Rahman

Rahman kavramının anlamı

·   

·         Rahman veya Rahim ismi, belli sıfatlara işaret eden isimdir… Oysa “ALLAH” ismi, orijin varlığa işaret eden isimdir…

·         Kuantum Potansiyel

·         Rahmaniyeti tüm isimlerin özelliğini içinde barındırır. Rahıymiyetiyle, bu isimlerin özelliklerini açığa çıkarır, kendi ilmiyle.

·         Rahmaniyetiyle Esmâ âlemini meydana getiren ve  Rahîmiyetiyle Esmâ âlemindeki mânâlar ile her an âlemleri yaratandır.

·         Sonsuz Esmâ ve Sıfat Sahibi (Tüm El Esmâ özelliklerini mündemiç olan)

·         Esmâ mertebesi (İsimler mertebesi)

·         Esmâ mertebesindeki özellikleri oluşturan…

·         El Esmâ potansiyeli (Tüm yaratılmışların kaynağı olan potansiyel)

·         El Esmâ ül Hüsnâ ile işaret edilen tüm özelliklerin sahibi (“Esmâ Mertebesi”nin adı)…

·         “El VAHİD” isimlerin işaret ettiği özelliklerin TEK`teki varlığına işaret ederken; Er RAHMAN”, TEK`teki sayısız özellikler mevcudiyetine işaret eder.

·         “Er RAHMAN” O`dur ki… Mutlak “RAHMET” sahibi olarak, tüm mânâları, varlığından, varlığıyla meydana getirmektedir..

·         KUANTUM POTANSİYEL-> “ER RAHMAN”! Tüm yaratılmışların kaynağı olan (“İnsan”ın da Zâtının meydana geldiği Hakikat)

·         Rahman, klasik anlatımdaki gibi esirgeyici, bağışlayıcı gibi beşerî değerlendirme anlamlarının çok ötesinde; evrensel anlamıyla, dilediği şekilde varlığı yokluktan vucuda getiren, var kılan anlamındadır!.
Rahim ise bu vücuda getirişin sistemini oluşturan mekanizmayı var eden anlamındadır.

·         RAHMAN“Allâh” ismiyle işaret edilenin, “zerre”lerin zâtını “Esmâ”sıyla ilminde “var” kılma özelliğine işaret eder. Her şey, “var”lığını “ilim ve irade” mertebesinde bu ismin işaret ettiği özellikle elde eder! “Er Rahmanu alel Arşisteva” (Tahâ: 5) ve “Er Rahman; Allemel Kur’ân; Halekal İnsan; Allemehül beyan” (Rahman: 1-4) gereği “ŞUUR”da açığa çıkan “Esmâ”nın hakikatidir! Rahmeti, o “şey”i ilminde, “var”lığa getirmesidir! “Allâh Adem’i Rahman sûretinde halk etti” işareti “İnsan”ın, ilmî sûretinin Rahmaniyet özelliği yansıması üzere meydana getirildiğine işaret eder. Yani Esmâ mertebesinde bulunan özellikler ile! İnsan’ın, Zâtı itibarıyla kendini tanıyışı da Rahmaniyet‘le ilgilidir… Bu nedenle “RAHMAN”a secdeyi müşrikler algılayamamıştır (Furkan: 60)… Şeytan (vehim, bilinç) “RAHMAN”a âsi olmuştur (Meryem: 44)… “İnsan”ın Zât’ının “Esmâ” hakikatinden meydana getirildiğine işaret eder! “İnsan”daki “Zâtî tecelli” de budur!



