Sistemin Seslenişi -1

Ahmed Hulûsi

OLANAKSIZ

İnsansının, “insan”a özgü özellikleri anlayabilmesi ve gereklerini yaşayabilmesi olanaksızdır!

İnsansı yaşamı boyunca, içgüdüleriyle veya “insan”ları taklit ederek yaşar.. Hiç anlıyamaz “insan”ların iç dünyalarını!... Onları kendisi gibi sanır; ve öylece değerlendirir...

İnsansının dünyası “ben” üzerine ve “beden” üzerine kurulmuştur!... Tüm hedefi ve amacı daha iyi yaşamak, daha güzel yemek-içmek, daha çok ve çeşitli birimle çiftleşmek; daha fazlaya sahip olmaktır. Bunun için de imkan dahilindeki her yolu mubah görür..

İnsansıları sınırlayıcı tek unsur “korku”dur!.

Korkusu yoksa sınır tanımaz!.

Ana vasfı taklittir!.

“Allah” adıyla işaret edileni düşünebilme ve kavrama olanağı yoktur!.

Dolayısıyla yalnızca bedenine dönük yaşar!..

Dediğim gibi, yemek-içmek çok önemlidir!.. Hele çiftleşmek!. İnsansılar bir karı ele geçirip çiftleşirler... İnsansı erkeği, sahibidir karının!... İnsansı dişi de sahip çıkar erkeğine!.

“Birleşmek” kavramı gelişmemiştir insansılarda!.. “Birleşmek”, birlikte yaşamı paylaşmak yoktur onlarda!... İnsansı erkeğin paylaşacağı bir şey yoktur dişisiyle... Süs gibi taşır yanıda dişisini!... Mutfakta yatakta bazan da ofisinde kullanır!.. Boğaz tokluğuna yaşar erkeğin yanında; ya da koltuğun veya cüzdanın yanında yerini alır dişi!

Bir şekilde “dişi”ye ya da ”erkek”e “sahip olmak” ve çiftleşmek!. Ona hükmetmek!. Parasını kullanarak; bedensel üzelliklerini kullanarak; mevkini kullanarak karşısındakine sahip olmak!..

Ev alır, araba alır gibi “karı” alırlar pahasını ödeyip; veya dişi peşinden koşarlar!.

İnsansının sahip olduğu “karı”sı veya “dişi”si vardır, yaşamı mutfakla yatak arasında geçen!... Ya da “erkek”i işle yatak arasında koşuşturan!...

“Dişi” erkeğin malı olmanın acziyeti; erkeğine sahip çıkamamanın acziyeti içinde şöyle der:

-Benden bıksan da, başka dişilere sahip olsan da beni bırakma!. Dön bana gel gene!.. Git başkalarına zevkini tatmin et, ama bana dön gene!.

Bu dişiliğin iflası ve acziyetin zirvesidir!. Malın efendisine yakarışıdır!. İnsanlık haysiyetinin olmayışıdır!.

Beğenirler ve sahip olmak için ne gerekiyorsa onu yaparlar insansılar.

Beyinde, ruhta paylaşacakları bir şeyleri yoktur ki onların dişileriyle ya da erkekleriyle!.

“İnsan”ın ise, yaşamını dünyasını kalbini-ruhunu paylaştığı “eşi-yoldaşı” vardır.

“İnsan”lar severler!..

“İnsan”larda varolan, elialtındakileri eşit şekilde paylaşma kavramı, mevcut değildir insansılarda... Bu gelişme yoksunları, yanlızca sahip olmayı ve sahip olmak için gereken pahayı ödemeyi düşünürler!.

Aslan gibi hükmetmeyi; sırtlan gibi ele geçirmeyi; karınca gibi biriktirmeyi; tilki gibi kandırmayı; maymun gibi “insan”ları taklit etmeyi; ayı gibi yaşamayı “insan”lık bilirler içinde yaşadıkları “insan bedeni” dolayısıyla insansılar!.

İnsansı sahiplik davasındadır!.

İnsan ise, paylaşımı kadarıyla beraber yaşar eşiyle!.

