Evlilik – Evlenmek

Evlilik kavramının anlamı

 

·         Allah Rasûlü’nün nikâhını kim kıymıştı?

“İmam” kime denir; ne anlama gelir; bunu biliyor musunuz?.

Önemli olan İmamın ya da sütçünün nikâh kıyması değildir!… Önemli olan nikâhkavramı“dır!…

Bu da iki kişinin bir gecelik zevk için değil, uzun süreli birbirinin maddi mânevi sorumluluğunu üstlenmesidir… Bu konuda iki şâhit huzurunda, kişilerin itirafı nikâh akdidirKur’an’daki nikâh kavramı budur!… Bunun içinde imama ya da sütçüye ihtiyaç yoktur!…

Kur’ân’da anlatılmak istenenleri çok iyi anlamak gerek…

Yoksa bugünkü taklidî uygulamanın batağında boğulur insan!…

Kur’ân’ın nikâh kavramı ile, toplumsal örfün nikâh kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir…

Sistemi okuyun!…

“Allah Adıyla İşaret Edilen” için senin ne ibadetin bir anlam taşır, ne imanın, ne de nikahın!…

Öyle ise bu konuyu, şartlanmalardan öte, gerçekçi şekilde bir düşünün bakalım!..


 

 Konuyla alâkalı bilgiler

 

·         Şu hususa DIKKAT!…

Kur’ân ‘da, Kitab’ın bir kısmını okumanın yetersiz olduğuna işaret eden uyarılar vardır…

Eğer Kitab’ın tamamını okuyamazsanız, konu hakkında yanlış kanaatlere varırsınız!..

Sistem ise tümüyle bir kitaptır!…

İçinde yaşadığınız sistemin yalnızca köyünüzden bahseden sayfalarını okursanız; yarın başka toplum içine girdiğinizde “ALLAH”ı inkâr noktasına gelir ve artık hayâlinizde yarattığınız “TANRI”nızla başbaşa kalırsınız…

Sizin köyünüzün kuralları, örf âdetleri kitabın bir paragrafı olduğu gibi, diğer sayfalarda da çok daha başka konular işlenmiştir YAZAN tarafından!…

Sizin köyünüzde İMAM NİKÂHI vardır, diğer köyde Sütçü nikâhı!…

Allah Rasûlü’nün nikâhını kim kıymıştı?

“İmam” kime denir; ne anlama gelir; bunu biliyor musunuz?.

Önemli olan İmamın ya da sütçünün nikâh kıyması değildir!… Önemli olan nikâhkavramı“dır!…

Bu da iki kişinin bir gecelik zevk için değil, uzun süreli birbirinin maddi mânevi sorumluluğunu üstlenmesidir… Bu konuda iki şâhit huzurunda, kişilerin itirafı nikâh akdidirKur’an’daki nikâh kavramı budur!… Bunun içinde imama ya da sütçüye ihtiyaç yoktur!…

Kur’ân’da anlatılmak istenenleri çok iyi anlamak gerek…

Yoksa bugünkü taklidî uygulamanın batağında boğulur insan!…

Kur’ân’ın nikâh kavramı ile, toplumsal örfün nikâh kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir…

Sistemi okuyun!…

“Allah Adıyla İşaret Edilen” için senin ne ibadetin bir anlam taşır, ne imanın, ne de nikahın!…

Öyle ise bu konuyu, şartlanmalardan öte, gerçekçi şekilde bir düşünün bakalım!..

·         HALİFETULLAH” olan Muhammed Mustafa’yı görmekten âciz olanlar; kendileri gibi bildikleri için O Zâtı; kaç evlilik yaptığını dile getirerek akıllarısıra O’nu gölgeleyeceklerdir!…

Bilmezler mi, Güneş’e bulut ermez; ancak oluşturdukları bulutla yerdekileri o Güneş ışığından mahrum bırakırlar!.

İnsanın en faal organı hangisi ise, beyni en çok hangi organı ile ilgili olarak çalışıyorsa; karşısındakinin de o organıyla ilgilenir!…

Kısaca demişlerdir ki, “insanın fikri neyse, zikri de odur!”