 Konuyla alâkalı bilgiler

· 

·         Rahman” ve “Rahim”in bugüne kadar anlatılanlardan ve anlattıklarımızdan farklı bir anlamı üzerinde durmak istiyorum…

Rahman” bir özel isimdir ve tercüme edilemez!” (Elmalılı Hamdi Tefsiri, cilt 1, sayfa 32 –orijinali)

Rahman pek merhametli diye yetersiz bir şekilde tefsir olunabilirse de böyle tercüme edilemez….. Allahu tealanın rahmeti, merhameti, bir hissi kalbi, bir temayüli nefsani manasına bir iyilik duygusu değildir. Fatiha’da izah olunacagı üzere “İRADEİ HAYR veya İNAMI SONSUZ manasınadır.” (Aynı tefsir, cilt 1, sayfa 33)

Vücut her hayrın ve her nimetin aslıdır. Rahman, böyle bir iradei hayr ile bizi cismaniyet ve ruhaniyetimizle ademden (yokluktan) vücude (varlığa) getirerek halk eden ve bununla beraber esbabı baka ve hayatımız olan nimetleri de izhar ve isal eyleyen rahmeti celile sahibidir ki bu rahmetin şumulünden (kapsamından) hariç hiçbir mahlûk bulunamayacağından buna celâili niâm ile rahmet denilir.” (aynı tefsir, cilt 1, sayfa 77)

Şimdi buradan da anlaşılır ki, Rahman, klasik anlatımdaki gibi esirgeyici, bağışlayıcı gibi beşerî değerlendirme anlamlarının çok ötesinde; evrensel anlamıyla, dilediği şekilde varlığı yokluktan vucuda getiren, var kılan anlamındadır!.

Rahim ise bu vücuda getirişin sistemini oluşturan mekanizmayı var eden anlamındadır.

Rahim kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Annede rahim, kendi özellikleriyle nasıl yavruyu hücreden alıp dünyada yaşayabilecek bir olgunluğa kavuşturursa…

Rahman’ın irade edip varlığa çıkardığı birimi de, Rahim aynı şekilde Allah ismi ile işaret edileninin esması özellikleriyle oluşturup açığa çıkartır!.

Dolayısıyla her birim, her varlık Rahman ve Rahim’in yarattığı bir birimdir!. Yani, her birim Rahman ve Rahim isimlerinin işaret ettiği anlamlar doğrultusunda Allah adı ile işaret edilenin isimlerinin bir bileşimi bir terkibi olarak varolmuştur.

Bu anlam, bu isimlerin evrensel boyutundaki anlamıdır. Bu anlamı dünyevi beşeri değerlere göre anladıklarımızla karıştırmamak gerekir.

Ayrıca her an bir canlının bir diğerini boğazlayıp hatta canlı canlı yemesi olayını gözümüz önüne getirirsek; beşeri anlamda acıma duygusu taşıyan yukarda bir yerde tanrı anlayışının ne kadar gerçeğe uyduğunu takdirinize bırakırım!.

·   

·         Vâhid ismiyle Vâhidiyet sıfatına işâret edilen Zât, Rahmâniyeti itibariyle, sıfat mertebesinin vasıflarıyla mevcut olup; bu vasıflarla Melîkiyet mertebesinin sayısız esmâ saltanatını, hüküm süren mânalarını meydana getirmiş; bu isimler de sonuçta Rubûbiyet hükümlerince terkip formülleri hâlinde ef`al âleminde ortaya konmuştur.

·         Allah”, “Rahm” sahibidir!… “Rahman”dır!.. “Rahîm”dir!… “Üretir” ve ürettiğini korur, muhafaza eder; âşikâre çıkma zamanı gelinceye kadar; sonra da açığa çıkartır!. İşte bu, O’nun rahmetidir!..

Her şey, bu yoldan “Allah”ın “Rahm”inden yaratılmış, üretilmiştir!.

Âlemler ve âlemlerden biri olan kâinat, “Allah”ın “rahmet” sıfatından yaratılmıştır!.. Karşılıksız olarak “üretir”, vareder!.

Kâinat, Allah”ın zekâtıdır!

Ürettiğinin” bir kısmı “Rahman”dan gelendir… Acıyla karışık nimettir üretilen.. Bir kısmı “Rahim”den gelen üretimdir, sırf nimet olarak!..

