Selam

Selâm kavramının anlamı

 

·         İslam“; selâmet bulma, selâmete erme, “selâm” isminin mânâsının sizde açığa çıkması anlamında!.  “Allah”ın “selâm” isminin mânâsı ortaya çıktığı zaman kişi, bir kısım ilâhi isimlerin mânâsıyla tahakkuk etmek suretiyle, cennet yaşamı dediğimiz yaşama geçer.

·         ES SELÂMYaratılmışlara (beden ve tabiat kayıtlarından; tehlikeden; boyutlarının kayıtlarından) selâmet ihsan eden, yakîn hâlini oluşturan; iman edenlere “İSLÂM”ın hazmını veren; Dar`üs Selâm (hakikatimize ait kuvvelerin tahakkuku) olan cennet boyutu hâlinin yaşamını meydana getiren! Rahîm isminin tetikleyerek açığa çıkardığı isim-özelliktir! “Selâmün kavlen min Rabbin Rahıym = Rahîm Rab`den “Selâm” sözü ulaşır (Selâm ismi özelliğini Rableri olan Esmâ hakikatlerinden açığa çıkan yolla yaşarlar)!” (Yâsîn: 58).

·         SELÂM :Yakin halini yaratan.

·         Yaratılmışlarda yakîn ve kurb hâlini oluşturup mâiyet sırrını açığa çıkartan

·         O (ismi) ALLAH olan ki, tanrısallık yoktur hüviyet (benlik sahibi) O’dur!.. Melîk (hükmeden), Kuddûs (saf, arı, orijini değişmemiş), Selâm (varlık kendine teslim olmuş), Mü’min (gayba imanı açığa çıkarıp tereddüt ve şüpheyi yok eden), Müheymin (farkındalığı dışında hiçbir şey olmayan), Azîz (dilediğini yapan, misli olmayan), Cebbâr (yaratmış olduğu sistem sonucu dilediğini karşı konulmaz şekilde açığa çıkaran), Mütekebbir (kibriyâ, benlik sahibi)… ismi “ALLAH” olan şirk koşulmasından beridir (yalnızca şirk koştuğunu sanan olabilir!)…

·         Esselâmu aleyküm derken “selâm” isminin mânâsını, evvelâ senin idrâk etmiş olman lâzım!..”Selâm” ismi, selâmete çıkma mânâsındadır!.. “Sen”den, selâmete çıkma!..Terkib kayıtlarından selâmete çıkma!..

·         Selâm isminin mânâsı, ilâhi isimlerde yüzme, gezme, o mânâlar içinde seyretmek hâlidir!..Ancak bu da Allah’ı bilmekle mümkün olur.. Yani, sen ona “selâm olsun sana” dediğin zaman, terkib kayıtlarından âzâde olma, kurtulma, selâmete erme mânâsında olarak bilinçli şekilde , böyle bir temenni ile selâm vermelisin!.. Bunu yaptığın zaman, bunda bir şartlanma, bir alışkanlık bir tabiat terkibi sözkonusu olmayıp; şuurlu olarak ortaya koyduğun bir fiil ve karşındakine şuurlu olarak bir yönelme sözkonusudur!..

·         HAŞR 23-) “HU”vAllâhulleziy lâ ilâhe illâ “HÛ”* el Melik`ül Kuddûs`üs Selâm`ul Mu`min`ul Müheymin`ul `Aziyz`ul Cebbâr`ul Mütekebbir* SubhânAllâhi `ammâ yüşrikûn;
“HÛ” Allâh, tanrı yok, sadece “HÛ”! Melik`tir (efâl, oluşlar âleminde mutlak hükmü yürüyen), Kuddûs`tür (yaratılmışlığa ve kevne ait nitelenmelerden, yaratılmış kavramlardan münezzeh), Selâm`dır (yaratılmışlarda yakîn ve kurb hâlini oluşturup mâiyet sırrını açığa çıkartan), Mu`min`dir (iman açığa çıkartarak hakikatini müşahedeye yönelten), Müheymin`dir (gözetip himaye eden, muhteşem azametini seyirde yaratılmışlığı kaldıran), Aziyz`dir (karşı konulması imkânsız olarak dilediğini yapan), Cebbâr`dır (iradesini zorunlu kabul ettiren), Mütekebbir`dir (Mutlak yegâne Kibriyâ {eniyeti} olan)! Allâh, onların ortak koştukları tanrı kavramlarından Subhan`dır!