Kur’ân nâzil olmadan önce, o toplulukta bir erkek sınırsız sayıda kadın alıp, sonra da bunları ölünce oğullarına miras bırakırken; Kur’ân-ı erim’in bunu âzâmi dörtle sınırlamasını ve bunun da ötesinde, zorunlu olmadıkça bir eşle yetinilmesini önerdiğini hangi dürüst ve samimi kişi inkâr edebilir?…

25 yaşında iken, 40 yaşında dul bir kadınla evlenen; 25 sene sadece onunla beraber olan; 50 yaşında iken 65 yaşındaki hanımla ömür süren bir Zâtın, kadına düşkünlüğünü hangi normal akıl sahibi öne sürebilir?…

Bâtınî- sırrî gerçekleri görecek fıtrattan mahrum isek; hiç değilse, apaçık ortadaki gerçeklerden perdelenmeyelim!…

Varlığın özü, aslı, hakikati “ALLAH”ı bildiren “RASÛL” oluşunu değerlendiremiyorsak; hiç olmazsa, ölümötesi ebedî yaşam saadetine kavuşmamıza vesile olma göreviyle gelen “RASÛL” oluşunun azâmetini fark edelim…

Farkedelim ki…

O yüce Zât, dünya saltanatı sürmek, din devleti kurmak, sosyal ya da iktisadî düzen getirmek, kısaca insanların dünyalarını mâmur etmek için gönderilmemiştir!.

İnsanların ırkı, dili, rengi ne olursa olsun O’nun için hiç önemli değildir!.

O’nun gözünde her insan bir değerdir…

Her insan, kendisi gibi Allah’ın varlığıyla varolmuştur; ve ne yazık ki özündeki “ALLAH”tan habersiz ya da perdeli olmanın azâbını yaşamaktadır!.

Her insan kısa bir süre sonra çok kısa olan bu dünya yaşamından ayrılacak, milyarlarca ve milyarlarca sene sürecek olan ebedî yaşam boyutuna geçecektir…

İyi ya da kötü dünya yaşamı rüyasından uyanıldıktan sonra aynı rüyaya bir daha da dönüş asla sözkonusu olmayacaktır.

Öyle ise en önemli şey, rüyanın bitiminden sonraki ebedî hayattır!.

Ölümle bitecek olan dünya rüyasından sonraki sonsuz yaşamın kazanılması ancak ve ancak bu dünyada kişinin yapabileceği bazı çalışmalara bağlıdır. Ya kişi bu dünya rüyası içinde bu çalışmaları yaparak kendisini geleceğin sonsuz azap ve sıkıntılarından kurtaracak; ya da bu hazırlığı yapmayıp sonuçlarına acı bir şekilde katlanacaktır!.

Evet… Muhterem İnsan, en yüce vasfı “RASÛL”lüğüyle bize hakikatimiz olan “ALLAH”ı tanıma kapısını açıyor; ölümötesi yaşama kendimizi hazırlamamızın yollarını öğretiyor…

“İNSAN İÇİN KENDİ ÇALIŞMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY SÖZKONUSU DEĞİLDİR!” hükmünün gereği olarak “yukarıda bir tanrı” anlayışıyla insanların kendilerini ateşe atmalarını önlemek amacıyla görev îfâ eden “RASÛL”ü, bir rüya önderi gibitanımlamak, sonuçta herkesi büyük hüsrana uğratacaktır!.

Rüya olan dünya hayatının tüm bölünmeleri, ırk ya da mezhep ayırımları ölümle bir anda geçerliliğini yitirerek, bu yolda harcanan zamanların israf olduğunu bize idrâk ettirecektir!…Ne çare ki artık telâfisi olanaksızdır!…

Öyle ise O yüce Zâtı aslî değerleriyle ve göreviyle idrâk etmeyi Allah bize kolaylaştırsın da, ALLAH’a, RASÛLÜ’ne ve KUR’ÂN ‘a iman noktasında bir araya gelip ölümötesi yaşamı kazanmayı birbirimize kolaylaştıralım.

