Sistemin Seslenişi -2

Ahmed Hulûsi

VURUP GEÇMEK

Burası Amerika.. Kuzey Amerika’da New Jersey Eyaleti… New York Eyaletine komşu Eyalet. Amerika Birleşik Devletleri, 50 küsur eyaletten oluşuyor. Her eyalet ana devletin taban hakları ile ve ana yasaları ile sınırlı olmak kaydıyla, kendi kanun, kuralları ile yaşayabiliyor.

Bizim oturmakta olduğumuz New Jersey (Nü cörzi okunur), büyük ölçüde New York’ta çalışanların yerleşik olduğu bir eyalet… 30 küsur şehirden oluşuyor… Burada, evden çıkıp 4 şeritli gidişi olan otobana girip, yaklaşık yüz kilometre hızla gittiğiniz zaman, tünel geçişinde biraz oyalanmakla birlikte, 35 dakikada herkesin “New York” diye bildiği Manhattan’a(Menhatın okunur) giriyorsunuz.

Manhattan da görülen Amerika, aslında Amerika değil de; Amerikan standartlarını yaşamakta olan bir Dünya Başkenti sanki… Manhattan’ı görmüş biri, kendisini asla, Amerika’yı görmüş olarak saymamalı… Çünkü New Jersey’e, veya Connecticut’a (NY’nin kuzeyi) çıktığınız anda, her şey değişir.. Hatta NY City’ye dahil olan Quins veya Brooklyn ilçeleri bile bir başkadır Manhattan’dan!…

Burada yani New Jersey’de yaşam hayli farklı!… Genelde sâkin bir hayat isteyen yabancıların da inzivaya çekildiği bir yer…

İnsanlar birbirlerine saygılı… Trafik ışığının olmadığı bir yerde dahi, yok kenarında bir yaya görüldüğünde, ona 10-15 metre kala durulup geçmesi için yol veriliyor… Gece ikide boş yolda kırmızı ışıkta durmak ayrı bir zevk veriyor insana. Kavşaklarda, daralan yollarda, dönüşlerde, birden fazla şeritten geliyorsa arabalar, kural gene belli! Bir sağdan, bir soldan!. Herkes sâkin ve huzurlu, hakkına razı; ve mütebessim!

Bir binaya ya da bir alışveriş merkezine girecekseniz, önünüzdeki kişi, kapıyı, arkadan gelene çarpmasın diye, mutlaka tutar ve bekler sizi…

İnsanlar birbirlerine kaza ile dokunurlarsa, hemen özür dilerler… Ya da yanınızdan geçecekler ise, müsaade isterler.

Türkiye’den gelmiş Mehvar, gece saat 01 de, evden Türkiye’yi aramak için çıkış kodu olan “011” yerine yanlışlıkla, âcil yardım kodu olan “911” tuşuna basarsa telefonda; hiç fark etmese bile, birkaç dakika sonra polis arabası kapınızda olacak, polis kapınızı açtıracak, evdekileri görmek isteyecek ve her şeyin yolunda olup olmadığını inceleyecektir.

Bir araba bir arabaya kazara vurursa, insanlar arabalarından inerler, “özür diler, geçmiş olsun” derler; birbirlerine araba ruhsat numaralarını, ehliyet numaralarını ve sigortalarını ibraz ederler; veya olay büyükse birkaç dakika içinde orada hazır bulunacak polise kaza raporunu tutturup yollarına devam ederler.

Devlet Başkanını, senatörünü, milletvekilini, valisini, belediye başkanını, emniyet müdürünü halk seçer; ve halka karşı sorumludurlar.

Amerikan halkının tek bir askeri bile çok değerlidir ve asla onun ölümünü kabullenemez bir savaşta…

İnsan değerlidir Amerika’da!…

Bir gariptir Amerikan zihniyeti… Varlıklılara vize vermemek için her eziyeti yapar; dil bilmez işsizlere lotto ile “greenkart” yâni Amerika’da süresiz yaşama ve çalışma vizesi verir!. Gelenlerin büyük kısmı barınamaz döner gider memleketine!.

Her ne kadar Manhattan’ın bazı kesimlerinde bir hayli “homles” denilen alkolik ve uyuşturucu düşkünü, bağımsız yaşamayı seçmiş, mesleksiz kişiler varsa da, Amerika genelinde her insan devletin ihtimamı altındadır.

Bunun yanı sıra… Amerika’da toplum, bir takım çok güçlü görünmez kontroller altındadır. Kişinin aldığı nefes bile gereğine göre kontrol edilebilmektedir. Yaşamın kredi kartları ve “PC”ler üzerine kurulması, belirli gelir düzeyi üstündekilerin, onlar farkında bile olmadan her şeylerini kontrol altına sokmaktadır.

Bilgisayarla yaptığınız her işlem, nokta-virgülüne kadar istendiği anda kayıtlarda tespit edilebilmekte; kimin, kimle neler görüştüğü bilinebilmektedir..

