Sistemin Seslenişi -2

Ahmed Hulûsi

SON UMUT

Bir umut var…

Bugüne kadar bütün yazdıklarımın, anlattıklarımın hepsinin yalan olması!.

Bütün bunları benim uydurmuş olmam!

Hayâl tüccarı olmam!

Tamamıyla, kafamda kurguladığım şeyleri yazıp çizip anlatmış olmam!.

Gökte bir yıldızda oturup, Dünyadaki insanları seyrediyor olmalı Tanrı…

Senin içindekileri bilmiyor olmalı!

Kolayca kandırılıp, kafakola alınabilecek cinsten olmalı!.

İcabında rüşvet verilebilmeli!

Karşısındaki insanı bile kandıramayacak kadar kuş beyinlilerin dahi aldatabileceği kadar saf bir tanrı olmalı!

Yutturulabilmeli o tanrıya dolmalar; sarmalar!.

Îcabında bir çek; ya da birkaç sarışın-esmer yollanabilmeli hizaya getirebilmek için!.

Bu yazıyı okuyan sen Türk’sen, Türk’ün tanrısı olmalı; Arap’san Arab’ın ya da acemin Tanrısı olmalı!.

Senin din anlayışın, O’nun indindeki din olmalı!

Bir yolla kandırılıp; cenneti kotarılmalı!.

“-Er kişi niyetine” denmemeli insanlara musalla taşında! Etiket, soysop, uniforma işe yaramalı ve makamıyla, dünyalığı ve saltanatıyla, sağlığındaki kıyafetiyle postalanmalı onun yanına insanlar!.

Umut bu işte!…

Zekâlarıyla yaşayanların umudu bu!.

OKU”yamayanların; “oku”ma bilmeyenlerin; laklaka ve dedikoduyla yetinenlerin; sürüden birilerinin umudu bu…

Ya öyle ise…?

Ya, öyle değilse?…

Ey Ahmed Hulûsi’nin yayınları kendilerine ulaşmış olanlar….

Ahmed Hulûsi imzası ile yazılıp anlatılanlar gerçek ise… Hak ise..?

Ya Ahmed Hulûsi’nin “oku”yup naklettikleri doğru ise, açıklananlar gerçek ve aynıyla vâki ise; o takdirde ne olacak?

“Mal ve evlatlarınızın fayda sağlamadığı” bir gün gelecekse?

Ana-babanın evladından; karı-kocanın birbirinden kaçıp, birbirine lânet okuduğu” bir gün yaşanacaksa ölüm sonrasındaki bir evrede?

Ya, yukarıda seni seyreden bir tanrı yoksa mâzeret serdedebileceğin?

Ya, ölüm ötesi boyuta geçtikten sonra geçmişi telâfi etme imkânını tümden yitiriyorsan Ahmed Hulûsi’nin yazdığı üzere?

Ya, varlığının her zerresini, kendi esmâsından meydana getirerek, seni yaratan Allah ise?

Her an yaptıklarının muhasebesi görülüp, bir sonraki anda öncekinin sonucunu yaşıyorsan? Gafletinin, perdeliliğinin sebebi de şu ana kadar yaptıklarının karşılığını almış olman ise!

Ya bedensel zevklerin içinde doyumsuzca yaşarken, eline geçen tüm bu nimetler MEKR ise?

Ya Ahmed Hulûsi nankör, fitneci, kindar, yüzsüz, aldatıcı değilse; ve açıkladığı SİSTEM doğru ve hakikat ise?

Herkes, dünyada öğrendiklerinin değerlendirmesinin karşılığını alacaksa?

Allah Rasûlü’nün her “ezan” işitildiğinde arkasından mutlaka okunulmasını tavsiye ettiği DUA’daki şu ifade çok önemli ise:

“Dâveti TAM ve ikâme olunan salâtın Rabbi olan Allah’ım……” (1)

Dâveti TAM nedir?

Salâtın ikâme olması ne demektir?

Bu ikisinin RABBİ olması, ne demektir?

Bizden ne istenmektedir?

Niçin İbrahim Aleyhisselâm kıyâmette en uzun boylu ve müezzinlerin başı olacaktır?

Melekler, kişinin dışından değil de, bâtınından zâhir olacaksa kişiye; karşımızda ya da yukarıda mâzeret serdedeceğimiz bir tanrı oturmayacaksa tahtında; o takdirde neler gelecek başımıza?

Rubûbiyet”, ef’âl mertebesinin Rabbi ise…

Fiiller, fâili hakiki olan esmâ terkibinden yâni “rabbinden” açığa çıkıyorsa…

Hakikatin olan, esmâ terkibinin, yani “RABBİNİN” idrâ-ki ve yaşanması, niçin çok önemlidir?

Esmâ terkibin olan Rabbin, “Hasîb” olarak her dem yaptıklarının hesabını görüyorsa ruhun bile duymadan; yarın kimden nereye sığınacaksın?

Zor dostum, zor!.

İman edebilmek bile akla bağlı!. Ya yetmiyorsa bunlara aklın?

“Biz kendimizi hep yalan-yanlış dedikodularla aldatarak dünyadan geçip geldik… Şimdi de sonuçlarına katlanmaktan başka çaremiz yok” demeni hiç seyretmek istemiyorum!.

Para, mal-mülk, çoluk-çocuk, geçici dünya zevklerine kandım da hiç bunlara kulak vermedim”; demeni hiç görmek istemiyorum!.

Yarın pişman ve perişan olacakların bugün de tanıdığı ahbabı olmak hiç istemiyorum…

Yüreğim elvermiyor bugünden onların yarınlarını görmeye!.

Bir umut var, dedim ya!…

Keşke ben aldanmış olsam!..

Yazdığım ve anlattığım kitaplar-kasetler dolusu şeyler hayâl ürünü olsalar!.

Ve anlattıklarıma kulak vermeyen insanlar ölüm sonrasında hiç pişmanlık duymasalar!.

Yorgunum dostum!…

Bedbinim dostum!…

Üzgünüm dostum!…

Senin için…

Tüm sevdiklerim için…

Tüm seven ve sevmeyenler için…

Asırlardır söylenip yazılan gerçekleri hiç kâle almayanlar için!.

* * *

(1) Bu dua, DUA ve ZİKİR kitabının 190. Sayfasındadır - 19. Baskı.