Melek

Melek kavramının anlamı

 

·         Melekler aslında, orijin yapı olarak suretsiz ve şekilsiz varlıklardır. Ancak, meleğin işlevi ile bağlantılı bir frekansı vardır!. Yani, melekler, belirli çok çok yüksek frekanslardır, titreşimlerdir!. Ve, bu titreşimlerin ihtiva ettiği anlamlar söz konusudur.

Bu frekans, her hangi bir şekilde kişinin beynine ulaştığı zaman; beyin onu, kendi veri tabanına göre tarar ve kendi veri tabanındaki en yakın frekansa uygun şekilde değerlendirir, detifre eder!. Yani, o frekansa uygun, hayâli sureti meydana getirir. Böylece beyinde belirli bir suret oluşur.

Meselâ, rüyada ağaç konuşur!.. “ağaç konuşması” şeklinde algıladığın şey, esasında bir melek!.. Ağaç, meleğin, beyindeki veri tabanına göre en yakın ya da uygun bir şekilde sembolize olarak deşifre edilip mânâlandırılışıdır!.. Bu mânâlandırılış, veri tabanındaki tarama esnasında, o frekansın en yakını olan frekanstır.

Beyindeki veri levhaları, frekanslardır.. Beyne ulaşan frekansa en yakın frekans, beyinde hangi anlam olarak tasavvur edilmişse önceden, ona uygun suret olarak, o dalgalar beyinde açığa çıkar ve böylece rüyalar, semboller şeklinde görülmüş olur!.

·         Mutlak mânâda kâinatı meydana getiren ve kâinat içinde yer alan her nesnenin, birimin orijinini teşkil eden ana yapının adıdır, “MELEK”!

·         Melâike varlığını “ALLAH”`ın “esma`ül hüsna“sından alır!. “ALLAH”ın isimleri yani esmâül hüsnâ, (güzel isimler) manalarını ortaya koymaya başladığı anda oluşan mânâ varlıklar “MELEK adını alır.

Melek“, “melk“ten gelir ki, “güç, kuvve” anlamınadır… “ALLAH”ın kuvvede mevcut özelliklerinin-esmâsının- açığa çıkması ile oluşan birimler anlamınadır.. Bu itibarla melekler, “ALLAH” rasûlleridir!.

·         Melek, eni–boyu, şekli, hacmi, ağırlığı olmayan; kısaca, bildiğimiz madde şartlarıyla alâkası olmayan bir yapıyı tarif etmektedir. Bu durumda da bir mekânsal geliş elbette söz konusu değildir!.. Hatta varlık âleminde belki bir katmandır veya boyuttur diye söylenebilir. Bu durumda evrende varolan varlığın holografik esasa göre yaratılmış olduğunu düşünürsek, bu ve diğer isimlerle adlandırılan tüm meleklerin (ya da melekûtun) yani kuvvelerin insanın varlığında bir boyut olarak yer aldığını ve dışardan gelmesinin söz konusu olmadığını fark ederiz.

·         Melek“ler de, “insan”lar gibi “esmâ terkipleri“dirler!.. Tek bir ismin açığa çıktığı birimler değil!

·         Allah, tüm varlığın olduğu gibi, meleklerin de varlığında hulûl sözkonusu olmaksızın mevcuttur!.

Burada kısaca bir tesbit yapalım;

Yeryüzü melekleri yaşamakta olduğumuz madde boyutu nuranî yapılarıyla etkilemekte olan meleklerdir. Onların boyutsal olarak fevkindeki melekler ise semâ melekleri olarak tanımlanmaktadır ki bunların içinde “mele`i a`lâ”, “hazire`i kuds”, “melâike-i ulül`azm” gibi isimlerle işaret edilen melekler mevcuttur.

·         “Meleklere” iman, “Esmâ mertebesinde” mevcut olan özelliklerin, kuvveden fiile çıkması aşamasında oluşan “kuvvelere iman”ı anlatmaktadır. Çokluk âlemi olarak tanımlanan “El Esmâ” özellikleriyle oluşmuş birimsel benliklerin tamamı bu kuvvelerden meydana geldiği içindir ki; her şeyin varlığındaki üst boyut “melekiyetidir”… Fark, bunun olup olmamasında değil; bunun fark edilmesinde ya da fark edilmemesinde; en azından bu realiteye “iman” edilip edilmemesindedir. Kendisini yalnızca bir bilinç varlık (insansı) kabul edip “iman”ı olmayanın bu hususu kavraması imkânsız denecek kadar güçtür!

 

 Konuyla alâkalı bilgiler

 

·         Her bir boyutun da kendine has melekleri oluşmuştur… Melekler nur yapılıdır. Bunu bugünkü dille ifade etmek gerekirse, enerji kökenlidir diyebiliriz. Herşey enerjiden meydana gelmiştir dendiği zaman, burada bahsedilen enerjidir.