·         Mutmainne’de Allah’ı tanıma, “isimleri yolu” ile açılıyor.
Artık o yolda ne kadar gidebilirse!..
Onun ötesindeki Râdiye ve Mardiye hâlleri diye anlatılan şeyse, Râdiye’de kendisinin isimler kaydından çıkması ve isimler mertebesinde kendini bulması; Mardiye’de sıfat mertebesiyle kendini bulması, hakiki benliğiyle kendini müşâhede edebilmesi!.. Yani, Rabbı yönünden değil, Rahmâniyet yönünden kendini tanıması idrâk etmesi, diyerek Mardiye târif ediliyor!

·         “Rab arş`ın üzerindedir” ya da “Rahman arş`ın üstündedir” gibi tanımlamalar ile hep, melekût âleminin içine giren her şeyin ilâhî isimlerin tasarrufu ile mevcudiyet ve devamlarına işaret olunur!..

Yalnız burada bir önemli husus daha vardır ki, onun da çok iyi anlaşılması gerekir.
Arş, mekânsal değil boyutsaldır!..

Yani belirli bir mekânda ve mesafede değil; her birimin, birimiyetinden özüne doğru gidişte yer alan bir boyuttadır “ARŞ”!… Yani boyutsal derinliktedir Arş, mekânsal değil!..

“Rahman ve Rabb`ın “arş” üzerinde yeralması” demek, o varlığın zâtî vasıflarla ve esmâ-i ilâhî’nin mânâlarıyla kâim ve mevcut olması, tasarrufunun her an ilmi ilâhî doğrultusunda Rabb`ın elinde olması demektir!..

·         Vâhidiyetin bâtını Ahadiyyet, zâhiri ise Rahmâniyet’tir.Topluca adı ise Ulûhiyet’tir.

·         Vâhid’in, zâtî sıfatları yollu kendini seyri “Rahmâniyet”; ef’âl ‘i meydana getirecek isimleri yollu seyri “Melîkiyyet”; o isimlerle ef’âl ‘i oluşturması ise “Rubûbiyet”tir!. Rabb, fiili oluşturan; Merbûb ise fiil olarak çıkandır!.

·         Ölüm de cehennem gibi, Rahmettir!… Rahman`ın Rahmeti ise, sıkıntıda gizlidir. Tıpkı acı ilacın içinde şifânın gizli olması gibi!…

·         “Rahman’ın rahmeti’’, “arındırıcı”dır.. Elbette ki, arınma işleminin getirdiği bir azâb veya sıkıntı da sözkonusudur!…

·         Allah’ın “Rahm” ismi, ”Rahmet” ve “Rahman” mânâlarının kökenidir! Yani Allah’a ait esmâların üreticisidir! Üretim yapıldıktan sonra bu isimlerin topluca bulunduğu ve sâdır olduğu boyuta “RAHMANİYET BOYUTU” diyoruz.

·         Bütün “ALLAH İSİMLERİNİN mânâları“, “ALLAH” ilminde mevcuttur, dedik.
Rahmaniyet” mertebesinden, “ilmi ilâhideki ilâhi esmânın toplu halde bulunduğu mertebedir” diye söz edilirse de; gerçekte burada topluluktan veya ayrılıktan söz edilemez.

RAHMANİYET“, ilâhi esmânın hazinesidir, deriz; ki bu da mecazi bir ifadedir… Gerçekte, böyle bir tanımlamadan da münezzehtir “ALLAH”!.

İşte bu “Rahmaniyet” mertebesinde mevcut olan esmâ-i ilâhi,O“nun, “melikiyet” mertebesi özelliği ile mülküdür.

·         “RAHMAN ARŞIN ÜSTÜNE ISTİVA ETMİŞTİR”
dendiği zaman, burada işaret edilen şey “Rahmâniyet” mertebesidir!..
Yani çokluğu, kesreti, birimleri meydana getiren isimler ve vasıfların, soyut özelliklerin olduğu Sıfat mertebesi demektir..
Sıfat mertebesi, sahip olduğu özellikler itibarıyla esmâ mertebesi diye de anlatılır. Esmâ mertebesi denen şey, ilâhi isimlerin anlamlarından başka bir şey değildir.
İşte bu ilâhi isimlerin var olduğu boyut arşın üstüdür
Bu isimlerin mânâlarının kuvveden fiile çıkması, mânâdan birimselliğe, çokluğa dönüşmesi de arşın altına tenezzülü diye anlatılır.