Evet değerli okurlarım…

Allah’ın Ahadiyetine iman etmek ve Muhammed Mustafa’nın “ABDU-HÛ” ve “RASÛLU-HÛ” oluşunu itiraf etmekten daha şerefli bir idrâk olamaz…

Ben MUHAMMEDÎ’yim!…

Bu şerefi bahşeden Allah’a şükürden de âcizim…

 

·         AHZAB 33-37              Hani sen, Allah`ın üzerine in`amda bulunduğu ve senin de kendisine in`amda bulunduğun kimseye (Hz.Rasulullah`ın evlatlığı Zeyd b. Harise): “Eşini nikahında tut ve Allah`tan korun” diyordun, (fakat) Allah`ın açığa çıkaracağı şeyi düşüncende gizliyordun ve insanlardan endişeliydin (bu fikrini yanlış anlayıp Allah yolundan dönerler diye)! (Oysaki) Allah, kendisinden endişe etmene daha layıktır! Zeyd ondan boşanınca, onu (Zeynep`i) seninle biz evlendirdik ki; evlatlıklarının eşlerinde, onlarla ilişkiyi bitirdiklerinde, iman edenler için (onlarla evlenmek hususunda) bir zorluk-engel olmasın… Allah`ın hükmü yerine gelmiştir!

·         AHZAB 33-49              Ey iman edenler! iman etmiş kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan önce onları boşarsanız, sizin için onlar aleyhine, sizin belirleyeceğiniz bir iddet (yeniden evlenmelerine mani bir süreç) hakkınız yoktur… Derhal mut`alarını verin (mal-para verin) ve kendilerini kolaylıkla serbest bırakın.

·         AHZAB 33-50              Ey Nebi! Muhakkak ki biz sana mehrlerini verdiğin eşlerini, Allah`ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduklarını (cariyeleri) ve seninle beraber hicret eden; amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; bir de eğer kendini O Nebi`ye hibe etmiş, O Nebi de onunla evlenmeyi dilemiş ise, iman etmiş bir kadını, diğer iman etmişler dışında sana özel olarak helal kıldık… Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz ettiğimizi mutlaka biliyoruz… Sana, bir vebal düşüncesi olmasın diye (bu hükümleri açıkladık)… Allah Gafur`dur, Rahim`dir.

·         AHZAB 33-53              Ey iman edenler… O Nebi`nin evlerine, sizin için bir yemeğe izin verilmeniz dışında, girmeyin… (Bu da) onun (yemeğin pişme) vaktini beklemeksizin-gözlemeksizin (olsun)… Fakat davet olunduğunuzda girin… Yemek yedikten sonra da (ev halkı veya birbirinizle) lakırdıya dalmaksızın dağılın! Muhakkak ki bu (davranışınız-laubaliliğiniz), O Nebi`ye eziyet veriyor, fakat O sizden çekiniyor (bir şey diyemiyor kırmamak için)! Allah, Hakk`ı açığa vurmaktan çekinmez! Onlardan (Nebi`nin eşlerinden) bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin… işte bu, sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha temizdir… Sizin Rasulullah`a eziyet vermeniz de, O`ndan sonra O`nun eşlerini nikahlamanız da ebeden olacak bir şey değildir… Muhakkak ki bu, Allah indinde Azim`dir.

·         BAKARA 2-221           Şirk koşan kadınlarla, iman edene kadar nikahlanmayın. iman eden bir cariye, hoşunuza gitse dahi şirk ehli bir kadından kesinlikle daha hayırlıdır (güzellik bedende değil inanç paylaşımındadır). Müşrik erkeklere de, iman edinceye kadar, (iman eden kadını) nikahlamayın. iman eden bir köle, size hoş gelse dahi müşrik bir erkekten elbette daha hayırlıdır. Onlar (şirk ehli) ateşe davet ederler. Allah ise (hakikatinizin elvermesinden doğan) izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor. Allah (hakikatin) işaretlerini insanlar için apaçık beyan eder ki, (bu gerçekler) hatırlansın.

·         BAKARA 2-228           Boşanmış kadınlar üç aybaşı süresi hamile olup olmadıklarını anlamak için evlenmeyip bekleyeceklerdir. Hakikatleri olan Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman ediyorlarsa, Allah`ın rahimlerinde yarattığını gizlemeye hakları yoktur. Kocaları da bu süre zarfında barışmak isterse, başkalarından daha önceliklidir. Karıların kocaları üzerindeki hakkı gibi kocaların da karıları üzerinde hakkı vardır. Ancak kocaların hakkı bir derece daha ileridir (erkekten kadına akış olduğu için). Allah Aziz`dir, Hakim`dir.