 Konuyla alâkalı bilgiler

 

·         Kişinin davranışları ya onun terkibini meydana getiren, ilâhi isimlerin kendisini sevkettiği mânâda oluşuyor; Ve bu oluşmayı, biz canımızın öyle istemesi veya o işi sevdiğimiz için öyle yapmamız, diye nitelendiriyoruz!…

Veyahut canımız istemediği halde, hoşlanmadığımız halde, ilâhi emir olduğu için onu tutuyoruz…

İlâhi emrin mânâsının ne olduğunu daha evvelki konuşmalarımızda görmüştük.. Kişinin terkib kayıtlarından kurtulup, mutlak mânâda Allah’a kulluk ettiğini müşâhede etmeyi sağlayıcı fiiller..

Demek ki; kişinin sevdiği için veya canının istediği için veya öyle arzu ettiği için yaptığı her hareket neticede Allah ile onun arasında bir perde meydana getiriyor..

Alışmışım böyle yaptım!..Canım bunu seviyorum da onun için!..Seviyorum, yani duygumdan dolayı ; alışmışım, yâni şartlanmamdan dolayı; böyle yaratılmışım, benim tabiatım böyle;evet tabiatının gereği olarak!..

Yâni netice olarak, bütün bunlar, senin varlığını meydana getiren “ilâhi isimlerin ortaya çıkışı” demek, sende mevcut olan rubùbiyetin gereği olarak, iktizâsı olarak!..

İşte varlığının, nefsinin hakikatı, bu rubùbiyet olduğu, Hak olduğu, idrâki geldiği andan itibaren, kişiye bir başıboşluk, bir boşvermişlik gelir!..

Bunun neticesinde de o kişi canının istediği, nefsinin istediği, tabiatının sevkettiği istikamette bütün davranışları ortaya koyar!..

Hiçbir kayıtla kayıtlanmaz ve bu da onun bedenselliğe, tabiat zulmetine hapsolmasından, kendisini zindana, sicciyne atmasından başka bir şey getirmez.

Bu hakikatı idrâkla beraber, ilâhi emirlere uyma hâli devam ederse, o zaman terkib tabiatının ötesinde , Allah’a vâsıl olur; ve böylece ebedi saadet onun için sözkonusu olur…Bu davranışların neticesinde “Selâm” isminin mânâsı kendisinde âşikâr olur..

·         Muhakkak ki Allah ve melekleri, nebîsine çok salat ederler… Ey imân edenler, siz de O’na salat edip layıkiyle selam verin…

·         “Allahın yeryüzünde seyâhat eden melekleri vardır ki,onlar bana ümmetimden selâm tebliğ ederler…”

·         “Cebrâil’le buluştum… Bana şöyle dedi: Sana müjdelerim ki, Allah; kim sana salât ederse, ben ona salât ederim; kim sana selâm verirse ben ona selâm ederim; buyurdu…”

·         Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e halkettiklerinin adedince, sen râzı olana kadar ve arşının ağırlığınca ve kelimelerin adedince selâm ve bereket ihsan eyle!..

·          Selâm, dalga dalga yayılır “özündeki Hakikatı Muhammedî”den “kulluk” görevini yerine getirmekte olan tüm “sâlih”lere… “benliğinden kurtulmak suretiyle tüm SALÂHA ermişlere”…

·         KADR sürecinin yaşandığı “yok”luk karanlığı (gecesi), bin ayda (80 küsur yıllık insan ömrü sürecinden) yaşanabileceklerden daha hayırlıdır. Melekler (melekî kuvveler —kanatlar bu kuvvelerin 2–3–4 yönlü olması) ve ruh (varlığındaki hüviyetin ”HU” hakikatin anlamı), kişinin rabbinin (esma terkibinin–varlığını oluşturan ALLAH isimlerininin bileşiminin) izni (kapsamı–kapasitesi) kadarıyla, şuurunda açığa çıkar; böylece o anda, kendi “yok”luğu hissi yanısıra, mutlak var olan “ALLAH”ı hissedip yaşar! Her hükümden “Selâm”ette olarak!.

·         “Min külli emrin selâm”
-Her “emr”den, hükmullah gereği varolmuştan selâm getirir.
“Selâm” derken, burada senin anladığın manâda; “Selâmün aleyküm!.” demek, mânâsında değil!… “Selâmet getirir” anlamında!…

·         Soru
-Üstadım, namazdan çıkarken verilen selâm`ı biraz açabilir misiniz?