İnsansılar kanun ya da kaba kuvvet yoluyla sahipliğini sürdürürler!. İnsanlar ise paylaşımları olduğu sürece beraberdirler; paylaşımları sona ererse, kendi yollarına ayrılırlar..

İnsansılar “kabile” zihniyet ve kurallarıyla yaşarlar!.

“İnsansı”lar zorba ve zorlayıcıdırlar!..

“İnsan”larda ise zorlama ve zorbalık yoktur; teklif vardır...

İnsanlar ise medeni olmuşlardır. Kimseyi bir şeye zorlamazlar yalnızca teklif ederler.

İnsansıların yaşamlarında ana unsur “TAKLİT”tir!.. Dinle ilgilenseler taklit yollu ilgilenirler... Tasavvufla ilgilenseler taklit yollu ilgilenirler!.

Akılları gelişmemiştir zeki olabilmelerine rağmen!. Kendi akıllarıyla bir karar veremezler; doğruyu bulamazlar!. Bakarlar geçmişte falancaya veya filancaya ve onu TAKLİT ederler!..

“MUHAKİK”leri hiç anlıyamazlar ve değerlendiremezler mukallitler!.. kişiyi kendileri gibi bilirler!. Kendileri gibi mukallit olmayanlar, onlara göre, “sapıtmış”tır!.. Onlara göre, herkes kendileri gibi, para için, dişiyle çiftleşmek için, mevki için ya da başka bir dünyalık amaç için yaşarlar!

Tanrı korkusu mukallitlerde, ateş-cehennemle özleşmiştir!... Cennetse hurilerle-gılmanlarla çiftleşme ortamıdır insansılara göre!. Bu yüzden talebedilir cennet onlar tarafından!..

Tanrının olmadığını anladıklarında; “Allah” adıyla Kur’anda işaret edileni de kavrayamadıklarından; hepten dünyalık, bedensel ve parasal bir yaşam içine düşer; yalnızca bedensel zevkleri için yaşarlar!. İnsansıların teşviki de kendileri gibi yaşamak üzeredir diğerlerine..

İnsansılar mukallit olurlar demiştik...

“İnsan”lardan da çıkar mukallitler...

Dinleri taklittir; imanları taklittir, konuştukları taklittir!.

Başkalarından aldığın cümleleri at bir yana, desen, konuşacak kelime bulamazlar!..

Mantık ve akıl devreye girmemiştir mukallitlerde... Çelişki temel unsurdur konuşmalarında... üç cümle sonra söyledikleri öncekiyle çelişki gösterir!.. Dün dediğini bugün inkar eder; çünkü kabul etse çelişkide olduğunun farkedileceğini görür...

Günlük yaşarlar... Ölümötesi kavramı gelişmemiştir!..

Mukallit çevresinde birileri olmadan yaşayamaz!... İnsanların parasına, saygısına, ilgisine muhtaçtır daima... Vaktini oyun-eğlence ile harcar!

Muhakkik olan “insan” ise bunlardan hiç birine muhtaç değildir!. Özünden “Allah”a ermiştir ve O yeter kendisine!.. Sürekli “Allah”ı daha iyi tanımak için yaşar!.

Muhakkikin tek kriteri vardır: KURAN!.. Kah afaktan okur; kah enfüsten, kah cilt içindeki sayfalardan!.

Mukallit, almak için yaşar... Muhakkik, vermek için yaşar!

Mukallit, sahip olmak ister... Muhakkik, paylaşmayı sever!.

Mukallit, dedikoduyla zamanını harcar... Muhakkik, ilimle vaktini değerlendirir..

Mukallit, dışa dönüktür, insanları eleştirmekten başka bildiği yoktur.. Muhakkik ise, insanlar arasına yalnızca ilim öğrenmek-öğretmek için girer...

Mukallit, hoşgörüsüzdür... Muhakkik, hoşgörülüdür...

Mukallit, dünyada yaşar... Muhakkik, dünyaNIZda!...

Selam olsun muhakiklere... Allah selamet versin mukallitlere, dünyalarında mubarek olsunlar!

30.1.1999
NJ - USA