Tek`in Seyri

Ahmed Hulûsi

DÜNYA MI RÜYA MI?..

Bilimsel bakışa göre;

Gerçeği anlayabilirsek, farkederiz ki, bu dünyadan ayrılan bir bilincin, daha sonra herhangi bir şekilde veya tarzda yeniden bir bedene girmesi; ve o bedenle bu dünyada yaşamına devam etmesi söz konusu olamaz!.. Çünkü, daima ileri doğru bir gidiş var!.

Biyolojik beden yaşamındayken, bir tür hologramik ışınsal boyuttaki yaşama; hologramik astral bedendeki yaşam devam ederken, bilinç boyutuna bir sıçrama yapabilirsek; sonra da varlığın özüne yönelip, O, "Öz"de kendimizi bulabilirsek, bilinç yollu olarak önce daha evvelki katmanlardaki yapımıza, ve dahi gerçekte hiç bir zaman var olmadığımız gerçeğine erişebiliriz.

Bu nasıl gerçekleşir?...

Elbette bu, önemli bir nokta... Bunun da üstünde önemle durmak gerek!. Ancak, bunun üstünde durmadan evvel, şu gerçeği farketmeğe çalışsak?..

Varlığımız, gerçeği itibariyle yalnızca "yok"tan varolmuş "bir bilinç" olmasına rağmen, nasıl oluyor da kendimizi, bu et-kemik beden kabullenme, hâline düşüyoruz?... Ve kendimizi bir DÜNYA`lı olarak benimsiyoruz?...

Size sorsam, kaç yaşındasınız, desem; diyeceksiniz ki meselâ, otuz yaşındayım!..

Acaba öyle mi?...

Neye GÖRE, otuz yaş?

Veya gerçekten o kadar mı?..

İşin önemli bir yanı burası!.

Gerçekçi düşünmeye çalışalım...

Şu anda madde bedenle yaşamınızı sürdürdüğünüze; madde bedeniniz de üzerinde yaşadığınız Dünya`ya bağlı olduğuna göre; dünya zaman birimi itibariyle otuz yaşında olduğunuzu varsayıyorsunuz!..

Bu hesapça otuz sene daha yaşarsanız, diyelim ki altmış yaşında dünyadan ayrılacaksınız!.. Peki, dünyadan ayrıldıktan sonra da hâlâ altmış yaşında olduğunuzu düşünebilecek misiniz?

Hatırlayınız ki, Dünya, Güneş`in yörüngesinde ve çekim alanı içindedir!.

Dünya üzerinde varolan her canlı, hayatının kaynağı olan Güneş enerjisiyle varolmuştur!.. Ki, Din dilinde buna Allah`ın "hayat sıfatının" sistemdeki zuhûr kaynağı "Güneş" isimli yıldızdır da denilebilir.. Ya da "Güneş enerjisi-ışınları" yerine "o yıldızın varlığını oluşturan olan melekî kuvvet" diyebiliriz!..

Güneş sistemi içindeki tüm uydularda bulunan canlılar, hayatiyetlerini ve yapılarını, Güneşin boyutsal derinliklerinde varolan bu melekî kuvvetten alırlar ve sürdürürler..

Bireysel bilinci oluşturan beyin ise, çalışma kapasitesini yönlendiren algılama devrelerine göre çeşitli boyutları değerlendirir; ve o değerlendirmelere göre de kendini o boyutun mensûbu kabuleder!.

Dünya üzerinde varolan insan dahi, varoluş aşamasında her ne kadar biyolojik bir bedenle oluşmuşsa da; yaşamın daha sonraki evresinde, biyolojik beynin ürettiği astral-ışınsal bedenle hayatını sürdürür!..

"Ölümü tatmış" bir kişi madde bedenden ayrıldığı ve kendi kabir âlemine girdiği veya berzah içi serbest yaşama geçtiği için; artık algılamakta olduğumuz Dünya, görüş alanından tamamiyle kaybolup; Dünya`nın manyetik çekim alanı halkası içinde ve Güneş yörüngesinde; Güneş tasarruf ve enerji alanı içinde yani Güneş platformunda yaşar!... Ve de Güneş zaman birimine tâbidirler!.. KIYÂMETE KADAR!..

Güneş zaman biriminde bir yıl ne kadardır?

Dünya`nın bir yılı, Güneş çevresindeki bir turudur; bilindiği üzere..

