ VE ORADA HAYAT

Yesrib ahâlisi bütün müslümanlar, sokaklara çıkmış, çılgınca alkışlıyorlar, selamlıyorlar, sevgi tezahürlerinde bulunuyorlardı.. Rasûlü Ekrem`e karşı. Bayramlarda bile ender gözüken bir hava sarmıştı her yanı.

O güne kadarki adıyla Yesrib, hicret sonrası adıyla da Medine eşi görülmemiş bir sevinç ve coşku yaşıyordu..

Burada da, Efendimizi tanımayan bir kısım halk, Hazreti Sıddık`ı Resulullah zannediyordu.

Herkes, onları, kendi evlerine insin istiyordu. Fakat Rasûlü Ekrem, devesinin kendilğinden nerede durursa orada ineceğini söyleyerek kimseye inmedi... Ve Kasva`nın kendiliğinden durup çökeceği mevkii bekledi.

Deve, Zeyd oğlu Hazreti HÂlid`in evinin karşısındaki boş arsaya gelince durdu ve çöktü.

O zaman Rasûlü Ekrem ile Hazreti Sıddık deveden indiler...

Rasûlü Ekrem Zeyd`in oğlu Hazreti Hâlid`in evine teşrif etti....

O Hazreti Halid ki, bugünistanbul`da "Eyüb" isimli semtte yatmakta ve Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari, namıyla tanınmaktadır. Yani, Ensara mensub olan, Eyyub`un babası, Zeyd`in çocuğu Hâlid.

Rasûlü Ekrem, Hazreti Hâlid`in evinde misafir olurken, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık da, Medine yerli eşrafından ve çok zenginlerinden olan arkadaşı Zeyd oğlu Harice`nin evine misafir indi.

Ertesi gün Rasûlü Ekrem`in ilk işi, devesinin çökmüş olduğu arsanın sahiplerini buldurtmak oldu.

Bu arsanın sahipleri iki yetim kardeş idi... Arsalarını hediye etmek istedilerse de, Cenabı Resul, onların yetim olması sebebiyle tekliflerini kabul etmedi ve:

-Arsayı on miskal altına satın alıyorum...

Buyurdu.

Bugün "Ravzai Mutahhara" adıyla bilinen "Mescidi Nebevi"nin yapıldığı arazinin parası, böylece orada bulunan Hazreti Ebu Bekr es Sıddık tarafından ödendi hemen!.

Ertesi gün Medine Mescidinin inşaasına başlandı.

Mescidin yapılması sırasında Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Âli (Allah cümlesinden razı olsun), ve bizzat Rasûlü Ekrem çalıştılar...

Keza mescidin temelleri kazılıp bittiğinde, Rasûlü Ekrem onları çağırmış, ilk taşı bizzat kendisi koyduktan sonra, diğer taşlarını da Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, Hazrei Ömer el-Faruk, Hazreti Osman bin Affan ve Hazreti Âli bin Ebu TÂlib`in koymalarını istemişti...

Bu arada Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, Mekke`de kalmış olan, hanımı Ümmü Ruman ile kızı Hazreti Esma ve aynı zamanda Rasûlü Ekrem`in nikahlısı olan kızı Hazreti Ayşe`yi alıp gelmesi için oğlu Abdullah`a haber göndermişti.

Abdullah, Zeyd ile Ebu Rafia`nın gelmiş olduklarını duyunca, hemen onların yanına gitti. Onlar da, Abdullah`a bababsının kendilerine söylemiş olduklarını naklettiler... Bunun üzerine Abdullah koşa koşa eve gitti, içeri girdi vc karşısına çıkan Ayşe`ye:

-Ya Ayşe, Ebu Rafia ile Zeyd, Resulullah tarafından buraya gönderilmiş... Sevde ile Fatma ve Ümmü Gülsüm` aldırıyormuş... Babam bizim de gelmemizi söylemiş. Haydi hazırlanın gidiyoruz!...

Kısa zaman zarfında onlar da hazırlandılar ve hep bir arada Medine`ye hareket ettiler...

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık da bu arada "Sünh" namıyla maruf mevkide bir ev yaptırmaktaydı. Keza, Rasûlü Ekrem de, Mescidin yanına bir ev yaptırmıştı. Bu evin bir kapısı da mescide açılıyordu...

Nihayet Hazreti Sıddık`ın evi bitmişti ki, yolcular çıkageldiler... Henüz Rasûlü Ekrem ile Hazreti Ayşe`nin düğünü olmamıştı...

O sıralar Medine`de sıtma salgını vardı... Geldiğinden az bir zaman sonra Hazreti Ayşe de sıtmaya yakalandı... Bir müddet sonra iyileşerek ayağa kalktı.

İyi olduktan bir zaman sonra Hazreti Ayşe ile Rasûlü Ekrem`in düğünü, bir çarşamba günü yapıldı...

Düğünden birkaç gün sonra Hazreti Sıddık ortalıktan kayboldu. O da Medine`nin meşhur sıtmasına yakalanmıştı.

O zaman Rasûlü Ekrem dua ederek, sıtmanın Medine`den çıkmasını istedi. Bir müddet sonra Medine`de sıtma vakası duyulmaz oldu.

Hicret`in beşinci ayında Rasûlü Ekrem, Hazreti Sıddık`ı, Hazreti Ömer`i, Hazreti Osman`ı çağırtarak:

-Müslümanlık günden güne artıyor, fakat biz saflarımızı sıkı tutmalıyız. Yarın hicret edenlerle, Medine`nin yerlileri arasında bir ayrılık çıkabilir. Onun için, her ensar muhacir "Medine`ye göç eden müslüman"dan birisiyle öz kardeş olsun!...

buyurdu.

Bunun üzerine muhacirlerden her biri, Ensardan bir kişiyle kardeş oldular...

Hattâ öylesine samimi, öylesine samimi bir kardeşlik kuruldu ki aralarında, Ensar`a mensup olanlar, her neye sahipse, onun yarısını muhacir kardeşlerine vermek istediler...

Ayrıca muhacirler bir de kendi aralarında kardeşlik kurdular. Böylelile her muhacir, biri ensardan diğeri de muhacirden olmak üzere iki öz kardeşe sahip oldu.

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık da, muhacirlerden Hazreti Ömer el Faruk, Ensar`dan da, evine misafir inmiş olduğu Zeyd oğlu Harice ile öz kardeş oldu.

Günler böylece bir süre sakin sakin aktı durdu...

 *  *  *