Üstad
Namaz; kişinin beşeriyet dünyasından arınıp; Allah hakikatına yönelmesidir!… “Namazdan çıkmak” demek; tekrar insanların arasına dönmek, aralarına girmek demektir… İnsanların arasına girerken de elbette selâm verilir…

·         Soru
-Üstadım “Selâmu aleykum”un açıklamasını yapar mısınız?.. Bir kişiye “selâm” diye selam vermek yanlış mıdır? …

Üstad
-Selâmı verenin niyetine bağlıdır… “Selâm” derken ne düşündüğüne bak!.. Ağzından çıkan her kelimeyi, düşünerek çıkartmak… Robot gibi, aldığını yansıtmak değil!…

Son günlerde en çok üzerinde durduğum konu ŞUURLU yaşamak; TAKLİTTEN çıkmak!…

“Selâm” derken, Allah’ın Selâm isminin mânâsının o kişinin özünden gelen bir biçimde kendisinde açığa çıkmasını temenni ederek, “Selâm” diyorsan, hiç bir mahzûru yoktur…

Ama, şartlanma yollu, taklit yollu, düşünmeden, koyun “meeee”ler gibi, “Es selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuhu” diyorsan… Biraz uzunca “meeeee”leme olur bu!… Bilmem anlatabildim mi?…

·         Ne anlarsın sen, “Selâmu aleykum” demekle “günaydın” demenin farkını!. Özünden gelen “Selâm” kavramının, karşı beyine yönlendirilerek; onda, özünden “selâm”ın beyninde açığa çıkmasını sağlamak amacıyla, ona kapı açmanın nasıl oluştuğunu!.

·         NISA 86-) Ve izâ huyyiytüm Bi tehıyyetin fehayyu Bi ahsene minha ev rudduha* innAllâhe kâne alâ külli şey`in Hasiyba;
Selâm ile size yönelene, siz de daha kapsamlı bir selâm ile karşılık verin yahut aynısıyla karşılayın. Muhakkak Allâh, her şeyde Hasiyb`dir (açığa çıkanın sonucunu yaşatandır).

·         EN’AM 127-) Lehüm DarusSelâmi `ınde Rabbihim ve HUve Veliyyühüm Bi ma kânu ya`melun;
Rableri indîndeki Dâr`üs Selâm (Es Selâm isminin mânâsının yaşam boyutu) onlar içindir! Yapmakta oldukları dolayısıyla “HÛ” onların Veliyy`idir.

·         YUNUS 10-) Da`vahüm fiyha subhanekellahümme ve tehıyyetühüm fiyha Selâm* ve ahıru da`vahüm enil Hamdu Lillâhi Rabbil alemiyn;
Onların ondaki Allâh`a yönelişleri: “Subhaneke Allâhümme = Subhansın sen Allâh`ım; seni tenzih ve tespih ederiz”dir… Birbirlerine yönelişleri ise: “Selâm”dır (Selâm ismi mânâsı sürekli açığa çıksın bizde)… Yönelişlerinin sonucunda ulaştıkları ise: “El Hamdu Lillâhi Rabb-ül âlemîn = Hamd Rabb-ül âlemîn Allâh`ındır” noktasıdır.

·         YUNUS 25-) VAllâhu yed`u ila DarisSelâm* ve yehdiy men yeşau ila sıratın müstekıym;
Allâh, Selâm Yurduna (bedensel sınırlamalar ötesindeki, hakikatinize bahşedilmiş kuvvelerle yaşam boyutuna) çağırır ve dilediğini sırat-ı müstakime hidâyet eder.

·         MERYEM 62-) Lâ yesme`une fiyha lağven illâ Selâma* ve lehüm rizkuhüm fiyha bükreten ve `aşiyya;
Orada lağv (dedikodu) değil sadece “Selâm” (Selâm isminin mânâsı açığa çıkar ve böylece kendi hakikatlerinden açığa çıkan kuvveleri konuşurlar) işitirler… Orada kendilerinin sabah -akşam, yaşam gıdalarıyla beslenmeleri söz konusudur.

·         VÂKI’A 90-) Ve emma inkâne min ashâbil yemiyn;
Eğer Ashab-ı yemîn`den ise;

91-) FeSelâmün leke min ashâbilyemiyn;
(Eğer öyle ise): “Ashab-ı yemîn`den senin için bir Selâm var” (denilir).

 

 

 

January 28, 2014 in Ashabı Yemin, Cennet, Cennet Yaşamı, Darus Selam, Kurb Ehli, Kurbiyet, Maiyet Sırrı, Mutmainne Nefs, Selam, Selamet, Teslimiyet, Yakin - Yakiyn
Tagged

Yorum ve Bağlantılar