Telefonların tüm konuşmaları çok rahatlıkla istenildiğinde dinlenebilir.

Hatta yanınızdaki çalışır vaziyette kapalı duran telefonların dahi, konuşmaları aktarabildiğinden söz edilmektedir.

Amerika’da gizliniz, ancak ikinci bir şahsa duyurmadığınız niyetiniz olabilir; dinlenilmek istenildiğinde!.

Burada da toplum, Türkiye’de olduğu gibi medya tarafından güdülmektedir…. Ne var ki, burada çok menfaat grubunun pek çok medyası olduğu için, genel konularda çok karşıt fikirler de ortaya atılabilmektedir. Ancak üst düzey konularda topluma verilmek istenenler kolaylıkla verilebilmektedir kullanılan medya aracılığıyla…

İnsanlar burada istediği gibi giyinir kendi örf ve inancına göre, buna da saygı duyacak olgunlukta yöneticiler vardır. Kimse kimsenin kıyafetine bakmaz.

Ama önemli bir nokta.. İngiltere’de gördüğüm kadar olmasa bile, Amerika’da toplumun çok büyük ölçüde tutucu olduğu da, bana hayret veren gözlemlerim arasında…

Rahatlıkla diyebilirim ki, Türkiye’de yetişen Türkler bir hayli zeki, İngiliz ve Amerikan toplumundan genel olarak… Ve bu zekâ çoğunlukla kanun-kural, başkalarının haklarını tanımazlığa ulaşıyor!.

Niye böyle bir toplumdan söz etme gereğini duydum?

Çok çok özetle, içinde yaşadığım bu havayı size yansıtmak istedim bir..

Böyle bir toplumun dahi, yarının getireceği çok zorlu şartlar karşısında ne kadar ayakta kalabileceğine dikkat çekmek istedim iki…

Rusya-Çin-Kuzey Kore ittifakı günden güne güçleniyor; batı için çok önemli karabulutlar oluşturmaya başlıyor… Bazıları, Amerika’nın büyük savaşta alacağı önemli yaralardan sonra Birleşik devlet bütünlüğünün kalmayacağını; eyaletlerin bağımsızlıklarını ilân ederek çok sayıda yeni Amerikan Devletinin ortaya çıkacağını söylüyorlar… Avrupa’nın ise konuşulacak yanı bile kalmayacakmış; rivâyete göre!.

Türkiye’de bazıları ise, Fatih kuşatması altındaki İstanbul papazlarının meleklerin cinsiyetini tartışması türünden lokalize konularla gün dolduruyorlar… Halkın olası bir büyük savaşa karşı hiç bir hazırlığı yok!.

Bundan 35 yıl önce rahmetli hocam Seyyid Osman Akfırat’ın dizi dibinde otururken, “Şimdi İstanbul’da ev alınmaz Hulûsi… Yarın öbür gün Ruslar İstanbul’u işgal edince, herkes evini yok pahasına satıp Anadolu’ya kaçacak, işte o zaman ev alınır!” demişti… Sanırım, ben de bunu, çocuğum olmadığına göre, torunum yaşındakilere nakledeceğim…. Belki onlar da, daha sonrakilere nakledecek…

Bu arada, Dünya toplumlarının geleceği bakımından 1999-2002 arası çok önemli diyorlar, bu işlerden anladıklarını sandıklarımız!

2020 de elektronik-otomatik bir yaşam içinde olabileceğimiz ihtimali kadar, elektriksiz toplumlar ihtimali de söz konusu…

Türkiye’deki beyaz atlı Mehdi beklentisi hıristiyan âleminde beyaz atlı İsa beklentisiyle açığa çıkarken; Beyaz AT Pegasus takımyıldızında patlamış olan supernova ışınımının insan beyinlerine 2002 civarında ulaşacağını söyleyenler var... (ne olurmuş mikrodalga ışınım gelirse!!! Biz ancak kafamıza odunla vurulursa bunu anlayan bir toplumuz; hem mikrodalga ışınım mutfaktaki fırını çalıştırır!!!)…

Uranüs ve Neptün’ün Kova’daki; Plüton ve Şironun Yay’daki konumları ve tesirleri Kova çağına giren Dünya’da çok çok önemli değişikleri beraberinde getirecek diyorlar..

Evet, buralarda bir şeyler naklediliyor; bir şeyler naklediyoruz sizlere…

Bu arada ömürler tükeniyor!…

Kimimiz, gideceğimiz yere inanıyor; ve oraya hazırlık yapıyoruz… Kimimizde, vurup-vurup birilerini, sonuçta kendimizi kandırıp geçiyoruz!

Allah, Allah Rasûlü’nün anlayışından ve yaşam değerlerinden ayrı düşürmesin bizi!… Ölümötesinde, telâfisi olanaksız olan, pişmanlıklarla azaba düşmekten korusun!

14.4.1999