Güneş`in bir yılı ise, Samanyolu adını verdiğimiz Galaksimizin merkezi çevresindeki bir turudur!. Merkezden yaklaşık 32.000 ışık yılı uzaklıktaki yörüngede yapılan bir tur tam 255 milyon sene sürmektedir!.. Yani, bir Güneş yılı 255 milyon dünya senesi olmaktadır!.

Dünya üzerinde bir insanın, dünya zaman birimine göre 70 yıl yaşadığını kabul edersek; aynı insan gerçek boyutu olan Güneş zaman birimine göre sadece 8.6 saniye yaşamaktadır!.

Yani, bir insan yetmiş sene yaşadıktan sonra Dünya yaşamından ayrılıp; Dünya`nın manyetik çekim alanının içinde yeraldığı, Güneş yörünge ve enerji alanı olan platformdaki hayata geçtiği anda farkedecektir ki, sadece 8.6 saniye yaşamıştır geçmişte!.

İşte gerçekte bu üç-beş saniyelik Dünya yaşam süresi, -teknik nedenlerine girmek istemiyorum konuyu fazla yaymamak için- bize yıllar süren bir yaşam süreci gibi gelmektedir!.

Tıpkı en fazla 50 saniye civarında gördüğümüz rüyaların, o rüya içindeyken çok uzun süreler gelmesi gibi!.. Ne var ki bir de, uyanıp aradan bir zaman geçtikten sonra, o rüyanın ne kadar sürdüğünü hatırlamaya çalışın!..

50 saniyelik bir rüya, uyandığımızda, hele ertesi gün ne ifade ediyor?...

Ya, 7-8 saniyelik bir "Dünya rüyâsı", ölüm sonrası berzah âlemi -Güneş boyutu yaşamı- içinde ne ifade edecek?.. Bir düşünün!..

Yani, gerçekte, bizim şu anda Güneş ışınsal platformu üzerinde, ve o değerlere göre yaşamamıza karşın; madde beden ve beş duyu kayıtlarıyla beynimiz bloke olmuş bir halde değerlendirmeler yaptığımız için, kendimizi Dünya`lı -madde- sanmaktayız!... Ve tüm değer yargılarımız da Dünya`ya göre endekslenmiş olmakta!..

Oysa "ölümle birlikte" gerçeğin bundan çok farklı olduğunu; dünya yaşamının sadece bir rüya süresi olduğunu çok acı bir şekilde farkedeceğiz!..

Sonra da pek çok şeyi yapma fırsatını bilgisizlik ya da sabit fikirlilik yüzünden yitirmiş olduğumuzu anlayacağız!

"İNSANLAR UYKUDADIR; ÖLÜNCE UYANIRLAR"

şeklindeki Allah Rasûlü uyarısını bir de bu gerçekle bir arada değerlendirmeye çalışalım bakalım...

"ONLAR ONU (kıyâmetlerini-ölümü) GÖRDÜKLERİ ZAMAN, SANKİ (Dünya`da) AŞİYYEN (Güneşin batımı ile karanlığın kaplaması arasındaki süreç) YA DA SABAHIN BİR VAKTİ KADAR YAŞADIKLARINI FARKEDERLER" (79/46)

"SİZ ORADA PEK AZ KALDINIZ!. EĞER BUNU BİLSEYDİNİZ"!.. (23-114)

Düşünün ki, "Dünya âhiretin tarlasıdır" hükmünce, sadece, burada ektiklerinizi biçeceksiniz ölüm sonrası yaşamda!.. Ve tüm "ekim" süreciniz belki de ortalama 5-6 saniye, o da brüt!.

Çocukluk ve çeşitli hastalıklarla geçen yaşlılık sürecini de düşerseniz, geriye yalnızca birkaç saniyelik sermaye biriktirme ya da ekim süreciniz kalıyor, gelecekteki milyar kere milyarlarca saatlik ömür sürecine göre!..

Öyle ise bir düşünelim, fevkâlade kısıtlı olan dünya yaşamımızın ne kadarını yarın bizim için hiç bir değer ifade etmeyecek boş şeyler için harcıyoruz; ne kadarını da gelecekte işimize yarayacak konular üzerinde değerlendiriyoruz?.

Bilincimizi oluşturan beynimizi ve özelliklerini ne kadar tanıyabiliyoruz?...

Gelelim biraz da yaşadığımız boyutun değerlendiricisi ve ona dâir hükümlerimizin kaynağı olan beyine; onun çalışma sistemine, dünyasına ...

*  *  *