Sistemin Seslenişi -2

Ahmed Hulûsi

ER KİŞİ NİYETİNE

Kozanız dışındaki gerçekler dünyası!

Gerçekler dünyasının kavramları…

Bu kavramlara dayalı, gerçekçi değer yargıları!

Koza içi varsayımlar ve hayâller dünyanız!

Dünyanızın kavramları…

Bu kavramlara dayalı değer yargılarınızla, bir kat daha kalınlaştırdığınız kozalarınız!.

Dün, hayâl oldu bugün!.

Bugün, hayâl olacak yarın!

Yarın bir başka Dünyada olacaksın; ama bugünün temelleri üzerine bina olmuş dünyanda!

Dün, ağladın!

Dün, güldün!

Dün, kızıp köpürdün!

Dün, sevinip coştun!

Dünden bugüne erişti isen, bugün onlara yalnızca gülüp geçtin!

Ama buna rağmen, fark et ki; bugün, dün yaptıklarının sonuçlarını yaşıyorsun yalnızca!..

Mutlu değil misin bugün?… Dününe bak!.

Dün ellerinle yaptıklarının, karşılığını almaktasın bugün! Kime niye kızıyorsun ki?

Sanıyor musun, 40 bin veya 100 bin kere “lâ ilâhe illallah” veya “Allah” ya da “Kul hû vallahû….” çekmekle işi bitirdin de cennete girivereceksin!

Sen bunları sadece çektin!

Bir kerecik yaşayabilseydin, tekrarladığının anlamını; şimdi cennete girmene tek engel yalnızca bedenin olurdu!

Belki çok defa, alnın seccade, halı ya da toprağa değdi de; bir kere olsun şuurundasecde” edemedin!

Oruçluyum” dedin sayısız defa; o süreç içinde bile yamyamlıktan vazgeçemedin!..

Dilin “Allah” derken, tüm yaşamın “yallah”larla doldu!

Böyle iken, ne beklersin hâlâ yarından bilmem!.

Yaşamın kumar üzerine kurulmuş!… Elime kağıt almadım, diye yemin edersin!.

Yürü dendi, durdun geçtin; “Güzel” sev dendi, vurdun geçtin!

Basiretine perdeyi kendi elinle çektin!

Kırk yaşına erdiğinde bir kişi, yüzünü Allah’a döndürmezse; şeytan başına oturur, iki ayağını sallandırıp gözlerini perdeler ve ben bunu esir aldım; artık bu benim kulumdur; der” buyuruluyor!.

Kulluğun, kime veya neye ise, ecrini de ondan bekle!. Sakın başkasından umma!. Bir kere daha kendini aldatma!

“Ben tanrıya tapınıyorum sadece” diyorsan, zaten karşılığını da almaktasın! Memnun musun hâlinden? İlminin gereği bu yaşamakta oldukların, yaptıkların mı?

Aldığın karşılık, ettiğin kulluğun cezasıdır!. Mutluysan ne alâ!. Ama hâlinden memnun değilsen, bil ki yanlış adrese kulluktasın farkında olmadan!… Acele bilgilerini yenile!.

Ölmedin!..

Ölemedin de!.

Gel son nefes ulaşmadan tövbe et de, semâların ve arzın (bilinç katları ve bedeninin) yaratanına dön DERÛNUNDAN !

Bak dostum…

Ben bunu mu hakkettim, diyorsun…

Ben buna lâyık mıydım, diyorsun…

Âlemlerin Rabbı’nın yaratmış olduğu Sistem ve Düzenin iki anahtarını vereyim sana…

Kozandan bunlarla çıkmaya çalış gerçekler uzayına…

Lâyığın, ellerinle yapmış olduklarının karşılığıdır ancak; başka bir şey değil!…

Sana şunu yap, dendi; aksini yaptın!.

Akıl ile ilim doğrultusunda yaşamak istedin; sonra da bildiğine gidip, duygularının getirisi davranışlar ortaya koydun!… Sonra da oturup ağlıyorsun!… Ben buna mı lâyığım, diye dertleniyorsun!…

Bu daha bir şey değil…

Nasreddin Hoca kaybettiği eşeğini ararken, ıslık çalıyormuş, hani… Demiş, Hoca ıslık çala çala eşek mi aranır, üzülmüyor musun?… Yok, demiş; bozuntuya vermiyorum daha!.. Umudum şu tepenin ardında… Orada da bulamazsam, o zaman sen seyreyle bendeki vâveylâyı!

Ansızın gelecek olan gelince, o zaman seyredeceğiz sende vâveylâyı!.

Bil ki…

Hakkettiğin, sen yaratılmadan önce, sana takdir edilmiş olan hedefindir… Yaratılış amacındır!.

Her birim, yaratılış amacına ulaşması için, neler gerekiyorsa, gerçekte onları hakketmektedir!.

Hakkettiklerin, sana, seni hedefine ulaştırıcı olarak, karşına çıkar… Kâh bağış yollu; kâh mekr yollu!…

Mekr yollu geleni eğer fark edemez de; geldiği gibi kullanırsan, sonunda perişan olursun!.

Ellerinle, kulaklarını sağır; gözlerini kör eder; şuurunu işlemez hâle getirirsin!. Ondan sonra ne dinlediklerin sana yarar sağlar, ne okudukların!. Divâneler gibi koşturursun sağa sola avunmak için; gündüzün perişan, gecen perişan!. Görüntünse eşeğini yitirmiş Hoca efendi misâli!.

Gene de, şükret yitiğinin farkındaysan!.

Bir de neleri yitirdiğinin ya da yitirmekte olduğunun hiç farkında olmayanlar var!.

Kozalının “Tanrı”sına dayanan, “hepimiz tekiz, biriz, Hak’kız” avuntusu içinde, “Âlemlerin Rabbı’nın yarattığı Sistem ve Düzen”den perdelenip; gününü şimdilik keyifle geçirenler var!…

Elle gelen düğün bayram, diyen dangalaklar var!. Ellerini soksalar ateşe de elle beraber; görsek kaç saniye dayanabilecekler ateşe, elle beraber!.

Liyâkat kesbetmek mi?

Eğer müşrik terminolojisi olarak kullanılmıyorsa bu kelime; anlamı, senin ortaya koyduklarının karşılığını hakketmen anlamındadır!

Fark ediniz ki;

Tüm yanlışlarınızın temelinde Sistem ve Düzeni “OKU”yamamak; “tanrı” kavramına dayalı düşünmek; vehminizin varsayımlarıyla hayâli beklentiler içinde; yâni bir tür mucize umutlarıyla yaşamak yatmaktadır!

Fark edemezsen bu yaşına rağmen taşın sert olduğunu, ateşin yaktığını, suyun boğduğunu; yâni sistem ve düzenin ne olduğunu; o zaman benim gibi olgunluk sembolü olursun, ateşin boğup, suyun yaktığını anlamış(!) bir halde!!!.

Neyi hakkettiğini anlamak istiyorsun, yaşantına bak!.

Kendini kandırma!.. Kendini aldatma!..

Azrâiliyet ardından İsrâfiliyetle ruh boyutunda yaşamaya başladığın zaman; dün, dünde kalacak; buna karşın sen ise, dünün üzerine inşâ ettiğin binanın içinde hapis!

Musalla taşında paşalar için de söyleniyor aynı cümle:

-ER kişi niyetine!.