·         Melekler aslında, orijin yapı olarak suretsiz ve şekilsiz varlıklardır. Ancak, meleğin işlevi ile bağlantılı bir frekansı vardır!. Yani, melekler, belirli çok çok yüksek frekanslardır, titreşimlerdir!. Ve, bu titreşimlerin ihtiva ettiği anlamlar söz konusudur. Bu frekans, her hangi bir şekilde kişinin beynine ulaştığı zaman; beyin onu, kendi veri tabanına göre tarar ve kendi veri tabanındaki en yakın frekansa uygun şekilde değerlendirir, detifre eder!. Yani, o frekansa uygun, hayâli sureti meydana getirir. Böylece beyinde belirli bir suret oluşur.

·         Evrende var olan her şey “enerji”den meydana gelmiştir… Yani, “nur”dan meydana gelmiştir… Meleklerin varlığı da “nur“dur; dolayısıyle, meleklerden meydana gelmemiş hiç bir şey yoktur!. “İnsan” denilen varlığın aslı, orijini de melektir!…

·         Maddenin aslı da melektir!. Çünki melekler, her şeyin varlığını oluşturan “ALLAH” isimlerinin anlamlarının, soyut boyuttan somutluk ortamına geçişinde yer alan ilk bilinçli, kaynak varlıklardır!.

·         “OKU” hitabıyla işaret edilen yüce ve muazzam Kitabullah da, o meleklerin varlığı ile oluşmuş kitaptır!… Sanki yazının mürekkebi, şekilleri meleklerdir; Bu Kitabullahın harfleri meleklerdir; âyetleri, sûreleri meleklerdir!.

·         İnsan var olana kadar mevcut olan bütün varlıklar, sadece belirli Allah isimlerinin mânâlarıyla var olan varlıklardı. Meselâ; bir kısım melekler, “Subbûh” ve “Kuddûs” isimlerinin mânâlarını izhâr için vardır… Bir kısım melekler, “Cebbâr” ve “Kahhâr” isimlerinin mânâlarını izhâr için vardır. Bunlar gibi sayısız melekler, yani bizim gözümüzün göremediği sayısız varlıklar, hep, çeşitli isim bileşimlerinin anlamlarını ortaya koyabilmek, âşikâr edebilmek için vardır.

·         Melekler ile Allah`ı iki ayrı, karşılıklı varlıklar gibi düşünüp, Allah`ın meleklere hitâb etmesini, meleklerin de Allah`a seslenişini iki ayrı varlığın birbirine hitâb edişi gibi düşünmek son derece olgunluktan uzak bir görüştür!.

·         Yeryüzü melekleri yaşamakta olduğumuz madde boyutu nuranî yapılarıyla etkilemekte olan meleklerdir. Onların boyutsal olarak fevkindeki melekler ise semâ melekleri olarak tanımlanmaktadır ki bunların içinde “mele`i a`lâ“, “hazire`i kuds“, “melâike-i ulül`azm gibi isimlerle işaret edilen melekler mevcuttur.

·         İnsanın ürettiği gazap melekleri, orijin olarak melek ancak vasıf olarak “cin”dir!

·         “Allah, bir kulunun sevilmesini murad ederse, meleklerine buyurur ki; “Ben bu kulumu seviyorum. Siz de onu sevin!.” O melekler de sırasıyla dünya meleklerine kadar o sevgiyi ilham ederler ve nihayet Allah’ın o sevgisini hak eden kullara okur. Kalbe sevgiler verilir. O kullar karşısındaki kişiyi severler.

·         Soru
-Üstad`ım, Beyin 120. günden itibaren ışınsal bedeni üretmeye başlıyor. Bu, Ruh`un oluşum sistemidir. Acaba meleklerin oluşum sistemi nasıldır? Teşekkür ederim.

Üstad
-O konuyu bilmiyorum…..!..

Üstad
-Arkadaşlar, size faydası olmayan konularla vakit geçirmek yerine ; nasıl arınıp, nasıl taklitten kurtulabileceğiniz yolunda kafa yorsanız daha iyi olacakmış gibi geliyor bana…

Kimin hangi mertebede olduğunu, meleklerin nasıl doğduğunu bilmenin, bizim vehmi benliğimizden kurtulmamıza hiç bir yararı yoktur!.Bunlar da, düşünsel dedikoduya girer!.

Kendi odasından başını çıkaramayan insanın, evrenin bir ucundaki galaksinin nasıl oluştuğunu keşfe ulaşması gibi bir şey bu!…

Allah, kendisini bilmemiz için yaratmışsa bizi, bize gereken, kendi hakikatimizdeki özellikleri keşfedebilmektir önemli olan…

 

 

 

May 16, 2014 in Enerji, Esma Kuvveleri, Kuvve, Mele-i Ala, Melek, Meleki Boyut, Meleki Kuvve, Melekut, Melekut Alemi, Melik, Melk, Nur, RUH adlı Melek, Sema Melekleri, Sorgu Melekleri, Yeryüzü Melekleri
Tagged