Hazreti Ebubekr Es Sıddık

Ahmed Hulûsi

EFENDIMIZIN ÖLÜMÖTESINE GEÇIŞI

Hicretin onbirinci senesinin Rebiülevvel ayının 7`sine rastlayan pazartesi günü, sabahı Rasûlü Ekrem`de bir iyilik alameti göründü.

Bu, sabah namazını kıldırmş olan Hazreti Ebu Bekr es-Sıddık`ı çok sevindirdi... Bu sevinç ile, bazı mühim işlerini görmek üzere Sünh`de bulunan evine gitti.

O gün öğleye az bir müddet kalmıştı ki, koşa koşa bir haberci geldi ve şu haberi verdi:

-RASÛLÜ EKREM ÂHIRETE İNTİKÂL ETTİ!..

Medine çevresinde bulunan bütün dağlar, Hazreti Sıddık`ın başına yıkılmıştı sanki!. Hele o günde hiç beklemiyordu bu haberi!...

Hemen, koşa koşa mescide, Rasûlü Ekrem`in evine geldi..

Kimseye bir şey söylemeden, Hazreti Ayşe`nin hücresinde yatmakta olan Rasûlü Ekrem`in yanına girdi... Hürmetle Rasûlü Ekrem`in yatmakta olduğu yatağın yanına geldi ve mübarek yüzü örtmekte olan örtüyü kaldırarak eğilip alnını öptü...

Gözlerinden sicim gibi yaşlar akmakta olan başını kaldırırken, ağzından şu sözler döküldü:

- Ya Nebiyallah!. Anam babam sana feda olsun!.

Yemin ederim ki, Allah senin üzerinde iki ölümü cem etmeyecektir!... Her insan için mukadder olan birinci ölümü tatmış bulunuyorsun!... Bundan sonra sana ebedi olarak ikinci bir ölüm isabet etmeyecektir!...

Sonra üstüne bir sakinlik çöktü Allah tarafından!...

Soğukkanlı bir halde, kapıya yürüdü ve dışarı çıktı.

Dışarısı, karmakarışık bir vaziyette idi!...

Kimi bağırıyor, kimi ağlıyordu.. Neticede herkesi bir hüzün kaplamış; kimse ne yaptığını bilmez bir halde idi!.

Hazreti Ömer, bu durum karşısında büsbütün asabileşmiş, üzüntüsünden kontrolsuz bir halde bağırıyordu:

-Resulullah ölmedi!.. O yaşıyor!... O`na öldü diyenin kellesini kopartırım!!!...

Bir feryadı figandır gidiyordu ortalıkta...

Hazreti Ömer, Hazreti Sıddık`ı görünce, derhal onun yanına geldi...

-Ölmedi!.. Ölmedi değil mi?.. Cevap ver, ölmedi değil mi?...

-Sus Ya Ömer, topla kendini!..

Buyurdu Hazreti Sıddık.

Hazreti Ömer O`nun bu sakin hÂlini görünce, sustu.

Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekr es Sıddık, meşhur şu meşhur konuşmasını yaptı oradaki topluluğa:

-Ey insanlar!.. Her kim, Muhammed`e tapıyor idiyse; o bilsin ki Muhammed ölmüştür!..

Her kim ki Allah`a ibadet etmektedir; o da bilsin ki ; Allah sonsuz ölümsüzdür; daim Bâkî`dir!.

Bundan sonra da, Kur`anı Kerim`den şu ayetleri okudu:

"MUHAMMED, PEYGAMBERDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!.

ONDAN EVVEL DE BİR ÇOK PEYGAMBERLER GELİP GEÇTİ...

O ÖLÜRSE VEYA ÖLDÜRÜLÜRSE, SİZ YOLDAN GERİ Mİ DÖNECEKSİNİZ?

O ÖLDÜ DİYE GERİ DÖNEN, ALLAH`A HİÇ BİR ZARAR VEREMEZ!... ALLAH, ŞÜKÜR EDENLERE MÜKAFATLARINI VERECEKTİR..."

Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın bu konuşması, herkesi sindirmiş, onların üstüne bir sakinlik çöktürmüştü. Hele yukarıdaki ayetleri okuduğu zaman, sanki ilk defa duyuyorlarmış gibi, ağızları açık bir halde dinlediler...

O heyecanla, hepsi de unutmuştu sanki bu ayeti!.

Derhal bütün topluluk bu ayeti kerimeyi tekrar etmeye başladı sakin sakin...

Kısa bir zaman sonra herkes tamamiyle teskin olmuştu...

Ortalığın yatışması üzerine, bütün muhacirin, Hazreti Ebu Bekr es Sıddık`ın etrafında toplanmaya başladı... Aynı anda Ensar da, Saide Sofasında biraraya geliyordu.

Onların yanlarından gelen birisi, onların kendi içlerinden birisini rastgele baş seçmek üzere olduklarını haber verdi. Bunun üzerine Hazreti Ömer, Hazreti Sıddık`a dönerek:

-Haydi gel, şu ensar kardeşlerin yanına gidelim.

Dedi...

 *  *  *