·         BAKARA 2-230           Erkek bunlardan sonra (üçüncü defa) tekrar karısını boşarsa, o kadın başka biri ile nikahlanmadıkça tekrar kendisine helal olmaz. Şayet yeni kocasından boşanırsa, evlilik şartlarını Allah sınırları içinde yürütebileceklerini düşünüyorlarsa, tekrardan nikahlanmalarında üzerlerine bir suç yoktur. işte bunlar Allah`ın (koyduğu) sınırlarıdır ki, (Allah`ı) bilen kavim için açıklıyor.

·         BAKARA 2-232           Karılarınızı boşadığınızda, bekleme süresi sonunda, aralarında karşılıklı anlaşmaları halinde, evlenmelerine engel olmayın. Bu sizden kim Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman ediyorsa ona verilmiş olan bir öğüttür. işte bu sizin için daha temizdir. Allah bilir siz bilmezsiniz!

·         BAKARA 2-234           Sizden vefat edenlerin geriye bıraktıkları eşleri dört ay on gün beklerler (yeniden evlenmek isterlerse). Sürenin sonunda onların örfe göre yaptıkları davranışta (başkasıyla evlenmesinde) bir suç yoktur. Allah tüm yaptıklarınızın oluşturucusu olarak Habir`dir.

·         BAKARA 2-235           (Bekleme sürecindeki) kadınlara evlenme isteğinizi hissettirmenizde veya içinizde saklamanızda bir suç yoktur. Allah bilir ki sizin onlara meyliniz olacaktır. Fakat örf dışında, gizlice beraberliğe yeltenmeyin. Bekleme süresi doluncaya kadar nikah bağını kurmayın. Bilin ki Allah bilinçlerinizdekini bilir; bundan dolayı O`ndan sakının. Bilin ki Allah Gafur`dur, Halim`dir.

·         BAKARA 2-237           Kendilerine bir mehr tayin ettikten sonra, onlarla yatmadan önce boşamışsanız, karar verdiğiniz mehrin yarısını kendilerine verin. Ancak kendileri veya nikah akdi vekilleri vazgeçerse bu haktan, o başka. Sizin (mehrin tümünü ona) bağışlamanız ise takvaya daha uygundur. Birbirinize faziletli davranmayı unutmayın. Muhakkak Allah yaptıklarınızı Basir`dir (değerlendirmektedir).

·         FURKAN 25-54           Hu ki, sudan bir beşer (biyolojik bedenli insan) yarattı da, onunla neseb (kan-gen akrabalığı) ve sıhr (nikah-evlilik ile hasıl olan hısım akrabalık) duygusu oluşturdu! Senin Rabbin Kadir`dir.

·         iSRA 17-32   Zinaya (evlilik dışı ilişkiye) yaklaşmayın! Şüphesiz o bedenselliğin azgınlığıdır! Sonu kötü yoldur!

·         KASAS 28-27               (Şuayb Musa`ya) dedi ki: “Ben, sekiz sene bana çalışman karşılığında şu iki kızımdan birini sana nikahlamayı diliyorum… Eğer on seneye tamamlarsan, senin derununun getirisidir! Sana zorluk vermek istemem… inşaAllah beni salihlerden bulacaksın.”

·         MAiDE 5-5   Bu gün size güzel-temiz tüm gıdalar helal kılınmıştır… Kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanların yemekleri size helaldır… Sizin yemekleriniz de onlara helaldır… iman eden kadınların iffetli olanları ile sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerden iffetli olan kadınlar da, mehrlerini vermeniz (nikahlamanız), zinadan uzak durmaları ve (gizli) dost tutmamaları şartıyla, size helaldır… Kim imanın şartlarını ve gereklerini tanımayıp, hakikati inkar ederse, elbette onun yaptığı işler boşa gider ve o, sonsuz gelecek sürecinde hüsranda olanlardandır.

·         MÜCADiLE 58-3         Kadınlarından zihar yapıp (zihar ile ayrılmak isteyip) sonra da sözlerinden dönenler (zihar ile boşamaktan vazgeçip evliliklerine dönenler), kadınları ile ilişkiye girmeden önce bir köle azat etmelidirler! işte size öğütlenen budur… Allah yaptıklarınızı (yaratanı olarak) Habir`dir.