·         Soru
-“Rahman`ın iki eli” den murad olarak Celâl ve Cemâl sıfatlarını da düşünebilir miyiz?
Üstad
Evet…

·         Soru
-“Allah’ın insanı kendi sûreti” ile “Rahman’ın sûreti” üzerine yaratması arasındaki farkı açıklar mısınız.?
Üstad
-Birincisi… İnsanın “zâti kemâlât” ile yaradılışına işaret ediyor, ikincisinde ise, “insanın sıfatlarının da hakikatından gelen” bir şekilde varolduğuna işaret ediyor…

·         Soru
-Neden “Lâ ilâhe illallah” denir de; “Lâ ilâhe iller rahman” veya “La ilahe iler rahim” denmez.?
Üstad
-Rahman veya Rahim ismi, belli sıfatlara işaret eden isimdir… Oysa “ALLAH” ismi, orijin varlığa işaret eden isimdir…
Benim pek çok vasfımdan, sıfatımdan birine işaret eden isim ile, bana işâret eden arasındaki fark neyse, “Allah” ile “Rahim” arasındaki fark da, sanki öyle gibidir…

·         Soru
-“Evren” diye algıladığımız, “Rahman” isminin açılımındaki oluşumlar mıdır?
Üstad
-Rahmâniyet sıfatının ihtiva ettiği Esmâ’nın Rubûbiyet sıfatıyla açığa çıkmasının bir bölümüdür “Evren”… Okyanusta bir kaşık su misâli!…

·         Soru
-Rahim isminin Rahman’dan farkını açıklayabilir misiniz?
Üstad
-Rahman ve Rahim isimleri arasındaki fark “Hazreti Muhammed Neyi Okudu” ile “Temel Esaslar” kitabında geniş açıklanıyor..

·         Ölüm de cehennem gibi, Rahmettir!… Rahman`ın Rahmeti ise, sıkıntıda gizlidir. Tıpkı acı ilâcın içinde şifanın gizli olması gibi…

·         Bedeni ve beyni oluşturan da, gerçekte, “bilgi“den başka bir şey değildir!.
Bilgi, Rasûlullah`ın, “Allah” ismiyle işaret ettiğinden açığa çıkan; evren içre evrenler suretinde algılanan, “nefh” olmuş “nefesi Rahman”dan başka bir şey değildir!.
Nokta, ilm-i ilahîdir.
“Bilgi”, Allah isimleri, diye geçmişte açıklanmış olan özelliklerin, manâ sûretleridir.

·         ALLAH” ismiyle işaret olunanın, “Rahmaniyeti ve Rahîmiyeti” sonucu, “iki eliyle” (ilim ve kudret) data ve enerji-, “Esmâ mertebesi” -stringler boyutu- hasıl olmuş; bu boyutun her an yeni bir şan alışı ile de tüm evren içre evrenler ve içindekiler olarak, birbirlerince algılananlar meydana gelmiştir, “melekût” (kuvveler) boyutunda.

·         Rahman“iyetinin sonucu olarak Celâl sıfatıyla gayzer gibi kürsî ve semaları, katmanları yaratırken (dikey bir oluşla); “Rahîm“iyetinin sonucu olarak “Cemâl” sıfatıyla her bir semâdaki (katmandaki) yayılımsal yaratışı (yatay diyebileceğimiz) ile o âlemin halk olmuşlarını meydana getirir (ki bu evrenimiz içindeki tüm uzaysal yapıyı içine alır).

 

February 12, 2014 in Nefesi Rahman, Rahman, Rahmaniyet, Rahmet
Tagged