Sistemin Seslenişi -2

Ahmed Hulûsi

UYANMAK

Her sabah, değişik bir rüyadan uyandığımız halde; acaba ne oluyor da, dünya rüyasından, beklemediğimiz bir anda uyanıvereceğimizi düşünemiyoruz?

Uyandığımızda, didişecek birileri kalmadığını gördüğümüzde, acaba hangi şartlar altında olacağımızı düşünüyor muyuz?

Birbirimizin imtihanı olduğumuzun farkında mıyız?

Akıl hastalarıyla, şizofrenlerle, diktatörlerle, erken bunayanlarla, zekâ özürlülerle, kişilik sorunu olanlarla, aşağılık duygusuyla yaşayanlarla, tepeden bakanlarla, imtihan içinde olduğumuzun farkında mıyız?

Onlar, nasıl olsa, içinde bulundukları hâllerin sonuçlarını yaşayacaklar, uykudan uyandıktan sonra! Ama ya onlara takılıp kalanlar!

Onlar, çoğunlukla çevrelerine fitne olurlar!.

Onların neler yaptıklarını, gerçeğiyle, yakın çevreleri bile çoğunlukla bilmez!. Onlar, kendilerini, farklı takdim ederler; ama arka planda yakınlarının bile bilmediği, kendilerinden beklenmeyen bir takım davranışlarda bulunurlar! Bu yüzden de, en yakınları için bile, fitne olurlar!

Fitneden korunmanın yolu, ilme tâbi olmaktır!.

Fitneniz, o fitne sizi etkilemez olana kadar, son bulmayacaktır!.

Tek şansınız, o fitneye bağışıklık kazanmaktır… Dünyada… Ya da Kâbir âleminde… Veya Cehennemde!.

Eğer uyandığınızda pişman olmak istemiyorsanız, yaşam boyu sizi bırakmayacak olan, fitnelere takılıp kalmayınız!.

İnsanları tanımak istiyorsanız, ayaklarına basın; ama sonucuna katlanmayı da göze alın!.

O zaman testi eğilecek ve içindeki dışarı akacaktır!.

Olgunluk, kişinin maddi veya mânevi menfaati zedelendiği zaman belli olur!.

Birisi, birilerine, kendini kabul ettirmek için çaba sarf etmekten geri kalmıyorsa, kendine veya ilmine güveni yok, kişilik sorunu var demektir!.

Diyelim ki ben, insanların dolduruşuna göre hareket eden bir insan olarak nitelendiriliyorsam... Bunu değiştirmeye uğraşırsam, onu muhatap almış; kendimi, ona ispat çabasına girmiş olurum. Bunu diyene karşı bana düşen, “Allah selâmet versin sana!.. O zaman sen kendi değerlerinle devam et, benimle vakit kaybetme”, demek olacaktır. Beni, değersiz bulanlar da olacaktır elbette…

Olaylar ve çevremdekiler, benim ilmimin, imtihan sorularıdır!.

Çevrendekiler, aklını kullanabilenler de olabilir; yaşam boyu aklını tatile çıkartmaya karar verip, duygularıyla yaşamayı seçenler de… Bu durumda yapılması gereken, ilmi” at gözlüğü yapıp; aklınla ilmin yolunda yürümektir.

Hayatta, çevrenizdeki hiç kimseyi örnek almayın!. Unutmayın ki, kul kusursuz olmaz!.

İnsanlarla, ilim için arkadaşlık edin, dedikodu için değil!..

Dedikodusu olanın ilmi yoktur; bunu kesin bilin!. İnsanları çekiştirenlerin, bilgisi ne kadar olursa olsun, nefis mertebesi “emmâre”dir; bunu hiç aklınızdan çıkartmayın!.

İlme sarılın ve ilmin yolunda yürüyün!.

Yazdığım bilgilerden yararlanarak yaşamına yön vermeyenlere; dedikodu ve çekiştirmelere devam edenlere; beni görmek de hiç bir yarar sağlamaz!.. Bedeni görmeğe değil, size ulaşan ilmi görmeğe çalışın!. Bedensel beraberlik, dedikodulara ortaklık getirecekse, uzak durmak çok daha hayırlıdr!.