·         MU’MiNUN 23-5      Onlar cinsel organlarını evlilik dışı ilişkilerden korurlar.

·         MÜMTEHiNE 60-10 Ey iman edenler… iman eden kadınlar hicret ederek size geldiklerinde, onları sorgulayın. Allah onların imanlarını iyi bilir! Eğer onları iman etmiş kadınlar görürseniz, onları hakikat bilgisini inkar edenlere geri döndürmeyin! Ne bunlar onlara (küffara) helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar! Onlara (küffara) infak ettiklerini (mehrlerini) verin. Onların (bu kadınların) mehrlerini kendilerine verdiğiniz vakit, onları nikahlamanızda sizin üzerinize bir vebal yoktur. Hakikat bilgisini inkar eden kadınların nikahlarını tutmayın… Harcadıklarınızı geri isteyin; onlar da harcadıklarını istesinler. Bu size Allah`ın hükmüdür… Aranızda hükmediyor. Allah Alim`dir, Hakim`dir.

·         NiSA 4-127 Kadınlar hakkında senden, haklara dair açıklama istiyorlar… De ki: “Onlarla ilgili hükümler hakkında açıklamayı size Allah veriyor!” Onlar için yazılmış hakları kendilerine vermediğiniz ve (üstelik) kendileriyle nikahlamaya (evlenmeye) rağbet ettiğiniz yetim kızlar ile zor durumdaki çocuklara ve bir de yetimlere adaleti ikame etmeniz hakkında bilgiler yüzünüze okunuyor… Ne hayır yaparsanız, muhakkak ki Allah onu Alim`dir (çünkü yaptığınız hayrın yaratanı O`dur).

·         NiSA 4-21     Birbirinizle birleşip bütünleştikten sonra nasıl geri alırsınız ki; ayrıca (nikahlanırken) sizin sözünüz vardı.

·         NiSA 4-22     Babalarınızın nikahlayıp ayrıldığı kadınlarla evlenmeyin. Geçen geçti (onlar müstesna). Şüphe yok ki bu çok çirkin ve yanlış bir uygulamadır. Ve dahi ne kötü bir adettir!

·         NiSA 4-23     Size (şunlarla evlenmek) haram edildi: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri ve kendileri ile gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızdan (doğmuş) evlerinizde bulunan üvey kızlarınız… Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile birleşmemişseniz (onlarla evlenmenizde) sizin üzerinize bir sakınca yoktur… Ayrıca sizin sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ile iki kız kardeşi birlikte almanız (da size haram edilmiştir)… Ancak geçmişte kalan müstesna… Muhakkak ki Allah Gafur`dur, Rahim`dir.

·         NiSA 4-24     Malik olduğunuz (cariyeler) müstesna, evli kadınlar haram kılınmıştır. (Bunlar) üzerinize Allah`ın yazısıdır (farzıdır)… Bütün bunların dışında kalanları, “sifah”tan (zinadan) kaçınarak namuslu yaşamanız için, mallarınızdan sarf ederek (nikahlamanız) size helal kılındı. Nikahlanarak beraber olduğunuz kadınlara mehrlerini tamamıyla verin. Bundan başkaca karşılıklı anlaşarak daha fazlasını vermenizde de sakınca yoktur. Muhakkak ki Allah Alim`dir, Hakim`dir.

·         NiSA 4-25     Sizden, iman eden hür kadınlarla evlenme imkanına sahip olmayanlar, malik olduğunuz iman eden genç kızlarınızdan (nikahlasın)… Allah sizin imanınızı (hakikatinizde olarak) bilir… Birbirinizdensiniz… Onları, sahiplerinin izniyle nikahlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak durarak, iffetli kadınlar olmaları halinde, örf üzere (mehrlerini) verin… Evliliğe geçtikten sonra eğer bir fuhuş yaparlarsa, (o takdirde) hür kadınlara tatbik edilen azabın yarısı onlara verilir… Bu (cariyeler ile evlenme yolu), sizden suç işlemekten korkan kimse içindir… Şartlara dayanmanız, sizin için daha hayırlıdır… Allah Gafur`dur, Rahim`dir.