İnsanların bedenine yönelen, birgün mutlaka o bedenden kesilecek ve yalnız başına kalacaktır.. İlme yönelen ise, asla mahrum kalmayacaktır!.

Kişileri örnek alan, o kişinin aklına yatmayan bir davranışı dolayısıyla, bir gün mutlaka önemli bocalamalar geçirir.

Allah Rasûlü’nün getirdiği ilmi değerlendiren ise, asla pişman olmaz; ve o ilmin yolundan hedefine ulaşır.

İlmi değerlendirmeyen ise, gaflet uykusuna ebeden devam eder…

Uyanmak, dünyada mümkün olabilir…

“Mâlik-el mülk, mülkünde dilediği gibi tasarruf etmededir; bunu da başıma musallat eden O’dur”; diyebilirseniz… O zaman, yolda üzerinize havlayarak saldıranla uğraşmaz, Sahibi’ne seslenirsiniz!.

Havl ve kuvvet Allah’ındır!. Sınanma sırasında yapılacak iş, Mülkün sahibine yönelmektir…

Yoğun imtihan ve fitne günlerine ilerliyoruz…

“Ben Allah için varım. O, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder, ne dilerse onu yapar”; diyebilirsek, yakın veya uzağımızdakilerden bize isabet edenlere rağmen, sonuçta kazanan biz oluruz.

Yönelişimiz, “Mülkün Sahibi”ne olmaz da, maşasına olursa; seviyemiz de maşanın seviyesi olur!. Kınadığımızla aynı koltuğu paylaşırız!.

“Allah’a firar edin” âyetini dışa değil, içe doğru olarak algılayamazsak; bunun gereğini yerine getiremezsek; hayâlimizdeki tanrının kulu olarak tüm geleceğimiz yangında geçer!.

Dostlarım, lûtfen şunu aklınızdan çıkarmayın; yaşadığınız olayların sert dalgaları altında gaflete düşüp, şu gerçekten perdelenmeyin;

Biz, eğer “Allah”a iman edenlerden isek, “Allah ahlâkıyla ahlâklanmak” ve bunun gereğini yaşamak için varız!.

Allah’a imanla yola çıkıp; “mülhime”den sonra, birimselliğine tanrısallık atfederek, “küfr-ü mutlak”a girip; “nefsi emmâre”ye düşen; sonra da hatasını farkedemeyerek; ya da farketse de gururundan ötürü kabullenemeyerek, bu hâl üzere ölen çok kişi vardır ki; onlar, çevreleri tarafından bilgilerine ve söylediklerine bakılarak “velî” sanılmışlardır!.

Veli”den Kur’ân ‘ın cevâz vermediği haller sâdır olmaz!.

Veli”, dedikodu, gıybet yapmaz, insanları çekiştirmez; nankörlük yapmaz!.

Veli”, insanları kendine kul köle etmez!. Onları, çevresinde el pençe divan durdurup, kişisel tatminle uğraşmaz!.

Veli”, Settâr’dır, örter kusurları, yanlışları! Bağışlayıcıdır; görmezden gelir hatâları…

Veli”, insanlara laf yetiştirip, onları mat etmek, küçük düşürüp kendini yüceltmek için savaş vermez!. Haklılığını ispat gayreti içine girmez!.

Veli”, bilir ki, herkes hakkettiğiyle beraber olur; lâyığıyla beraber uçar!.

Veli”, ilmin kıymetini bilir; insanların peşinden koşup, ilmi ayağa düşürmez!

Çünkü, “veli” mutmaindir ilminde ve hakikatinde; “mülhime” bilgisinin fitnesinden; “emmâre”nin göbeğinden uzak yaşamaktadır!.

İlimden sonra hevâsına tâbi olup; “mülhime bilgisini” kullanarak, “emmâre” nefsâniyetiyle insanlara tahakküm etmeye çalışanlar, sonunda hüsrana uğrayacaklardır!... Onlara tâbi olanlar da!

Allah, beni ve inananları bu gibilerden uzak eylesin!.


26.4.1999