·         NiSA 4-3       Eğer yetimler (kadınlar) konusunda haklarını vermede korkunuz yoksa, o zaman sizin için temiz olan (şirk ehli olmayan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer (aralarında) adaletle davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir tane ile veya ellerinizin maliki ile (yetinin). (Nikahsız {evlilik anlaşmasız} birlikte yaşamayın.) Zulmetmemeniz için bu en ehven olanıdır.

·         NiSA 4-34     Erkekler, kadınlar üzerine kavvamdırlar (koruyup gözeten). Allah`ın fazlıyla açığa çıkardığı bazı özellikler sebebiyle bazısı diğerinden üstündür, mallarından karşılıksız bağışlarlar. Saliha kadınlar eşlerine saygılı ve söz dinlerler. Allah`ın kendilerini korumasıyla gayblarını korurlar (yalnızken başka erkeklerle olmazlar). Serkeşlik yapmasından korktuğunuz (evlilik sorumluluğunu yerine getiremeyecek olmasından çekindiğiniz) eşlerinize öğüt verin (yanlışlarını fark ettirin); (anlamamakta ısrar ederlerse) yataklarında yalnız bırakın ve bu da yeterli olmazsa onları (rencide edecek kadarıyla) dövün. Size uyarlarsa artık üstlerine gitmeyin, incitmeyin. Muhakkak Allah aliyy`dir, Kebir`dir.

·         NiSA 4-4       Kadınlara mehrlerini (evlilik bağışı-hediyesi) severek bağışlayın. Şayet gönül hoşluğuyla bağışladığınızdan bir kısmını geri verirlerse, onu da içinize sinerek yeyin.

·         NiSA 4-6       Yetimleri nikahlanabilecekleri yaşa gelene kadar gözetip deneyin. Şayet onların olgunlaştığını gözlerseniz, mallarını kendilerine teslim edin. Onlar büyüyünce mallarına sahip olacaklar diye, acele edip mallarını israf etmeyin. Zengin olan iffetli davransın (yetim malını yemekten uzak dursun). Yoksul olan ise, ondan örfte olan kadarıyla (haddi aşmadan) yararlansın. Mallarını kendilerine iade ederken de şahit bulundurun (yaptıklarınızın değerlendirilmesi için). Hakikatiniz olan Allah Esma`sından Hasib isminin özelliği size yeterlidir.

·         NUR 24-2     Zina (evlilik dışı ilişki) yaşayan dişi ile zina eden erkek(e gelince)… Her birine yüz değnek vurun! Eğer Esma`sıyla hakikatiniz olan Allah`a ve sonsuz gelecek yaşam sürecine iman etmiş iseniz, Allah`ın Dininde (sisteminde) o ikisi ile ilgili acıma sizi engellemesin (bilakis bu ceza onlara rahmet ve sevginin sonucudur)… iman edenlerden bir kısmı da o ikisinin azabına şahit olsun.

·         NUR 24-3     Zina (evlilik dışı ilişki) yaşayan erkek ancak zina eden yahut müşrik bir dişiyi nikah eder… Zina eden dişi de ancak zina eden veya müşrik bir erkekle nikah eder. Bu, iman edenlere haram edilmiştir.

·         NUR 24-32   Sizden evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salihleri nikahlayın! Eğer onlar fakirseler, Allah kendi fazlından onları zengin eder… Allah Vasi`dir, Alim`dir.

·         TAHRiM 66-10            Allah, hakikat bilgisini inkar edenler için Nuh`un karısı ile Lut`un karısını misal verdi… (O kadınların ikisi de) kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler. (Karıları) onlara (Nuh ve Lut`a) hainlik ettiler de, (Nuh ve Lut) Allah`tan (gelen) hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıramadılar. (O iki kadına): “Girenlerle beraber ateşe girin!” denildi.

·         TALAK 65-2                 iddetlerinin sonuna ulaştıklarında, ya onları örfe uygun nikaha devam ettirin veya örfe göre onlardan ayrılın… Sizden iki adalet sahibini şahit tutun… Allah için şehadeti ikame edin… işte bu, Esma`sıyla hakikati olan Allah`a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden kimsenin kendisi ile öğütlendiğidir… Kim Allah`tan korunursa, ona bir çıkış yeri oluşturur.

 

 

 

May 20, 2014 in Evlilik, İmam Nikahı, Nikah, Nişan Yüzüğü, Zina
Tagged